15 Temmuz darbe girişimi ülkemizde işlenen birçok cinayet ve kumpas davalarında FETÖ'nün asker, polis, hakim ve savcılarının rolü olduğuna dair güçlü ipuçları ortaya çıkardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı otele operasyon yapan suikast timinin içinde yer alan Kara Havacı Yarbay Davut Uçum ve Astsubay Aydın Özsıcak, takipsizlikle sonuçlanan Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmanın şüphelisi. Aydın Özsıcak, 25 Mart 2009 tarihinde Muhsin Yazıcıoğlu ve beş arkadaşına mezar olan helikopterdeki kayıt yapma özelliğine sahip Argus5000 CE ve SKYMAP cihazlarını çaldı. Davut Uçum, Aydın Özsıcak ile Yazıcıoğlu'nun helikopterinin kayıt cihazlarını çalan diğer kişi. Balyoz davasında askerlere kumpas kurulduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmada bir numaralı şüpheli olan Cumhurbaşkanlığı eski Muhafız Alayı Komutanı Kurmay Albay Muhammed Tanju Poshor da Kosova'daki NATO birliğinde görevli iken 14-17 Temmuz'da izin kullandığı, 15 Temmuz darbe girişimine katılıp TRT baskınını yapan grubu yönettiği gerekçesiyle tutuklandı. Jandarma Genel Komutanlığı Karargahında darbeyi yöneten Muharrem Demirkale, Hrant Dink cinayetinin en önemli isimlerinden. Dink suikastı döneminde İstanbul Jandarma İstihbarat Bölücü Faaliyetler İstihbarat Tim Komutanı olarak görev yapıyordu. Demirkale'nin Hrant Dink cinayetinde rol alan jandarmaları koordine ettiği tespit edildi. FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve firar eden isimlerin geçmişe dönük siyasi cinayetlerdeki bağlantılarını inceledik.

NECİP HABLEMİTOĞLU CİNAYETİ (18 ARALIK 2002)
Cumhuriyet gazetesi yazarı Necip Hablemitoğlu'nun Fetullah Gülen'i eleştiren kitap yazdığı gerekçesiyle öldürüldüğü iddia ediliyor. FETÖ soruşturmalarında tutuklu bulunan polis amiri Yurt Atayün'ün, Ankara Emniyet Müdürlüğünde görevli olduğu dönemde Hablemitoğlu cinayeti soruşturmasını eksik yürüttüğü tespit edildi. FETÖ'nün Türkiye sorumlusu olduğu ifade edilen Mustafa Özcan'ın, Hablemitoğlu'nu aradığı ve kendisini tehdit ettiği basına yansımıştı. Necip Hablemitoğlu, ölümünden sonra yayımlanan Köstebek adlı kitabında Fetullah Gülen grubunu eleştirdi ve "Türkiye'nin yüz yüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır. Örgütlenme modeli itibarıyla Türkiye'de bir eşi yoktur... Örgütlenme modeli olarak CIA denetimindeki Moon Tarikatı ile benzeşmektedir..." ifadelerini kullandı.
DANIŞTAY SALDIRISI (17 MAYIS 2006)
Ergenekon davasının temelini oluşturan Danıştay saldırısı, FETÖ tarafından örtbas edilen dava olarak biliniyor. Danıştay davası üzerinden Ergenekon davası temellendirildi. Alparslan Arslan tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen, Danıştay 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in yaşamını yitirdiği saldırının kilit isminin; FETÖ yapılanmasında aktif olarak görev yapan polis amiri Bayram Özbek olduğu ifade ediliyor. Bayram Özbek üzerinden Danıştay davası şekillendi, Ergenekon davasının startı verildi. Bayram Özbek, Elazığ Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Vekili olduğu dönemde, Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan'ın evinde arama yaptırmamış, İdris Arslan ve anne Hatice Arslan'ı Ankara Emniyet Müdürlüğüne ifadeye götürmüştü. Özbek, emekli general Veli Küçük ve eski yüzbaşı Muzaffer Tekin'in, Alparslan Arslan'la cinayeti işlediğine yönelik ifade vermesi için İdris Arslan'a baskıda bulunduğu ifade ediliyor. İdris Arslan, Danıştay saldırısından üç gün sonra (20 Mayıs 2006 tarihinde) Ankara Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifadede, "Oğlumuzun Vatansever Güç Birliği Hareketi ile Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'in baskı ve tehdidi ile ancak böyle bir cinayet işleyeceğine kanaat getirdik" ifadelerini kullandı. Müfettiş olan İdris Arslan'ın Danıştay saldırısının fail veya faillerini saldırıdan üç gün sonra çözmesinin imkansız olduğu ifade ediliyor. Bu ifade Danıştay saldırısı ve Ergenekon davasıyla bağlantı kurulması için verilen ifade. Polis amiri Bayram Özbek'in telkinleriyle İdris Arslan'ın verdiği ifadenin ardından Veli Küçük ve Muzaffer Tekin üzerinden Ergenekon davası başlatıldı.

