Türkiye'nin yakın tarihi, yalnızca seçimler, hükümetler ve siyasi tartışmalarla değil; darbeler, muhtıralar, vesayet girişimleri ve milli iradeye yönelik müdahalelerle de şekillendi. Tankların sokaklara çıktığı, bildirilerin radyolardan okunduğu, gazete manşetlerinin silaha dönüştüğü ve yargı ile bürokrasi üzerinden siyasetin kuşatılmak istendiği dönemler, farklı tarihlerde yaşansa da aynı müdahale zincirinin parçaları olarak hafızalara kazındı. Turkuvaz Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan, A Kanallar Genel Müdürü Abdulhalik Çimen imzalı "Bir Daha Asla" adlı kitap, Türkiye'nin darbelerle mücadelesini yaklaşık yarım asırlık bir tarihsel perspektifle ele alıyor. 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılında yayımlanan eser, o karanlık geceye giden sürecin bir anda oluşmadığını gözler önüne seriyor.

KARANLIK DARBELER ZİNCİRI
Kitap, okuru 27 Mayıs 1960 darbesinden 12 Mart Muhtırası'na, 12 Eylül'den 28 Şubat sürecine kadar Türkiye'nin demokrasi tarihine damga vuran müdahaleler arasında kapsamlı bir yolculuğa çıkarıyor. Cumhuriyet mitingleri, 27 Nisan E-Muhtırası, AK Parti'ye açılan kapatma davası, Davos krizi, 7 Şubat MİT kumpası, Gezi olayları ve 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi de eserde 15 Temmuz'a uzanan sürecin önemli aşamaları olarak ele alınıyor. Çimen, yaşananları birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirmek yerine, millet iradesini etkisizleştirmeyi amaçlayan müdahalelerin farklı dönemlerdeki tezahürleri olarak inceliyor. Gazetecilik mesleğinde edindiği uzun yıllara dayanan tecrübeyi tarih bilinciyle bir araya getiren Abdulhalik Çimen, kitapta yalnızca olayların kronolojisini aktarmakla yetinmiyor.
YAYIN MERKEZİNDEKİ TARİHİ MÜCADELE
"Bir Daha Asla"nın dikkat çeken bölümlerinden birini de Abdulhalik Çimen'in 15 Temmuz gecesine ilişkin tanıklıkları oluşturuyor. Çimen, okuru yalnızca meydanlara ve çatışmaların yaşandığı noktalara değil, darbe girişimine karşı mücadelenin sürdürüldüğü yayın merkezlerinin kalbine de götürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın A Haber ekranlarından millete yaptığı tarihi çağrı, darbecilerin baskısına rağmen kesintisiz sürdürülen yayınlar, sahada görev yapan muhabirlerin mücadelesi ve ekran başında hakikatin halka ulaştırılması için verilen çaba, birinci elden tanıklıklarla anlatılıyor. Eserde medya kuruluşlarının, darbecilerin psikolojik üstünlük kurma girişimine karşı üstlendiği kritik role de dikkat çekiliyor.