15 Temmuz gecesi Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişimi, Türk milletinin destansı direnişiyle geri püskürtüldü. O karanlık gecede tanklara, helikopterlere ve silahlara göğsünü siper eden milyonlarca vatandaştan biri de tiyatro sanatçısı Mehmet Tahir İkiler'di. Eşiyle birlikte sokağa fırlayarak cuntacılara karşı duran İkiler, şahit olduğu dehşet anlarını ve hafızasına kazınan çarpıcı detayları SABAH'la paylaştı.
HEDEF DOĞRUDAN MASUM HALKTI
O gece Jandarma Genel Komutanlığı önünde eşiyle birlikte zırhlı araçların ve tankların geçişini engellemek için canlı kalkan olduklarını belirten Mehmet Tahir İkiler, karşı karşıya kaldıkları acımasızlığı şu sözlerle anlattı: "Bu gözü dönmüş hainler ilk önce üzerimize kurşun yağdırdılar, ardından helikopterlerle acımasızca taradılar. Yaşananlar tam anlamıyla bir vahşetti. Tıpkı bugün Gazze'yi işgal eden güçlerin silahsız sivilleri dronlarla, savaş uçaklarıyla bombalaması gibiydi. Bu hainlerin gözünde vatan savunması yapan sivil ile pazarda yürüyen masum vatandaş arasında hiçbir fark yoktu. Hedefleri doğrudan milletin kendisiydi. Yıllar sonra o geceyi tekrar zihnimde tarttığımda, hainliğin boyutunu çok daha net görebiliyorum." Sokağa çıkma kararında geçmişin acı hatıralarının büyük payı olduğunu ifade eden İkiler, merhum annesinin 1980 darbesi döneminde hissettiği çaresizliği dün gibi hatırladığını söyledi. İkiler, "Darbe haberini alınca gözlerimin önüne rahmetli annem geldi. Yıllarca 80 darbesine ağlamış, o dönem ellerinden bir şey gelmediği için hep içten içe bir pişmanlık duymuştu. Ben o gece hem annemin ruhunu şad etmek hem de ülkemizin aydınlık geleceğine sahip çıkmak adına meydanlara koştum" diyerek direnişin ardındaki manevi gücü özetledi.
KANLI ANAHTARI UNUTMAYACAĞIM
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde yaklaşık 30-40 kişilik bir grupla tankların ilerleyişini durdurmaya çalıştıklarını anlatan sanatçı, o esnada yaşananları şu cümlelerle paylaştı: "Yanı başımdaki kardeşlerimin birer birer vurularak düştüğünü gördüm. Akrabası olanlar yaralılarını alandan hızla uzaklaştırmaya çalışıyordu. Ben de kimsesi olmayan, yalnız kalmış yaralılara yardım etmek için çırpınıyordum. O sırada bacağından ağır darbe alan Celal Almaz isimli bir kardeşim ayaklarıma kapandı ve yardım istedi. İleride bir aracı olduğunu söyleyip onu hastaneye yetiştirmemi rica etti. Arabayı getirmek üzere cebinden anahtarı çıkardığımda, anahtarla birlikte avucuma adeta bir gölet gibi kan doldu. O kanlı anahtar anını hayatım boyunca unutmam mümkün değil." Yaşanan kaos anında kendi çabalarıyla aracı hareket ettiremediğini ancak o sırada hızır gibi yetişen bir halı yıkama arabasının imdada koştuğunu belirten İkiler, "Çevrede ne kadar yaralı varsa o arabaya bindirdik ve acil şekilde hastaneye nakledilmesini sağladık. Her şey sanki gerçeküstü bir film sahnesi gibi akıyordu, fakat ne yazık ki yaşadığımız acılar tamamen gerçekti" diyerek sözlerini noktaladı.