AYNI OFİSTE ÇALIŞTILAR
Aynı zamanda hattat olan Bayram Özbek, Danıştay saldırısının ardından Alparslan Arslan'ın ailesine, iç yüzeyinde "Bu da geçer ya hu", arkasında ise "Bayram'dan sevgilerle" şeklinde kaligrafik yazılar bulunan bir çini tabak hediye etti. Bayram Özbek FETÖ'nün kara kutusu. FETÖ/ PDY'nin Tahşiyecilere kumpas kurduğu iddiasıyla açılan davada da sanık. Özbek, Fetullah Gülen'in talimatı ile kişi ve kuruluşların hedef gösterildiği ve Samanyolu TV'de yayımlanan "Tek Türkiye" ve "Kollama" dizilerinin konsept danışmanlığı, diyalog yazarlığı ve senaristliğini yaptı. Bu dizilerin Karanlık Kurul diyaloglarından da sorumlu. Bayram Özbek, sahte isimle sızdığı Çağdaş Eğitim Vakfı'nda görevli iken (ÇEV) Fetullah Gülen'e dava açan Nuh Mete Yüksel'in kasedi bulundu. Kasedin çıkmasının ardından Nuh Mete Yüksel görevden alındı, Fetullah Gülen'in davası düştü. Bayram Özbek, Ankara DGM'de Fetullah Gülen aleyhinde tanıklık yapacak üç ismi de susturdu. Fetullah Gülen'in yeğeni Kemalettin Gülen'in; Danıştay saldırısından üç gün önce Alparslan Arslan'la görüşen avukat Hilmi Öztürk'ü olayın hemen ardından yanına alması ve aynı ofiste çalışması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dikkate alınmadı. Ergenekon davasıyla 23 iddianame birleşmiş ancak Danıştay saldırısındaki organizasyonu ortaya çıkaracak OYAK davası mahkeme tarafından ayrı tutuldu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay saldırısını organize eden kişi veya kişileri ortaya çıkarmadı. Mahkemenin gerekçeli kararında bile Alparslan Arslan'ın Ergenekon sanıklarıyla bağını gösterecek belgenin çıkmadığına dikkat çekilmiş ve "Bilindiği gibi bu davadaki en önemli eylemlerden biri Danıştay saldırısını gerçekleştiren sanık Alparslan Arslan'ın eylemidir. Sanıklarda yapılan aramalarda ele geçen dijital ve yazılı hiçbir belgede sanık Alparslan Arslan'ın işlediği bu eylemle sanıkların arasında bağı gösterecek bir belge ele geçmemiştir" denilmiştir. Mahkeme söz konusu tespitine rağmen Ergenekon sanıklarına Danıştay saldırısı üzerinden yüksek oranda ceza verildi.
BAYRAM ALİ ÖZTÜRK CİNAYETİ (3 EYLÜL 2006)
Fetullah Gülen tarafından gündeme getirilen dinlerarası diyalog çalışmalarına ve hoşgörü kavramına karşı konuşmalar yapan Bayram Ali Öztürk, Fatih İsmailağa Camii'nde sabah namazının ardından cemaate vaaz ederken bıçaklanarak öldürüldü. Dört yabancı dil bilen ve İsmailağa cemaatinin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yerine geçeceği ifade edilen Bayram Ali Öztürk'ün cinayet soruşturması FETÖ/PDY'nin savcıları tarafından 20 yıldır davaya dönüştürülmedi. Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2006 yılından 2011 yılına kadar 2006/20669 sayılı dosya numarasıyla yürütülen soruşturmada üç kez savcı değişti. Bu süre içerisinde Bayram Ali Öztürk'ü katleden Mustafa Erdal'ın cinayet öncesi kimlerle konuştuğu ve kimlerden emir aldığını ortaya çıkaracak telefon kayıtları incelenmedi. Cinayetin işlendiği İsmailağa Camii'nin çevresindeki dükkan ve Çarşamba Karakolu'nun güvenlik kamera kayıtlarına el konulmadı, caminin üç güvenlik görevlisinin olay günü orada bulunmaması dikkate alınmadı. Soruşturma sırasıyla özel yetkili savcılar Süleyman Pehlivan, Cihan Kansız ve Salim Duran'a devredildi ancak üç savcı da cinayeti aydınlatmadı. Yargıtay üyesi olan Süleyman Pehlivan, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından tutuklanmış, Cihan Kansız ve Salim Duran da yurt dışına firar etti.
