SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Metin Yüksel, 15 Temmuz ihanetinin yıldönümünde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Metin Yüksel, her fırsatta Türkiye'nin önünün kesilmek istendiğini, FETÖ'nün kaset tehditleriyle, iftiralarla ve kumpaslarla Türkiye'yi karanlığa sürüklemeye çalıştığını söyledi. 253 şehit verdiğimiz 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde SABAH Gazetesi'nde neler yaşandığını tüm detaylarıyla anlatan Metin Yüksel, o gece ekibiyle birlikte töröristlerin kurşunlarına rağmen SABAH'ta en iyi şekilde görevlerini yapmaya çalıştıklarını ifade etti. Metin Yüksel'in sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:
İÇERİDE VE DIŞARIDA HAZIRLIK YAPILDI
15 Temmuz darbe girişimi gecesi Sabah Gazetesi'nde neler yaşandı?
Takvim yapraklarını geriye sardığımızda FETÖ'nün ülkemize yönelik kumpas ve bir kuşatma girişiminin 2013 yılında Gezi Parkı olaylarıyla başladığını, 17-25 Aralık kumpaslarıyla zirve yaptığını görüyoruz. FETÖ, o dönemde hamle üstüne hamle gerçekleştirdi. Gezi sürecinde başarılı olamayınca 17-25 Aralık kartını açtılar. FETÖ, 2014 yerel seçimlerine giderken Türkiye'yi kaosa sürüklemek için elinden geleni yaptı. Hem içeride hem dışarıda hazırlık yapıldı. Türkiye çok büyük bir ihanet girişimiyle karşı karşıya kaldı. 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye tarihinin gördüğü en vahşi, en kanlı ve en büyük ihanet girişimiydi.

SURETİ HAKTAN GÖRÜNEN MASKELİ ÖRGÜT
FETÖ'nün 17 Aralık 2013'te gerçekleştirmek istediği darbe girişiminde merkez medyada büyük kırılma yaşandı. Turkuvaz Medya Grubu'nun amiral gazetesi Sabah, A Haber Televizyonu ve atv, FETÖ'nün yargı darbe girişimine karşı çıktı. Medyanın büyük bir kesimi ise bu süreçte FETÖ'ye sahip çıktı. Bu konuda ne dersiniz?
O dönemde FETÖ, Türkiye'de birçok kurumda olduğu gibi medyanın içerisinde de yapılanmıştı. FETÖ, medya patronlarını avucunun içine almıştı. Sabah ve Turkuvaz Grubu tam bu noktada diğer medyadan ayrıştı. Türkiye'ye kurulan tuzağı gördü ve milletten yana bir tutum takındı. Türkiye'ye kurulan tuzağın ilk hamlesi 7 Şubat 2012'de yaşanan MİT kriziydi. MİT Müsteşarı ifadeye çağrılarak devlete, siyasete bir darbe tasarlanmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi tecrübesi ve basiretli tutumu sayesinde bu kirli plan bozuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi derin bir krizin içerisinden çıkarmıştı. 'Hizmet' ve 'cemaat' kılıfı altında sureti haktan görünen bu maskeli örgütün MİT krizinden sonra bu işi tırmandıracağı belliydi. Bu kez de bahanesi 'ağaç' olan Gezi kalkışmasıyla ortaya çıktılar. SABAH yaptığı yayınlarla mevzunun 'ağaç' olmadığını ortaya koydu. Turkuvaz Medya'nın hedef alınması; 15 Temmuz darbe girişimi ya da 17-25 Aralık süreciyle ilgili değildir. Bizi hedefe koymaları MİT kumpası ve Gezi olaylarına kadar dayanır. Turkuvaz Medya Grubu milli medyadır. Ülkemizin ve halkın menfaatlerine, çıkarlarına uygun yayın yapan bir medya kuruluşudur. Kuruluş ve varoluş amacımız tamamen ülkenin menfaatlerine hizmet etmektir.

