Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. O karanlık gecede canını siper ederek sokağa çıkan binlerce vatandaştan biri olan Musa İlhan, kalbinin hemen altında taşıdığı kurşunla adeta direnişin canlı bir simgesi haline geldi. Hayati risk taşıması ve cerrahi müdahalenin tehlikeli olması nedeniyle vücudundaki mermi çıkartılamayan Gazi Musa İlhan, 10 yıldır bedeninde taşıdığı hain kurşunla yaşam mücadelesini ve gururunu sürdürüyor. 15 Temmuz gecesi trafikte seyir halindeyken hain darbe girişimini radyodan, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'ın "Bir kalkışmadan şüpheleniyoruz" açıklamasıyla öğrenen Musa İlhan, vatan savunması için hiç tereddüt etmeden sokağa çıktı. İlk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait lojistik destek merkezine giden İlhan, buradaki hain darbeci askerlerin tahliye edilmesinde aktif rol oynadı. O gece yaşanan kahramanlık mücadelesini aktaran gazi İlhan, şu ifadeleri kullandı: "Lojistik destek merkezindeki askerleri çıkarırken birisi silahını çekti, bizi vurmaya çalıştı. Elinden silahını aldık. Sonra sakinleşti, araçlara bindirip gönderdik. Ardından en yakın noktadaki Afet Koordinasyon Merkezi'ne (AKOM) geçtim. Stratejik öneme sahip bir yerdi, içeride 700-800 kamera vardı ve tüm İstanbul izlenebiliyordu. Kapıdaki güvenlik görevlisi askerlerin içeri girdiğini söyledi. Ayağımda yaz günü sadece kısa pantolon ve terlik vardı."
FETÖ'CÜ YARBAY ATEŞ ETTİ
AKOM binasına girdikten sonra hainlerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan Musa İlhan, darbeci bir yarbay tarafından vurulduğunu belirtti. Yaşadığı dehşet anlarını anlatan İlhan, "Bir el atış olunca heyecanla koşarken terliğim ayağımdan çıktı. Askerin 'Yaklaşmayın vururum' diye bağırdığını duydum. Ben de 'Geliyorum hadi vuracaksan vur' dedim. Bizi vuran bir yarbaydı. Yere düştükten sonra bir arkadaşın göğsüme tampon yaptığını ve kendini bana siper ettiğini hatırlıyorum. Aşırı kan kaybından bilincim kapandı. Önce özel bir hastaneye, ardından Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılmışım" dedi. Hastanede ölüm kalım savaşı veren ve 4 gün boyunca yoğun bakımda kalan İlhan, hayata tutunmayı başardı. Ancak kalbinin çok yakınında duran 3,5 santimetrelik mermi, hayati tehlike oluşturduğu için doktorlar tarafından çıkarılamadı. Zorlu tedavi sürecinin ardından yoğun bakımda gözlerini açan Gazi Musa İlhan'ın ilk sorusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sağlık durumu oldu. O anları duygulanarak anlatan İlhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlk uyandığımda hemşire hanıma 'Cumhurbaşkanımız yaşıyor mu?' diye sormuşum. Yaşadığını öğrenince rahatladım. Allah'a hamd olsun, bizler korkmadık, korkmayacağız. O zaman 10 yaşında bir kızım vardı, şimdi ise henüz 9 aylık bir kızım var. İnanın mübalağa yapmıyorum; şu an yine benzer bir şey olsa, o 9 aylık evladımı bırakır koşa koşa giderim. O gün terlikle gitmiştim, bugün çıplak ayakla giderim. Çünkü vatan olmayınca evlat da olmuyor, eş de olmuyor, hiçbir şey olmuyor. Biz bu toprakların ya altında yatacağız ya üstünde yaşayacağız."
GAZİLİK AHİRET NİŞANEMDİR
Bedeninde on yıldır taşıdığı mermiyi bir yük olarak değil, büyük bir gurur nişanı olarak gördüğünü vurgulayan 15 Temmuz Gazisi Musa İlhan, Türkiye'nin geleceğine olan inancını şu sözlerle mühürledi: "İnsan ahirete giderken iki metre kefenden başka bir şey götüremiyor. Ama benim göğsümde 3,5 santimetre boyunda bir nişanem var, İnşallah ahirete onunla gideceğim. Türkiye, bu sinsi terör odaklarından temizlendikten sonra önü tamamen açılacaktır. İnşallah 2026 yılında PKK terör örgütünden de tamamen kurtulduğumuzda, Türkiye'nin 21'inci ve 22'nci yüzyılın en büyük, lider ülkesi olacağına inancım tamdır. Cenabı Allah bu millete bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın.