15 Temmuz 2016 gecesi yalnızca FETÖ hain darbe girişimi püskürtülmedi. O gece, Türkiye'nin bağımsızlığı, milli egemenliği ve milli iradesi adına, ölümü hiçe sayan 253 Aziz Şehidimiz ve binlerce Gazimiz 21. Yüzyıl'ın
'Türkiye Yüzyılı' olması adına vatanlarını cansiperane savundular. Milletimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın
güçlü ve kararlı liderliğinde, çağrısıyla meydanlara çıkarak demokrasisine, vatanına, bayrağına ve devletine sahip çıktı. Bu nedenle 15 Temmuz'un
gerçek kahramanları, bugün ülkemizi dünyada büyük bir itibar ve güce taşıyan Türkiye Yüzyılı'nın
'kilit taşları'nın mimarları oldular.
Bugün geriye dönüp baktığımızda açık ve net görüyoruz ki, FETÖ'nün hain kalkışmasının hedefi yalnızca ülkeyi ele geçirmek değildi. Asıl hedef, Türkiye'nin son on yılda yakaladığı
tarihi yükselişi daha başlamadan bitirmek, ülkemizi yeniden vesayet düzenine ve dış müdahalelere açık kırılgan bir coğrafyaya dönüştürmekti. Esasen birilerinin 'Sevr'de tamamlayamadığı hesapları,
içeriden ihanet eliyle yeniden sahaya sürmekti.
Allah Korusun, o karanlık gece başarıya ulaşmış olsaydı, Türkiye
ağır bir siyasi ve ekonomik çöküş yaşayacaktı. Yabancı yatırımlar büyük ölçüde ülkeyi terk edecek, fabrikalar kapanacak, yüzbinlerce nitelikli insanımız FETÖ baskısından kurtulabilmek için yurt dışına gitmenin yollarını arayacaktı. En iyimser senaryoda dahi milli gelirimiz bugünkü seviyesinin çok altında, yaklaşık 500 milyar dolar bandına sıkışacak; son on yılda gerçekleştirilen
1 trilyon dolarlık ekonomik sıçrama hiçbir zaman başarılamayacaktı. İhracatta elde edilen
tarihi rekorlar, savunma sanayindeki
tarihi milli hamleler, ülkemizin enerji bağımsızlığına yönelik
büyük hamleler, yüksek teknoloji kapasitesinin inşası ve Türkiye'yi küresel tedarik zincirlerinin vazgeçilmez halkalarından biri haline getiren
büyük atılımlar hayal olarak kalacaktı.
Bugün ise tam tersine, Türkiye uluslararası sistemde
oyun kurucu ve denge kurucu bir ülke olarak anılıyor. Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinden Karadeniz'e, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya, Afrika'dan Türk Dünyasına kadar geniş bir coğrafyada güven inşa eden, krizleri diyalog zeminine taşıyan
güçlü bir diplomasi merkezi konumundayız. Savunma sanayindeki yerlilik oranımız, ulaştırma ve enerji koridorlarındaki stratejik konumumuz, dijital dönüşüm ve yüksek teknoloji yatırımlarımız Türkiye Yüzyılı Vizyonunun
somut sütunlarını oluşturmaktalar.
Bugün Balkanlar'ın, Kafkasya'nın, Orta Doğu'nun ve Afrika'nın
istikrar arayışında Türkiye'nin üstlendiği
yapıcı rol tesadüf değildir. Türk Devletleri Teşkilatı'nın güçlenmesinden
kalkınma diplomasisine, insani yardımdan bölgesel barış girişimlerine kadar uzanan geniş vizyon, 15 Temmuz gecesi Milletimizin
kanlarıyla yazdığı destanın üzerine inşa edilmiştir.
Bu nedenle, 15 Temmuz'u yalnızca geride kalmış bir ihanet olarak değil, Türkiye Yüzyılı'nın
hangi bedeller ödenerek inşa edildiğini gösteren tarihi
bir dönüm noktası olarak okumalıyız. Aziz Şehitlerimizin fedakarlığı, Gazilerimizin cesareti ve 85 milyonun ortak iradesi sayesinde, Türkiye bugün kendi rotasını kendisi çizen,
küresel sistemde sözü dinlenen ve
geleceğe güvenle yürüyen bir ülkedir.
15 Temmuz'un kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anarken, en büyük sorumluluğumuz
aynı milli birlik ve kararlılığı gelecek nesillere taşımaktır. Çünkü Türkiye Yüzyılı'nın en güçlü teminatı; milli egemenliğine, bağımsızlığına ve devletine son nefesine kadar sahip çıkacak Aziz Milletimizin nesilden nesile geçen
sarsılmaz iradesidir.