HEDEF İKTİDARI YOK ETMEKTİ
Yaşananların perde arkasında hain yapının olduğunu görmüştük. Kendine muhalif diyen birtakım medya kuruluşlarına bunların hazırladığı haber bültenlerinin gittiğini gördük. FETÖ, Gezi'nin tam göbeyindeydi. Ancak kendilerini açık etmemeye çalışarak perde gerisinden süreci yönetiyorlardı. Gezi'nin bir kalkışmaya dönüştürülerek iktidarı yok etmeye dönük bir operasyon olduğunu sezdik ve ifşa ettik. Hedefleri siyaseti itibarsızlaştırarak hükümeti yıkmaktı. Bunda başarılı olamayınca kaset kumpası ile ortaya çıktılar. Siyasetçileri ve Türkiye'nin tanınmış birçok insanını kurgu kasetlerle tehdit ediyorlardı. Kaset kumpası da tutmayınca abartılmış rakamlarla sözde yolsuzluk ve hırsızlık dosyaları açtılar. Bugün herkesin gurur duyduğu Türkiye'nin milli projeleri köprüler, barajlar, yollar ve benzeri hizmetlere yönelik yolsuzluk iftirasında bulunarak kamuoyu oluşturmaya çalıştılar. Dev projelerin yüklenici firmalarını 17-25 Aralık dosyasına dahil ederek yine büyük bir kumpas yapmak istediler, o da boşa çıktı. Medyanın çoğunluğu yalanlara teslim olmuşken biz hazırlıklıydık. SABAH ve Turkuvaz Grubu'nun Türkiye halkını aydınlatan yayınları FETÖ'cülerin düşmanlığını üzerimize çekti, bize karşı öfkeleri daha da arttı.

15 Temmuz gecesi SABAH Gazetesi'nde neler oldu? Siz ne yaşadınız?
Normal bir cuma günü gibi gündüz ekibi olarak gazetemizi hazırladık, kalan işleri gececi arkadaşlarımıza devredip evlerimize dağıldık. Herkes kendi çocuğunun, ailesinin yanına gitti. Birtakım söylentiler ve dedikodular dolaşıyordu ancak bunların kendi ülkelerine kastedebilecek derecede çıldırabilecekleri çok kestirilemiyordu doğrusu. O gece evimde otururken 21.15 sularında televizyonlar terör saldırısına karşı köprülerde askerler olduğuna ilişkin haberler geçtiler. Bunun böyle olmadığını hemen anladım. Trafiğin en yoğun olduğu saatte köprüye tek yönlü asker çıkarmanın terörle ilgili olmadığı aşikârdı. Bir şeyin başladığı anlaşılmıştı. Evden çıkıp bir şekilde gazeteye gitmem gerektiğini düşündüm. 2008 yılından beri Turkuvaz Medya'yı cesur duruşuyla yöneten Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Serhat Albayrak ile görüştüm. Kendisine de bazı bilgilerin ulaştığını, olağanüstü bir durumun yaşandığını, adı konmasa da bir şeyler olduğunu anladığını ifade etti. Durum netleşmişti, gün bugün dedim. Gazeteme doğru yola çıktım. Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Serhat Albayrak ve Turkuvaz Medya'nın önde gelen markalarının başındaki arkadaşlarımızın da aynı inanç ve cesaretle görevinin başına gitmek üzere yola çıktıklarını öğrendim.
Tabii birçok sokak ve cadde kapatılmıştı. Metrolar da durdurulmuştu. Bazı yolların kapatıldığını duydum. En iyi ulaşım yolunun yürümek, otostop yapmak ya da taksiyle gitmek olduğunu hissettim. Bu sırada saat 22.15 civarlarıydı. İstanbul Emniyeti'nin genç polis memurlarının darbeci hainlere karşı örgütlendiğini ve Haliç Köprüsü üzerinde onlara karşı direnişe geçtiğini öğrendim. Bir taksiye binip Beşiktaş meydanına kadar gittim. Beşiktaş meydanını vatanperver genç polisler doldurmuştu. Bir an önce gazeteye varıp görevimi yerine getirmenin heyecanını yaşıyordum. Kendimle ilgili bir korkum yoktu. Tek korkum gazeteye ulaşamamaktı.

