Sivil toplum örgütleri, vakıf ve dernekler, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında öncü rol oynadı ve üyeleriyle birlikte sokaklara çıkarak seçilmiş iradeye sahip çıktı. Darbe girişiminin ardından gönüllüleriyle birlikte aylarca meydanları terk etmeyen sivil toplum örgütleri milletin iradesinin üzerinde hiçbir gücün hüküm süremeyeceğini dünyaya gösterdi. Sivil toplum örgütleri temsilcileri, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılını gazetemize değerlendirdi.
15 TEMMUZ RUHUNU DİRİ TUTUYORUZ
Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Genel Başkanı İbrahim Beşinci: "Necip Türk Milletine... 10 yıl önce bu topraklarda, tarihimizin en büyük ihanetlerinden birine şahit olduk. 15 Temmuz 2016 gecesi, milletimizin helal sermayesiyle alınan silahlar, bu milletin evlatlarına doğrultuldu. Ancak o gece hesap edilemeyen, necip Türk milletinin sarsılmaz imanı ve iradesiydi. Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara koşan halk tarihin akışını değiştirdi. Hain, FETÖ'cü teröristlere en büyük darbeyi vurdu. Bu aziz millet, tankların ve kurşunların karşısında dimdik durarak en büyük sivil direniş destanını yazdı. Bu coğrafyanın gençliğinin mayasının ne kadar sağlam olduğunu o gece meydanları dolduran, hainlerin kurşunlarına göğüs geren Ömer Halisdemir'ler, Abdullah Tayyip Olçok'lar ve daha nice şehidimiz gösterdi ki: Asım'ın nesli, bu mukaddes emanete her daim sahip çıkacaktır! Türkiye Gençlik Vakfı olarak biz, tüm teşkilatımızla, o gün olduğu gibi bugün de aynı şuur ve kararlılıkla 15 Temmuz ruhunu diri tutuyoruz. Milli ve manevi değerlerini her şeyin üstünde tutan, iradesini sadece milletine adamış bu gençlikle vatan nöbetini ve ülkemizin güçlü geleceğini inşa etme kararlılığını her daim sürdürmeye devam ediyoruz."

BU ZAFER MİLLETİMİZİN ESERİDİR
KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Canan Sarı: "15 Temmuz, milletimizin vatanına ve bağımsızlığına canı pahasına sahip çıkarak, millet iradesinin demokrasinin en güçlü teminatı olduğunu tüm dünyaya gösterdiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu zafer, 253 şehidimizin, gazilerimizin, göğsünü uçaklara, tanklara siper eden milletimizin eseridir. 15 Temmuz'un hafızasında kadınlar, cesaretleri, ferasetleri ve fedakârlıklarıyla millî mücadelenin en güçlü simgelerinden biri olmuş; gösterdikleri vakur duruşla tarihe unutulmaz bir iz bırakmışlardır. 15 Temmuz'un bize bıraktığı en büyük miras, vatan söz konusu olduğunda tek yürek olabilen millet iradesidir. Bu mirası yaşatmanın yolu, vatana kasteden ihanetin hedefini, millet iradesini ezmeye kalkışan güçlerin niyetini ve onların oyununu bozan iradeyi unutmamak ve unutturmamaktır. Geçmişten aldığımız güçle; vatanımıza, demokrasiye ve bağımsızlığımıza aynı kararlılıkla sahip çıkmaya, bu bilinci gelecek nesillere aktarmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde, vatanımızı ve milli irademizi kahramanca savunan aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve duayla anıyoruz."
