Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve 15 Temmuz gazisi Turgut Aslan, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi başkanıyken Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı yapının silahlı terör örgütü olduğunu ilk defa belgeledi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Tahşiye soruşturması hakkında rapor hazırladı ve "Bu yapı (FETÖ) terör örgütüdür" ifadelerini kullandı. Söz konusu raporun ardından FETÖ mensupları gözaltına alınmaya ve tutuklanmaya başladı. FETÖ, Turgut Aslan ve ekibinin çalışmalarıyla çökertildi. 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Jandarma Genel Komutanlığı'nda rehin alındı. Karargahın bahçe kısmında elleri bağlıyken Turgut Aslan'a ateş edildi ve ağır yaralandı. Koruma polisi Hasan Gülhan'ın da elleri ve gözleri bağlanarak bina dışına çıkarıldı ve darbeciler tarafından açılan ateşle şehit edildi. SABAH'a konuşan Turgut Aslan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün insanlık tarihinin bugüne kadar görüp görebileceği en alçak ve hain terör örgütü olduğunu söyledi.
"O GECE BİR TOPLANTI HALİNDEYDİK"
Turgut Aslan'ın açıklamaları şöyle: "FETÖ silahlı terör örgütünün zaman içerisinde yapmış olduğu eylemlerden ülkeyi karıştırmak için birtakım faaliyetlere girebileceğini, hükümeti devirmek, devleti işlemez hale getirmek ve işbirlikçilerine alan açmak için her türlü yola başvurabilecek zihniyette olduklarını değerlendiriyorduk. Ancak 50 yıldır sinsice devletin kademelerine sızan bir örgütü deşifre etmek ve yapacakları eylemi belirlemek o kadar kolay değildi. Yaptığımız çalışmalarla bu terör örgütünün kilit unsurlarını büyük ölçüde deşifre ettik. Bunları devlet kademelerinden hızla tasfiye etmeye başladık. Sivil yapılanmayı da ortaya çıkarınca artık yaptıkları tüm hukuksuzluklar kamuoyunca da anlaşılmaya başlandı. Köşeye sıkıştığını ve çıkar yolu kalmadığını anlayan terör örgütü son hamle olarak böyle bir kalkışma cüret etti. 15 Temmuz akşamı Emniyet Genel Müdürlüğünün yönetici kadrosuyla Polis Atlı Birlikte yemekli bir toplantı halindeydik. Toplantıda dönemin Ankara Emniyet Müdürü de bulunmaktaydı. Kendisine gelen bilgide, Genelkurmay içerisinde silah sesleri duyulduğu bildirildi. Görevlilerce kontrol edilmesi talimatı verildi. Ancak hemen akabinde havada jetlerin ve helikopterlerin uçtuğu da fark edildi. Bir anormallik olduğunu hissedince biz yöneticilerin aklına bir girişim yapılıyor olabileceği ilk etapta geldi."

"JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI'NA GEÇTİM"
"Bunun üzerine hemen dönemin Jandarma Harekat Başkanı Arif Çetin Paşa'yı aradım. Kendisine bu hareketliliği sorduğumda, neler olduğundan haberdar olmadığını, Beştepe'de bulunan Jandarma Genel Komutanlığı'na geçeceğini, orada buluşarak birlikte değerlendirmemizi söyledi. Ben de iki koruma personelim ile birlikte hemen Jandarma Genel Komutanlığı' na geçtim. Giriş nizamiyesinde bekleyen görevliler beni içeri alamayacaklarını, Yurtta Sulh Konseyi'nin yönetime el koyduğunu, Arif Çetin'in artık yetkisi olmadığını söylediler. Bunun üzerine kapıdaki görevli ile münakaşaya başladık. Böyle bir şey yapamayacaklarını, buna izin vermeyeceğimizi, bu işin sorumlusu kimse hemen onunla görüşmek istediğimi söylediğimde, görevli Erkan Öktem isimli albayı arayarak konuyu aktardı. Darbe girişiminin sorumlularından olan Erkan Öktem, 'Turgut Aslan mı gelmiş, alın gözaltına gelsin bakalım terörist kimmiş, bir de burada görsün' diyerek beni ve korumalarımı derdest ettirip ters kepçeyle ellerimizi bağlattı ve bir bezle de gözlerimizi bağlattı. Bu vesileyle darbe girişiminden emin oldum. İçeri girdiğimizde Erkan Öktem isimli şahıs bizi ve gözaltına aldığı diğer şahısları bir yerde toplamaya çalışıyordu. Kimsenin sorun çıkarmaması, söylenenleri yapması hususunda talimatlar veriyordu. Aksi davranışta bulunanların direk kafasına sıkılması şeklinde emir veriyor, tehditler savuruyordu."
"SEN BU VATANIN EVLADI DEĞİL MİSİN?"
"Kendisine seslenerek bunun hesabını soracağımızı, yanlış yaptığını, kafasından her ne geçiyorsa vazgeçmesini söyledim ve 'Sen bu vatanın evladı değil misin, niçin böyle bir şey yapıyorsun' diye sordum. Beni ve korumam Hasan Gülhan'ı ayrı bir bölüme götürdüler, dışarıdan çatışma sesleri geliyor, içeride koşuşturmalar ve bağışlar duyuluyordu. İlerleyen saatlerde çatışma sesleri yoğunlaşınca beni canlı kalkan olarak bir camın önüne götürdüler, dışarıdan gelecek bir mermi ile vurulmamı sağlamaya çalışıyorlardı. Daha sonraki saatlerde başımda bekleyen kişilerden su vermelerini istedim ancak vermediler."

