FETÖ'cü hainlere karşı yazılan 15 Temmuz destanında imzası bulunan kahraman gençlerden biri de henüz 21 yaşında şehit düşen Batuhan Ergin'di. Askerliğini, "Doğu'da gönüllü askerlik yapmak istiyorum" diyerek büyük bir neşeyle gittiği Bitlis'te komando olarak yapmıştı. Tezkeresini alalı henüz iki ay olmuştu. O gece yakın bir arkadaşının evinde otururken darbe girişiminin başladığını öğrendi. Kararlılığı yüzünden okunuyordu. Arkadaşlarına döndü ve şöyle dedi: "Yürüyün, bu akşam şehit olalım. Bu vatan elden giderse sabah uyandığımızda anne babamızın yüzüne nasıl bakacağız? Yarın bir gün evlendiğimizde çocuklarımıza nasıl hesap vereceğiz?"
"YÜRÜYECEKSİN, MİLLET YÜRÜYECEK ARKANDAN!"
Batuhan, arkasında kendisini sevenleri bırakarak Boğaz Köprüsü'ne doğru yola çıktı. Tanklarla köprüyü kapatan, milletin silahını yine millete doğrultup kurşun yağdıran hainlerin karşısına dikildi. O gece sadece cesaretiyle değil, liderliğiyle de öne çıktı; kendisinden yaşça büyük yüzlerce insana cesaret timsali oldu. Arkasına kattığı kalabalıkla darbecilerin üzerine yürüyen Batuhan, halkın tanklarını gasp edenlerin açtığı ateşle kalbinden vuruldu. Bir vatandaşın arabasıyla hastaneye yetiştirilmeye çalışılırken yolda şehit düşen genç kahramanın son sözü "Allahu Ekber" oldu.
'ERZAK ALMAYA DEĞİL, DEVLETİMİZE SAHİP ÇIKMAYA GELDİK'
Şehit Batuhan Ergin, İstanbul Ortaköy Mezarlığı'na defnedildi. Mezar taşına yazılan sözün hikayesi de en az yazdığı destan kadar şerefliydi. O gece vatan evlatları bayrağı korumak için sokaklara dökülürken, bazılarının ATM'lere ve marketlere koştuğunu görmek Batuhan'ın ağırına gitmişti. Köprüden çektiği bir fotoğrafı sosyal medyada şu notla paylaşmıştı: "Eve erzak almaya değil, devletimize sahip çıkmaya geldik." İşte o tarihi söz, daha sonra vatansever gencin mezar taşına kazındı.
"ATM'YE KOŞANLARI GÖRÜNCE AĞRINA GİTMİŞ..."
Batuhan'ın babası Ahmet Ergin, oğlunun o son paylaşımını şu sözlerle anlatıyor: "Batuhan marketlere koşan, ATM'lerden para çekmek için kuyruk oluşturan insanları görünce bunu gururuna yedirememiş ve köprüye çıkmış. Giderken de o meşhur selfieyi paylaşmış. Bize olayları arkadaşıyla televizyondan izlediğini söylemişti ama vatanı için mücadele etmeye gitmiş. Gidiş o gidiş... Bir daha dönmedi." Batuhan'ın büyük bir hevesle yeni aldığı bir motosikleti vardı. 15 Temmuz sabahı motorunun ruhsatını almış, uzun süredir beklediği heyecanına kavuşmuştu. Ancak o motoru sadece bir saat sürebildi. Uğruna yaşadığı bayrağa göz dikildiğini öğrendiğinde ne motoru düşündü ne de ailesinin hasretini. O genç yaşında, deli dolu yüreğiyle adeta şehadete koştu. Baba Ahmet Ergin, "Oğlum çok istediği motosikletini yalnızca bir saat kullanabildi. Şimdi onun emanetini ben kullanıyorum. İşe gitmeden önce mutlaka mezarlığa uğrayıp oğlumu görüyorum. Gün içindeki boş anlarımda, hatta bazen gece yarısı bile oğlumun yanına gidiyorum" diyor.
"KEŞKE BAYRAMLARDA O BENİM MEZARIMA GELSEYDİ"
Acılı baba, yıllardır dinmeyen evlat acısını şu yürek yakan cümlelerle özetledi: "O gece keşke oğlumun yerine ben ölseydim. Vatan, millet her şeyden önde geliyor ama evlat acısı çok zor... Ne çektiğimizi bir biz biliriz, bir de Allah. Keşke Batuhan sokağa çıkmasaydı da ben çıksaydım, ben ölseydim. Babalar Günü'nde onun benim mezarıma gelmesi lazımdı. Bayramda onun beni ziyaret etmesi lazımdı. Bayram oluyor, Anneler Günü oluyor, Babalar Günü oluyor; evladımızın mezarına biz gidiyoruz. Bu çok derin bir acı. Bunu sadece yaşayan bilir."