O EMANETİ GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ
TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı Yılmaz: 15 Temmuz'un üzerinden on yıl geçti. Ancak o geceyi yaşayanlar için bazı görüntüler dün kadar yakın, bazı sesler ilk günkü kadar sarsıcı. Kendi semalarımızda savaş uçakları ve helikopterler uçuyor, kendi şehirlerimizde tanklar ilerliyordu. Köprülerimiz, havalimanlarımız ve devletimizin kurumları işgal edilmeye çalışılıyordu. Milletin imkanlarını yine millete doğrultan FETÖ'cü hainler, devletimizi, anayasal düzenimizi, Türkiye'nin bağımsızlığını, milli iradesini ve geleceğini karşılarına almıştı. O gece gökyüzünü savaş uçakları, sokakları tanklar, meydanları silah sesleri kuşatmıştı. Fakat milletimiz korkuya ve teslimiyete boyun eğmedi. Bütün bu karanlığın karşısında çok daha güçlü bir irade vardı: Aziz milletimizin imanı, cesareti ve istiklal kararlılığı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlara çıkan milyonlar, üzerlerine sürülen tanklara ve açılan ateşe rağmen geri çekilmedi. Kadınlar, gençler ve yaşlılar, ellerinde bayrakları, yüreklerinde vatan sevgisiyle devletine sahip çıktı. Milletimiz o gece, darbecilere karşı göğsünü siper ederek devletini ve geleceğini canı pahasına savundu. 15 Temmuz'u bertaraf edilmiş bir darbe girişiminden ibaret görmek, o gece ortaya konulan büyük iradeyi eksik okumak olur. O gece ayağa kalkan ruh, Çanakkale'den İstiklal Harbi'ne, milletimizin bütün varoluş mücadelelerine can veren aynı bağımsızlık ruhudur. Türkiye'ye diz çöktürmek isteyenler, önlerinde devletine sahip çıkan, bayrağını yere düşürmeyen ve istiklalinden vazgeçmeyen bir millet buldu.

15 Temmuz, milletimizin iradesini hiçbir vesayet odağına teslim etmeyeceğini ve Türkiye'nin istikametini yalnızca milletin belirleyeceğini dünyaya ilan ettiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında milletlerin iradesinin, ülkelerin bağımsızlığının ve toplumların geleceğinin küresel güç mücadeleleri ve dış müdahalelerle yeniden şekillendirilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. Savaşlarla, işgallerle ve vekalet yapılarıyla toplumların nasıl parçalandığını hep birlikte görüyoruz. Dünyanın bugün gözümüzün önüne serdiği gerçekler, 15 Temmuz gecesi neyle yüzleştiğimizi daha iyi anlamamızı sağlıyor. Bağımsızlık kazanılır, fakat orada bırakılmaz; her nesil onu yeniden emanet alır. 15 Temmuz'u yaşatmak, o gece ödenen bedeli ve milli iradenin nasıl müdafaa edildiğini gençlerimize bütün hakikatiyle anlatmakla mümkündür. Ama bundan daha fazlası gerekir: Milletimizin birlik içinde neleri aşabildiğini göstermeli, bu ülkenin geçmişi kadar geleceğinin de gençlerimize emanet olduğunu hissettirmeliyiz. Bu bilinci genç nesillere aktarmak, TÜRGEV'in üstlendiği tarihi bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun gereği, dün meydanlarda savunduğumuz bağımsızlığı bugün bilimde, teknolojide, eğitimde, kültürde ve düşüncede üreterek tahkim etmektir. Çünkü istiklal mücadelesi tek bir cephede sınırlı kalmaz; laboratuvarda, sınıfta, atölyede de sürer. Milli iradeyi canı pahasına koruyan bu milletin evlatlarına düşen görev Türkiye'yi her alanda daha ileriye taşımaktır. Bu emaneti yarınlara taşıyacak olan, bugün bu topraklarda yetişen gençliktir. Dününü unutmadan geleceğini kuran bu gençlik, Türkiye'nin umudu ve gücüdür. Bilgisiyle, üretimiyle ve değerleriyle ülkesinin bağımsızlığını pekiştiren bir nesil, Türkiye'nin istikbalinin en sağlam teminatı olacaktır. On yıl önce, 15 Temmuz gecesi milletimiz canını ortaya koyarak karanlığı aydınlığa çevirdi. Vatanımızın bağımsızlığı ve milletimizin iradesi uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im bu millete bir daha 15 Temmuz gibi geceler yaşatmasın. Devletimizi daim, milletimizi bir, bayrağımızı göklerde ebediyen hakim kılsın."