"KORUMAMI KAFASINA ATEŞ EDEREK VURMUŞLAR"
"Bunun üzerine 'Bari bir lavaboya gideyim' diye talepte bulundum. Sesini iyi bildiğim ve tanıdığım Erkan Öktem, 'Seni öyle bir yere göndereceğim ki lavabo ihtiyacın olmayacak' dedi bana. Sabaha karşı iyice panik olduklarını ve kaçmaya başladıklarını hissettim. Erkan Öktem'e hitaben, 'Bunları ne yapalım' diye sorduklarında, 'Getirin' diye bir talimat verdi. Bizi yine ellerimiz ve gözlerimiz bağlı şekilde bir noktaya doğru götürmeye başladılar. Erkan Öktem ve yanındakiler kaçma planları yapıyorlardı. O esnada bir silah sesi duydum. Hemen akabinde de bana ateş edip kafamdan vurmuşlar, önce de korumam Hasan Gülhan'ın kafasına ateş etmek suretiyle vurmuşlar. Korumam Hasan Gülhan oracıkta şehit olmuş. Operasyon yaparak içeri giren Polis Özel Harekat timlerimiz beni kelime-i şehadet getirir vaziyette yaralı olarak bulup ambulansla hastaneye kaldırmışlar."
"FETÖ CİNAYETLERE DOĞRUDAN ETKİ ETTİ"
Turgut Aslan, Hrant Dink cinayetinde rol alan jandarmaları koordine ettiği tespit edilen Jandarma Okullar Komutanlığı İstihbarat Okulu'nda yarbay olarak görev yapan Muharrem Demirkale'nin Jandarma Genel Komutanlığı Karargahında Albay Erkan Öktem ile darbe girişimini yönettiği tespit edildiğini hatırlatarak, şunları söyledi: "Aslında FETÖ'nün bu tür cinayet ve eylemlere doğrudan etki ettiğinin ortaya çıkması bu örgütün fiilen ve hukuken silahlı bir terör örgütü olduğunun tartışmasız kanıtıdır. Bilindiği üzere terör örgütlerinin nihai amacı ülkede kaos ortamı yaratmak, hükümeti ve devlet kurumlarını işlemez hale getirmek, vatandaşın nezdinde devlete olan güven algısını yok etmek ve yabancı işbirlikçilerinin ülke aleyhine projelerine taşeronluk yapmaktır. Bu amaçları uğruna her yolu mübah görürler. Ancak neticede biz bir hukuk devletiyiz elbette örgütün dahli olduğu bilinen ve ortaya çıkan eylemleri hakkında değerlendirmeler yapabiliriz fakat hukuken somutlaşmamış eylem ve cinayetleri ilgili kurumlarımız mutlaka değerlendirip er ya da geç ortaya çıkaracaktır." Turgut Aslan, Fetullahçı Terör Örgütü fiilen ve hukuken silahlı bir terör örgütü olduğunu belirterek, "Faaliyete geçtiği günden bugüne kadar ülkemiz aleyhine faaliyet yürüten yabancı istihbarat örgütlerinin destek ve güdümünde olan, işbirlikçileri için vatana ihanet dahil her türlü zulüm ve kriminali göze alan, benim nezdimde insanlık tarihinin bugüne kadar görüp görebileceği en alçak ve hain terör örgütüdür" dedi.
"İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ SÜRECİ YÖNETTİ"
Turgut Aslan şunları söyledi: "FETÖ Terör Örgütünün kuruluş stratejisini artık neredeyse tüm kamuoyu biliyor. İlk yapılanma aşamasında ülkemiz insanının dini ve milli duygularına olan hassasiyetini çok iyi analiz edip, bu şekilde eleman devşirebileceğini anlayan yabancı istihbarat örgütleri, bu duyguları istismar edebilecek yeteneğe sahip olduğunu keşfettikleri Fetullah Gülen isimli şahsı örgüt lideri olarak belirlemek suretiyle FETÖ örgütünün faaliyete geçmesini sağlamışlar. İnsanlarımızın milli ve dini duygularını en üst seviyede istismar eden bu şahıs, yapılanmasını 50 yıllık bir zamana yaymak suretiyle devletin ve milletin, kendi tabiriyle kılcal damarlarına sızmaya çalışmıştır. Tabi tüm bu planlarını kendi iradesiyle gerçekleştirdiği düşünülemez. Elbette ülkemiz aleyhine faaliyet yürüten yabancı istihbarat örgütlerinin kontrol ve talimatlarıyla süreci yönettiği aşikar. 17-25 Aralık sürecinde örgütün faaliyetlerinin deşifre olmaya başlaması üzerine devletin gerçek güçleri derhal refleks göstererek mücadele sürecine başladı. Ben de bu aşamada dönemin Başbakanı şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala'nın emirleri ile bu ve benzer örgütlerle mücadele etmek üzere Terörle Mücadele Daire Başkanı olarak görevlendirildim."
"TERÖR ÖRGÜTÜ OLDUĞUNU TESCİLLEDİK"
"Bu yapılanmanın eylem ve faaliyetlerinin bir terör örgütünden farksız olduğu apaçık ortadaydı. Ancak hukuki zeminde bu eylem ve faaliyetler belgelerle ispatlanmalı ve yargı mercilerince işledikleri suçlar somut olarak karara bağlanmalıydı. Ben ve ekibim aylarca çalışarak örgütün tüm Türkiye satında giriştiği somut eylemleri alt alta toplayarak silahlı bir terör örgütü olduğuna ilişkin bir rapor hazırlayarak adli makamlara sunduk. Rapor iddianamelerde kullanılarak örgütle ilişkili şahıslar terör örgütü mensubu olarak yargılanmaya başladı. Yargılamalar neticesi verilen cezaların Yargıtayca da onanması üzerine FETÖ'nün silahlı bir terör örgütü olduğu tescillenmiş oldu."