HRANT DİNK CİNAYETİ (19 OCAK 2007)
Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in FETÖ'nün ihmali sonucu öldürüldüğü tespit edildi. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat eski Daire Başkanı Ramazan Akyürek'in Trabzon Emniyet Müdürü, Ali Fuat Yılmazer'in de İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü olduğu dönemde; Hrant Dink'in öldürüleceğine yönelik istihbarat on bir ay boyunca gizlendi. Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast takip edilmesine rağmen gözaltına alınmadı. Ramazan Akyürek; Yasin Hayal ve Ogün Samast'ın takip edildiğine yönelik rapor ve evrakları yok etmek istemiş ancak başarılı olamadı. FETÖ/PDY, Hrant Dink cinayetinin ardından kendilerine engel olarak gördükleri İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'i görevden aldı ve yerine Ali Fuat Yılmazer'i getirdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğünde yasa dışı kurulan C-5 Şubesi üzerinden Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları başlatıldı. Hrant Dink'in ölümünde ihmali bulunan Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, FETÖ/PDY'nin yöneticisi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Aralarında dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz, Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli Astsubay Veysel Şahin, İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli Astsubay Ecevit Emir'in de bulunduğu 14 kişi FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Aynı soruşturmada Fox TV Haber Müdürü Ercan Gün ve Trabzon Jandarma İstihbarat eski Şube Müdürü Metin Yıldız da tutuklandı. Hrant Dink'in öldürülmesinde örgüt olmadığı yönünde karar veren mahkeme heyetinin tamamı 15 Temmuz darbe girişiminin şüphelisi. HSYK tarafından açığa alınan eski İstanbul Özel Yetkili 14. Ağır Ceza Mahkeme Heyeti Başkanı Hakim Rüstem Eryılmaz ile üye Hakim Mustafa Başer, FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı, üye Hakim Hadi Çağdır hakkında tutuklanmasına yönelik karar çıkarıldı.
MUHSİN YAZICIOĞLU'NUN ÖLÜMÜ (25 MART 2009)
Büyük Birlik Partisi'nin merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve beş kişinin hayatını kaybettiği helikopterin düşmesine ilişkin soruşturmanın bazı şüphelilerinin 15 Temmuz darbe girişiminde aktif rol alması dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı otele operasyon yapan suikast timinin içinde yer alan Kara Havacı Yarbay Davut Uçum ve Astsubay Aydın Özsıcak'ın aynı zamanda Muhsin Yazıcıoğlu ve beş arkadaşına mezar olan helikopterdeki Argus5000 CE ve SKYMAP (kayıt yapma özelliğine sahip) cihazlarını çalan isimler olduğu ortaya çıktı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun TCHEK tescil işaretli helikopteri düştükten 3 gün sonra bulundu. Helikopter enkazının bulunduğu sıralarda Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Skorsky tipi bir helikopter kara saplandı. Skorsky'nin kara saplandığı nokta Muhsin Yazıcıoğlu'nun içinde bulunduğu helikopterinin 200 metre kadar aşağısında yer almaktaydı. Skorsky helikopter için Kara Kuvvetleri Komutanlığı üç kişilik kaza kırım ekibi oluşturdu. Bu ekibin içinde Davut Uçum ve Aydın Özsıcak da bulunuyordu. Uçum ve Özsıcak, Skorsky helikopterle ilgilenmeyip, Yazıcıoğlu'nun helikopterinde faaliyet halinde bulundular ve hayati öneme sahip cihazları çaldılar. Aydın Özsıcak, 7 ay tutuklu kalmasına rağmen cihazların akıbetine yönelik en küçük bir ipucu vermedi ve "Cihazları hatıra olarak çaldım" ifadelerini kullandı, hatıra olarak çaldığı cihazları adli makamlara teslim etmedi. Davut Uçum da savcılık sorgusunun ardından serbest kaldı. Davut Uçum ve Aydın Özsıcak, Erdoğan'ı Marmaris'te kaldığı otelde öldürmeye giden ekibin içinde de yer aldı ve tutuklandı. Helikopter düştükten 1,5 saat sonra "Helikopter enkazına ulaşıldı, Yazıcıoğlu'nun bacağı kırık ambulans ile hastaneye götürülüyor" şeklinde kamuoyunu yanıltan bilgi notu düzenleyen Kahramanmaraş Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli emniyet amiri Dursun Özmen de 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında tutuklandı. Soruşturmaya bakan dönemin Özel Yetkili Malatya Cumhuriyet savcıları da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra açığa alındı ve tutuklandı. Helikopterin düşmesinin üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen helikopterin nasıl düştüğü hala bulunamamıştır. Helikopterin nasıl düştüğünün bulunabilmesi için helikopterin içinde seyahat edenlerin kanlarındaki karbonmonoksitin nasıl oluştuğunun bulunması hayati önem taşımakta. Karbonmonoksitin oluşumunun ise helikopter düştüğü sırada, Yazıcıoğlu'nun tepesinde olan F-16'ların etki etmiş olabileceği de iddia ediliyor. Söz konusu F-16 pilotlarının 15 Temmuz darbe girişimine katılan pilotlar olup olmadığı da araştırılıyor.
KAŞİF KOZİNOĞLU'NUN ÖLÜMÜ (13 KASIM 2011)
Oda TV davasında tutuklu yargılanan MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünün de şaibeli olduğu ifade ediliyor. Kozinoğlu cezaevinde kendi el yazısıyla kaleme aldığı notlarda Gülen okullarındaki müdürlerin CIA'ya rapor verdiğini ifade etti. Kozinoğlu duruşmaya on gün kala vefat etti.