İHANETE KARŞI SADAKATİN ZAFERİ
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın: "Okyanus ötesinde emperyal odaklarca hazırlanıp 15 Temmuz gecesi icra edilen darbe ve işgal girişimi milletin sarsılmaz iradesine çarparak başarısız oldu. Biliyoruz ki 15 Temmuz salt darbe girişiminin püskürtüldüğü bir hadise değildir. Aynı zamanda bir milletin haysiyet ve özgürlük manifestosudur. Çünkü o gece hedef, sadece seçilmiş hükümet ya da devlet kurumları değildi. Hedef; Türkiye'nin bağımsız karar verme, iç ve dış vesayet zincirlerini kırma iradesi ile mazlum milletlere umut olan milli duruşuydu. O gece namlular millete çevrilirken aslında Türkiye'nin tarihsel iddiası hedef alındı. Emperyal aklın içimize sızdırdığı taşeronları, üniformanın ardına saklanarak bu milletin büyük yürüyüşünü akamete uğratmaya kalkıştı. Fakat hesap edemedikleri bir gerçek vardı: Bu millet, tarih boyunca hiçbir vesayeti meşru görmedi, hiçbir darbeyi kader olarak kabul etmedi. Çanakkale'de, Milli Mücadelede hangi ruh ayağa kalktıysa; 15 Temmuz gecesi de aynı ruh meydanlara indi. 15 Temmuz'un en büyük ve derin mesajı; millet iradesinin silahın, vesayetin ve ihanetin üzerinde olduğudur. O gece yalnızca bir darbe püskürtülmedi; Türkiye'yi etkisizleştirme, vesayeti yeniden ikame etme, bölgesinden ve tarihinden koparma hesapları da bozuldu. Bugün şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anarken; hafızamızı diri tutmanın, millet iradesini ve bağımsızlığımızı aynı kararlılıkla savunmanın, tarihi yürüyüşümüzü kesintisiz sürdürmenin sorumluluğunu da omuzlarımızda taşıyoruz. Çünkü Türkiye, Türkiye'den ibaret değildir; küresel vesayetten kurtulmak isteyenlerin, adalet arayanların umudu, mazlumların sığınağı, krizler ve belirsizlikler çağında insanlığın vicdanını temsil eden son kaledir. O kaleyi ayakta tutan ise her zaman olduğu gibi milletin sarsılmaz iradesidir."

MİLLETİMİZ İRADESİNE SAHİP ÇIKTI
Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz: "Bundan on yıl önce, 15 Temmuz gecesi milletimiz tarihe bir kez daha kendi eliyle yön verdi. Tankların, uçakların ve silahların karşısına cesareti ve vatan sevgisiyle çıkan aziz milletimiz; iradesine sahip çıktı. O gece hayatını kaybeden 253 şehidimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz. O gece, milletiyle aynı safta duranlardan biri de Kızılay ailesinin bir ferdiydi. Küçükesat Şube Başkanımız Serhat Önder, darbeye geçit vermemek için eşi ve çocuklarıyla birlikte meydana çıktı ve şehadete yürüdü. Onun cesareti, Kızılay'ın bu millete olan sadakatinin en anlamlı nişanesidir. 158 yıldır bu milletin en zor anlarında hep onun yanında olan Kızılay, İstiklal Mücadelesi'nde cephede yaralıya elini uzatan, açlığa ekmek, çaresizliğe umut olan Kızılay, 15 Temmuz gecesi de sahadaydı. Kan merkezlerimizde fedakârca çalışan ekiplerimiz ve meydanlarda vatandaşımızın yanında duran Genç Kızılay gönüllülerimiz, o direnişin bir parçası oldu. 15 Temmuz, bize millî birliğin kıymetini bir kez daha öğretti. Bu aziz hatırayı yaşatmak, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak ve dayanışma ruhunu geleceğe taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Başta şehidimiz Serhat Önder ve 253 şehidimiz olmak üzere, bu toprakları vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor; gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum."

