Bir an için darbe girişiminin amacına ulaştığını düşünün. Başarılı olsalardı bugün Suriye'de bölücü emeller gerçekleşmiş, güneyden sınır tehdidimiz sürüyor, belki de gayesine erişmiş olurdu. Libya'da Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa sponsorluğundaki Hafter'in bayrağı dalgalanıyor, Karabağ hâlâ işgal altında, Afrika'da Türk büyükelçilik açılışlarını malum örgüt yapıyor, Doğu Akdeniz masasında biz yokuz.
Bayraktar sahaya çıkamamış, savunma sanayii bir niyet bildirgesinden ibaret kalmış, kıta ölçeğinde aktör olma fikri ise ölü doğmuştu. Hepsinden önemlisi: bu ülke bir daha o cesareti bulamayabilirdi.
Bu "olmayan Türkiye"yi kabus olarak değil, o gece gerçekten mümkün olan bir gelecek olarak görmek gerekiyor. Darbeciler devleti değil, bu ülkenin irade kapasitesini ve gelecek tahayyülünü yok etmek istemişti.
15 Temmuz bir darbe girişimiydi, evet. Ama on yıl mesafesinden bakıldığında bunun aynı zamanda bir yeniden doğuş anı olduğu görülüyor. 1923 devleti kurdu; 2016 stratejik özerkliği. Kendi kararını kendi verme cesaretini. Kendi göbeğini, kendi kesme zorunluluğunu. O gece meydanlara dökülen elleri boş ama yürekleri vatan sevgisiyle dolu insanlarımız yalnızca bir hükümeti değil, bu iradeyi korudu. Tarih nadiren bu kadar hızlı cevap verir. Mevzubahis Anadoluysa, o cevap çıkar gelir.
Yeni başlangıçlar çoğunlukla bir yıkımın içinden çıkar; bizimki de öyle oldu. Tehdidin büyüklüğü ile verilen tepkinin kararlılığı arasında bu ülke derin bir özgüven damıttı. O özgüven Fırat'ın doğusuna taştı, Trablus limanına ulaştı, Şuşa'da tescillendi, Sahel'de zemin tuttu, Somali kıyısından Senegal ovasına kadar genişledi. O gece, bir ülkeyi yeniden doğurdu.
On yılın hesabını sormak hem hak hem zorunluluk. Adalet meselesi kapanmış değil; bazı kararlar hâlâ o geceyi silikleştirmek ister gibi duruyor. Bu sorunun peşini bırakmak mümkün değil. Ama şehitlere layık olup olmadığımızı sorduğumuzda bu soruyu artık yalnızca adalet ekseninde değil, inşa ekseninde de sormamız gerekiyor. Kurduğumuz her savunma sistemi, açtığımız her büyükelçilik, kazandığımız her karış toprak o borcun bir taksididir.
O gece bizi öldürmek istediler. Biz o geceden Millî Mücadele'nin kurucu iradesini çıkardık.
Türkü yine zincire vurmak istemişlerdi; bizse yine bendimize sığmadık, taştık. Şehit ve gazilerimize minnet ve şükranla...