Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz'un onlarca yıllık pedagojik ve toplumsal bir mühendislik projesinin kanlı bir tezahürü olduğunu belirten Bakan Tekin, örgütün eğitim alanını kullanarak devlet otoritesine meydan okuyacak bir güce ulaştığını fakat milletin azmi karşısında diz çöktüğünü ifade etti.
DEVLETTE KÖKLÜ YENİDEN YAPILANMA
İhanet gecesinin ardından devletin kurumlarıyla yeniden organize olmasının zorunlu hale geldiğini kaydeden Tekin, şunları söyledi: 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıldönümünün eşiğinde durduğumuz bugünden geriye dönüp baktığımızda, göreceğimiz ilk şey, kökleri onlarca yıl geriye giden pedagojik ve toplumsal bir mühendislik projesinin nihai ve kanlı bir tezahürü olacaktır hiç kuşkusuz. Tabii bu hain girişimin arkasındaki FETÖ yapılanmasının söz konusu dönemin koşulları bağlamında tekabül ettiği ürkütücü gerçeklik, bir anda ya da 15 Temmuz gecesinde değil, eğitim alanından başlayarak gelişen ve zamanla devlet otoritesine meydan okuyacak denli güçlenen onlarca yıllık hegemonik bir örgütlenmenin neticesinde oluşmuştur. Devletin meşru egemenlik tekelini paranteze almayı hedefleyen bu sinsi hegemonik örgütlenme her ne kadar milletin azim ve kararlılığı karşısında diz çökmüş ve 15 Temmuz ihanet gecesi bir direniş ve diriliş muştusuna dönüşmüş olsa da, devletin her alanı ve kurumuyla yeniden organize edilmesini de zorunlu kılmıştır. Nitekim aradan geçen zaman diliminde eğitim sistemimiz; FETÖ yapılanmasının tasfiyesi, kurumsal itibar ve güvenliğin yeniden tesisi ve esaslı bir zihniyet dönüşümü bağlamında radikal ve geniş çaplı bir yeniden yapılanma sürecinden geçmiştir.
FETÖ'NÜN EĞİTİM AĞI TAMAMEN ÇÖKERTİLDİ
Devletin egemenlik tekelini içeriden tehdit eden yapısal unsurların tasfiyesi, 15 Temmuz'u takip eden süreçte eğitim alanındaki ilk ve en önemli adım olmuştur. Örgütsel bağları tespit edilen öğretmen ve idari personel ihraç edilmiş, FETÖ yapılanmasına ait üniversite, özel okul, yurt ve dershaneler kapatılmış, kapatılan bu kurumlar devlet okullarına ve vakıflara devredilerek söz konusu yapının eğitim üzerinden sağladığı devasa ekonomik rant ve nüfuz alanı kurutulmuştur. Yurt ihtiyacı ve sınava hazırlık kursları gibi geçmişte illegal yapıların zemin ve karşılık bulmasına yol açan kurumsal boşluklar kapatılmış; yapılan düzenlemelerle bu yöndeki talepler fırsat eşitliğini sağlayacak ve kamusal denetimi pekiştirecek biçimde devlet eliyle yeniden organize edilmiştir. Böylece FETÖ'nün kendince en büyük koz olarak gördüğü eğitim alanındaki yapılanması tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu süreç, millî eğitim sistemimiz açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Eğitim sistemimiz, FETÖ yapılanmasından bütünüyle arındırılmış bir çerçeve içinde, hem insani varoluşumuzun evrensel doğasına uygun ve onu geliştiren bir felsefe üzerine kendisini konumlandırmaya hem de ait olduğumuz tarihin, geleneğin ve medeniyetin temel karakteristiğini taşıyan milli bir içerikle şekillenmeye başlamıştır. Nitekim Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli isimli müfredat çalışması bu sürecin bir gereği ve somut bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
FETÖ'YE KARŞI PEDAGOJİK KALKAN
Maarif modeliyle birlikte, idari ve adli tahkikatlar neticesinde fiziksel olarak çökertilmiş olan FETÖ'cü örgütlenmenin ve benzer yapıların neşet ettiği ya da etmesine imkan sağlayan toplumsal zemini ortadan kaldıracak ve bu zeminin yol açtığı tahribatın önüne set çekecek pedagojik bir kalkan devreye konulmuştur. Bireyin sadakatini herhangi bir şahıs, klik ya da gruba değil; vatana, millete ve anayasal düzene yönlendirmeyi esas alan bu yeni modeli en genel ifadesiyle bir insan yetiştirme düzeni ya da müfredatı olarak özetlemek mümkündür. Muhtelif yazı, konuşma ve etkinliklerde de altını çizerek tekrar ettiğimiz üzere, eğitim esasında insan yetiştirme düzeninin esaslı bir parçasıdır. Her toplum; varlığını, gündelik yaşamının belli başlı rutinlerini, geçmişini ve gelecek tasavvurunu eğitim sayesinde temellendirmek ve hayata geçirmek zorundadır. Hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, FETÖ'yle mücadele başta olmak üzere ülkemize ve milletimize olan borcumuz konusunda attığımız en büyük ve en kararlı adımdır.
İTAATKÂR BİREYDEN RASYONEL İNSANA
İnsan yetiştirme düzenimiz yeniden ve esaslı bir şekilde organize edilmiş, eğitim sistemimiz mevcut ya da olası kötülük odaklarının sinsi mühendislik çalışmalarına karşı daha korunaklı hale getirilmiştir. Maarif modelinin ihtiva ettiği paradigmatik değişim sayesinde, vesayetçi amaçlarla zihni devşirilen itaatkar bireyler yetiştirme düzeni hem zeminini hem de meşruiyetini kaybetmiş; milli bilinç ve kimliğe sahip rasyonel ve yetkin insan yetiştirme evrenine doğru felsefi ve pedagojik bir geçiş yapılmıştır. Salt bir müfredat güncellemesinden ya da teknik düzenlemeden ibaret olmayan bu gelişmelerle birlikte daha güçlü ve daha dinamik bir eğitim ekosistemi oluşturulmuş, 15 Temmuz 2016 gecesinin karanlığından Türkiye Yüzyılı'nı muştulayan aydınlık bir geleceğe doğru hızlıca ve geri dönülmeyecek bir biçimde yol alınmaya başlanmıştır. Milliliğimizi koruyarak evrenselleşmeye, insani hasletlerimize sahip çıkarak özgürlükçü ve doğal bir gelişme sürecine hayat vermeye ahdettiğimiz bu yolun nihai menzilinde ise maarif çağı olarak tecelli edeceğine inandığımız Türkiye Yüzyılı ideali bulunmaktadır."