İSLAM DÜNYASI DA GÖRMELİ
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı avukat Bülent Yıldırım: "Bu hain darbe girişiminin karşısında durmak, sadece Türkiye için değil; tüm İslâm coğrafyası ve bütün mazlum milletler için bir zorunluluktu. Türkiye'nin düşmesi, mazlumların sığınağının yıkılması demekti. İşte bu yüzden, o gecenin şafağında darbenin başarısızlığa uğraması, sadece Anadolu'da değil, Gazze'den Saraybosna'ya, Arakan'dan Kudüs'e, Kâbil'den Beyrut'a kadar tüm gönül coğrafyamızda büyük bir sevince sebep oldu. Milletimiz, Allah'ın izniyle darbecilerin önünde adeta etten bir duvar olarak darbeye geçit vermedi. İHH İnsani Yardım Vakfı da o tarihi gecede sorumluluk almaktan geri durmadı. Darbenin ilk dakikalarında 1 milyon 800 bin gönüllü ve bağışçımıza mesaj göndererek, meydanlara çıkma çağrısında bulunduk. Bu direniş, tüm dünyaya ve özellikle İslâm alemine şu hakikati haykırmıştır: Zalimlerin tankları durdurulabilir, darbeler engellenebilir... Bu mücadeleyi, İslam dünyasının sokakları için de verdik. İslam dünyası da darbelerin durdurulabileceğini görmeli ve kendi kendini yönetebileceğine inanmalıdır. Bir kere daha, yüce Allah'tan şehitlerimize rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil, gazilerimize bereketli bir ömür niyaz ediyorum."

EMANETE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı avukat Mehmet Cengiz: "15 Temmuz 2016'da milletimiz, bağımsızlığına ve milli iradesine kararlılıkla sahip çıkarak tarihe geçen büyük bir duruş sergilemiştir. FETÖ terör örgütünün devletimizi ve milletimizi hedef alan hain darbe girişimi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve milletimizin cesareti, feraseti ve kararlılığı sayesinde bertaraf edilmiştir. 15 Temmuz'un 10. yılında, tüm kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. O karanlık gecede milletimize silah doğrultan FETÖ terör örgütünü ve onu destekleyen her türlü ihanet anlayışını bir kez daha lanetliyor, benzer yapıların ülkemize bir daha asla zarar verememesi için birlik ve beraberliğimizi korumanın önemini vurguluyoruz. Deniz Feneri Derneği olarak, birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik ruhunun her zaman yaşatılması gerektiğine inanıyoruz. Milletimizin zor zamanlarda ortaya koyduğu dayanışma bilinci, bugün de ihtiyaç sahiplerine uzanan yardım eliyle toplumsal huzur ve kardeşliğin en önemli teminatlarından biri olmaya devam etmektedir. Rabbim ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin. Aziz şehitlerimizin emanetine sahip çıkmayı, gazilerimize vefamızı sürdürmeyi ve devletimizi her şartta korumayı ortak sorumluluğumuz olarak görüyoruz."
YETİŞTİRİLECEK BİR NESİL DE EMANET ETTİ
Önder İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan: Bazı geceler vardır; yalnızca yaşandığı günü değil, bir milletin istikametini de değiştirir. 15 Temmuz 2016, işte böyle bir gecedir. O gece milletimiz; iradesine, devletine, bayrağına ve istikbaline sahip çıkarak tarihe altın harflerle yazılacak bir destan yazdı. Meydanları dolduran milyonlar, sadece hain darbe girişimini bertaraf etmedi; millet iradesinin üzerinde hiçbir gücün olamayacağını bütün dünyaya ilan etti. İrade bizimdi, zafer bizim oldu. Fakat o gece kazanılan zafer, sadece bir gecenin değil, yarınlarımızın da teminatıydı. Çünkü 15 Temmuz bize yalnızca korunacak bir vatan değil, yetiştirilecek bir nesil de emanet etti. On yıl önce nöbet meydanlardaydı; bugün ise aynı nöbet kütüphanelerde ilmin peşinden yürüyen öğrencinin masasında, laboratuvarlarda insanlığa fayda üreten gençlerin gayretinde, mahkeme salonlarında adaleti ayakta tutan hukukçuların vicdanında, hastanelerde şifayı merhametle buluşturan hekimlerin ellerinde, gençlerimize istikamet veren öğretmenlerin şefkatinde, makamı emanet bilen yöneticilerde ve değerlerinden taviz vermeden insanlığa fayda üreten öncü şahsiyetlerde, sınıflarda, atölyelerde, teknoloji merkezlerinde ve hayatın her alanında ülkesine değer katmak için çalışan gençlerimizin omuzlarında devam ediyor. Nöbet bitmedi; sadece yer değiştirdi. Biz, ÖNDER olarak yıllardır bir kanadında dünyayı, bir kanadında ukbâyı taşıyan çift kanatlı gençlik idealini bu şuurla büyütmeye gayret ediyoruz. Türkiye'nin yarınlarını inşa edecek gücün; bilgiyi hikmetle, başarıyı ahlakla, mesleği sorumlulukla buluşturan gençlerde olduğuna inanıyoruz. 15 Temmuz'u yaşatmak, o geceyi yalnızca yıldönümlerinde hatırlamakla değil; aynı ruhu çalışarak, üreterek, ahlakla, cesaretle ve sorumluluk bilinciyle geleceğe taşımakla mümkündür. Çünkü bugün de irade bizim, zafer bizimdir. Ve bu zaferi kalıcı kılacak olan, bize emanet edilen bu aziz vatanı bilgiyle, hikmetle ve değerleriyle geleceğe taşıyacak çift kanatlı gençlerdir. 15 Temmuz destanını canları pahasına yazan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, kahraman gazilerimizi şükranla yâd ediyorum. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin."