SİLAH SESLERİ GELİYORDU
Bu düşüncelerle yürürken yol tarifi soran bir araca beni de gazetenin yakınlarına götürmesini rica ettim. Gazeteye 1-2 kilometre mesafede Darphane yakınlarında inip yine arka sokaklardan gazeteye yürüdüm. Uzaklardan silah sesleri geliyordu. Nihayet gazeteye vardım. Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan vefakâr okuyucularımız gazete binasının önünde nöbet tutuyordu. Gözleri alev alevdi hepsinin, hepsinin çok net bakışları vardı ve kararlılardı. Polis desteği ve kendi güvenlik ekiplerimiz vardı. Turnikelerden geçip gazeteye kavuşmak büyük bir sevinç yaşatmıştı.
400 BİNE YAKIN GAZETEYİ YAYINDAN GERİ ÇEKTİK
O gece matbaa ve dağıtım müdürlerimizi arayarak gazetemizin dağıtımında herhangi bir sorun olmadığını, lojistiğin sağlam olduğunu, gazetemizi rahatlıkla dağıtabileceğimizi öğrenince hemen harekete geçtik. Gündüz çalışan arkadaşlarımız da büyük bir cesaret örneği sergileyip özellikle yakın bölgelerde oturanlar yürüyerek ya da arabalarına binerek gelmişlerdi. Yani gündüz ekibimiz birkaç saat aranın ardından tekrar gazete yapmaya hazır haldeydi. Nitekim hemen hızlı bir karar aldım ve basılmış olan 400 bine yakın gazeteyi dağıtımdan geri çektim. "Bu gazete gitmeyecek. Yeni baskı yapacağız. SABAH'ın, bu gece Türkiye'ye oynanan bu oyunu kimin oynadığını, bu ihaneti kimin yaptığını okuruna söylemesi lazım" dedim. Yönetim Kurulu Başkan Vekilimiz Serhat Albayrak'ı arayarak onun da onayını aldım. Onun da ATV'nin o dönem bulunduğu Fulya'daki Toprak Holding binasına ulaştığını öğrendik, bu da bize daha çok cesaret verdi. Bir müessesede ekip lideri başınızdaysa ekibin motivasyonu başka oluyor. Biz o gece takım ruhunu çok iyi yaşadık.
KURŞUNLARA RAĞMEN, GERİ ADIM ATMADIK
O gece SABAH Gazetesi kurşunlandı, Turkuvaz Medya'ya yönelik işgali engellemek için yola çıkan Servet Asmaz ise darbeciler tarafından şehit edildi. O süreçte neler oldu? Hedef bizdik. Hedefte olduğumuzu biliyorduk. Birtakım listelerin yapıldığının, ellerine fırsat geçtiğinde önce bizden başlayacaklarının çok iyi farkındaydık. Maslak'taki birliklerden çıkan 3 askeri araca "SABAH'ı ele geçirin, önünüze çıkanı vurun" talimatı verilmişti. Bu sırada bir hengâme duyuldu, çığlıklarla beraber. Aşağı baktık, askeri araçların gazetemizin önünden Beşiktaş'a doğru gittiğini gördük. Bir süre sonra yine işimize döndük. Bu kez yeniden silah sesleri geldi. Gazete binamız kurşunlanmıştı. Arkadaşlarımız pencereden bakacakken camlara yaklaşmamaları için uyardım. Öyle bir gürültüydü ki, darbecilerin aşağıdaki insanları tarayıp gazeteye girdiğini düşündük. Bu gözü dönmüşlere karşı ne yapabilirdik? Kendimizi savunacak hiçbir şeyimiz yoktu. Gazeteci olarak kalemimiz ve bilgisayarımızdan başka hiçbir şeyimiz yoktu. Sadece ışıkları kapatmak aklımıza geldi. Yeniden sessizlik olduğunda tekrar işimize döndük.
