Oscar Wilde hâlâ Merrion Meydanı'nda, büyük bir kayanın üstünde bir gölge gibi uzanıyor. Oyun yazarı ve vatanseverlerin adları verilmiş köprüleriyle Liffey Nehri yine denize doğru ağır ağır akıyor. Grafton Caddesi paralı zengin dopdolu. Ama İrlandalılar sıkıntılı. İrlandalılar gelsin diye devletin ve turizm sektörünün desteklediği kampanyanın bu yılki adı "Büyük Toplanma". Bill Clinton'un deyişiyle, dünyanın yarısının İrlandalı olduğu ve kalan yarısının da İrlandalı olmak istediği düşünülürse, bunu satmak zor olmamalı. Gelgelelim, bir yenilenme yılı olması gereken, 70 milyonluk bir diasporanın birkaç kuşak önceki anavatanlarına çağrıldığı bu vesile, buruk bir yıldönümünün anısıyla bulutlanıyor. Çünkü İrlanda'nın son kralı, Başkan John Fitzgerald Kennedy, büyük dedesi Patrick'in yurduna elli yıl önce bu sıralar gelmişti. Ve birkaç ay sonra da Dallas'ta vuruldu. İrlanda ve ABD'nin şüphe içinde bocaladığı bugünden o zamana dönüp bakınca ne çok şey değişti; üstelik bu değişim birçok bakımdan kötü yönde oldu. Halk Kennedy'nin çevresini sarmıştı. Özgür dünyanın lideri gelmişti; bir milyon İrlandalıyı öldürmüş bir kıtlıktan kaçan insanların torunlarından biri. Zamanın ve iyi talihin bir eseri olarak gençlikle dolup taşan bu lideri görmek, her şeyin mümkün olduğuna inanmak demekti. Kennedy'nin gezdiği İrlanda, yaşlı ülkelerin en genciydi ve 750 yıllık bir İngiliz işgalinin ardından henüz 40 yıldır kendi ayakları üstünde duruyordu. Burası çiftçilerin, esnafın ve işçilerin yoksul adası, dindar Katoliklerin ülkesiydi. Birkaç yıl önce biten Kelt Kaplanlığına varan bir geleceği vardı (sürdürülemez refahın ülkesi, İrlanda). İstismarcı din adamlarını koruyan kilisenin görkemli başarısızlığının ardından birçok evde haçlar kaldırıldı. Bir iyilik aracı olarak devlete olan inanç kayboldu. Bankacı, finansçı ve sigortacıların desteklediği ve suç ortaklığı yaptığı siyasi liderler ekonomiyi mahvetti, sonra da kurtuluş ekspresine atlayıp yakayı sıyırdılar. Onların dışında herkes (yüksek vergiler, temel hizmetlerin kesilmesi ve gerçek acılar cinsinden) bedel ödedi. Geçmişte ihracatın en büyük kalemi olan insan göçü tekrar artışta. 2008'den bu yana 300 binden fazla İrlandalı gitti. Geriye evlerde, dükkânlarda ve birahanelerde Başkan Kennedy'nin resimleri kaldı. O, Amerikan Yüzyılı'nın doruğa vardığı bir zamanda dondurulmuş olarak hep 46 yaşında. O zamanlarda Ay'a gitmek, yaşlılara sağlık hizmeti sunmak, ülkeye eşya olarak gönderilmiş bir halka tam vatandaşlık hakkı vermek gibi işleri yapabiliyorduk. Richard Nixon döneminde geçirilen örnek çevre yasaları iki partiden de güçlü destek almıştı. Ronald Reagan iyimserlik ve Soğuk Savaş'ın sonunu getirdi. Bill Clinton vergileri artırıp bütçenin dengede olduğu ve rekor istihdam artışlarının yaşandığı yılları getirdi. Son dönemlerdeyse ABD bir yıkım politikası ve ataletin kuşatması altında. Kendisini gülünesi bir şekilde ülkenin kurucularına benzeten Çay Partisi kanadına teslim olmuş Cumhuriyetçiler sadece bir şeyi gösterebiliyor; o da dar kafalı tutucuların ne kadar vatanseverlikten uzak ve kifayetsiz olabildikleri. Devletin niçin kepenk indirdiği ve dünya ekonomisini (inatçı ve zararlı bir siyasi suistimalin sonucu) felaketle karşı karşıya getirdiği, tüm dünyada olduğu gibi burada da insanları hayrete düşürüyor. Sağlık hizmetlerinin halka ulaştırılması mıydı neden? Başlangıçta evet. Sonra neye dönüştü bu? Bir hiçe. Bir hiç uğruna iş dünyası, ücretler ve gelirde neredeyse 5 milyar dolar zarara uğradık. Kennedy yaşasaydı, olumsuz ekonomik hamlelerin domino etkisi olmasaydı, peş peşe gelen darbeler yüzünden Batı dünyasında birçok kişi şikeli bir oyun döndüğünü hissetmeseydi acaba neler olurdu? Bunu merak etmek faydasız. Fakat geriye dönüp bakmak hiçbir zaman boş bir uğraş değildir. İrlanda'nın her metrekaresi hatıralarla kaplı. Bugünlerde Dublin Havaalanı'ndaki afiş ve broşürleri süsleyen Kennedy'nin yüzünden maksat, İrlanda'ya el uzatmak için insanların ilham alması. Söylenmek istenen şey açık: İrlanda'ya bir iş kazandırın ve devletten bin 500 euro ödül alın. Eh, bu da bir şey. Kennedy dönemindeki tereddütsüz güven duygusunu hatırlamak iki ülkeye de yarar getirecektir. O duygu tamamen ortadan kalkmış değil, ama bulmak eskiye göre çok daha zor.
TİMOTHY EGAN