DİRENİŞ RUHU DAİMA CANLI KALACAK
Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü İzani Turan: "15 Temmuz; aziz milletimizin istiklaline, istikbaline ve devletimizin bekasına kasteden hain darbe girişiminin, Cenab- ı Hakk'ın inayeti, milletimizin sarsılmaz imanı, feraseti ve cesaretiyle bertaraf edildiği kutlu bir direnişin adıdır. O gece milletimiz; ezanına, bayrağına, vatanına ve mukaddes değerlerine sahip çıkarak tarih boyunca nice badireleri aşan iman ve kardeşlik ruhunu bir kez daha bütün dünyaya göstermiştir. Yüce Rabbimiz, 'Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanıp bölünmeyin.' (Âl-i İmrân, 3/103) buyurmaktadır. Bu ilahi emir bizlere, birlik ve beraberliğin aynı zamanda imani bir vazife olduğunu hatırlatmaktadır. Milletimizin asırlardır aynı inanç, aynı ideal ve aynı kardeşlik şuurunda kenetlenmesi ceddimizden mirastır. Vatan; üzerinde yaşadığımız bir toprak parçasından ibaret değildir. O, şehitlerimizin kanıyla yoğrulmuş mukaddes bir emanettir. Bu emaneti korumak; millî ve manevi değerlerimize sahip çıkmak, fitneye fırsat vermemek, kardeşliğimizi muhafaza etmek ve gelecek nesillere güçlü bir Türkiye bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. 15 Temmuz bizlere göstermiştir ki; imanla yoğrulmuş bir millet, Allah'ın izniyle hiçbir tehdide boyun eğmez. Dün olduğu gibi bugün de devletimize, milletimize ve mukaddesatımıza yönelen her türlü saldırı karşısında aynı birlik ruhunu yaşatmak, ferasetimizi diri tutmak ve kardeşliğimizi güçlendirmek en büyük vazifemizdir. İnanıyorum ki bu hain kalkışma yüzyıllar geçse de unutulmayacaktır. Milletimiz böylesi girişimlere fırsat vermeyecektir. 15 Temmuz'daki direniş ruhu daima canlı kalacaktır.
MİLLETİMİZİN İRADESİ, BİRLİĞİMİZ VE GELECEĞİMİZ
TOGEM-DER Başkanı avukat Mihrimah Belma Sekmen: "15 Temmuz 2016 gecesi, aziz milletimiz demokrasiye, bağımsızlığına ve geleceğine sahip çıkarak tarihimizin en önemli direnişlerinden birini ortaya koymuştur. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla milletimiz ortak değerler etrafında kenetlenmiş; cesaret, dayanışma ve vatan sevgisinin unutulmayacak bir örneğini sergilemiştir. O gece yazılan destan, yalnızca bir darbe girişiminin engellenmesi değil, aynı zamanda millet iradesinin hiçbir gücün üzerinde olmadığının tüm dünyaya ilanıdır.