MEVZİMİZİ TERK EDEMEZDİK
15 Temmuz gecesinde; Turkuvaz Medya'nın üst düzey yöneticilerinin tam kadro bir şekilde merkez binasında bulunması sizce bir mesaj mıydı? Elbette. O gece halkını seven bir lide,r liderine inanan ve güvenen bir halk vardı .Biz de o halkın sesi bir medya kuruluşu olarak mevzimizi terk edemezdik. Bu görevi yaparken de Turkuvaz Medya Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak'ın kurumun başında olması bize ayrı bir cesaret vermişti. Biz de tüm kadro olarak tarihi görevimizi gururla yerine getirmiştik.
"FETÖ'CÜ KALKIŞMAYA MILLİ İRADE TOKADI" MANŞETİNİ O GECE ATTIK
O gece darbeci hainlerin hedefinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi vardı. Cumhurbaşkanımızın Marmaris'te kaldığı otelin suikast timleri tarafından basıldığını, dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile birlikte kıl payı otelden çıktıklarını öğrenmiştik. Biz de bu yaşananları sayfalarımızda anlatmaya çalışıyorduk. "Yunan adalarına geçelim" gibi teklifleri kati bir dille reddeden Cumhurbaşkanımız "Ben milletimin yanındayım, milletimin yanından başka bir yere gitmiyorum, milletimle buluşmaya gidiyorum" diyerek her türlü riski göze alarak sabaha karşı İstanbul'a gelmişti. Binlerce insanın havalimanında beklemesi, o tarihi büyük kavuşma bizi rahatlattı. İşimizi bitirmiştik. FETÖ'nün kalkışma ihanetini manşetimize mühürledik. Sabaha karşı 4-5 sularında gazetemiz baskıya gitmişti.
HER TÜRLÜ ÖRGÜTÜN İPLİĞİNİ PAZARA ÇIKARMAYA DEVAM EDECEĞİZ
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Turkuvaz Medya tüm yayın organlarıyla kanlı örgüte yönelik kapsamlı haberler ve çalışmalar yapıyor. Bu örgüt yapılanması hâlâ aktif mi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sorumluluk duygusu taşıyan bir avuç insanla FETÖ ile mücadeleyi verd i ve vermeye devam ediyor. Turkuvaz Medya da bu süreçte FETÖ'nün yurtiçi ve yurtdışındaki yapılanmasını deşifre ederek bu mücadeleye en güçlü desteği verdi. Milli medya kuruluşu olarak bundan sonra da vatanımızın birliğine kasteden, bayrağımızı indirmeye çalışan her türlü örgütle mücadele etmeye, onların ipliğini pazara çıkarmaya devam edeceğiz. Darbeci askerlerin şehit ettiği Servet Asmaz'ın ağabeyi Selahattin Asmaz, "SABAH olmasa bizi yalana boğarlardı" dedi. 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Özel Harekât Daire Başkanlığı'na düzenlenen saldırıda şehit olan Komiser Yardımcısı Cennet Yiğit'in babası Yahya Kemal Yiğit, "SABAH susarsa Türkiye susar" ifadelerini kullandı. Vatandaş Turkuvaz Medya'nın verdiği mücadelenin farkında. Ne yaptığımızı okuyucumuz çok iyi biliyor. Türkiye genelinde son yapılan operasyonda bine yakın örgüt üyesi deşifre oldu. Bu da bize gösteriyor ki, bir dakika bile gözümüzü kapatmamamız gerekiyor.