Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. O karanlık ve kanlı gecede vatanı, sancağı ve bağımsızlığı uğruna canını siper ederek sokağa çıkan kahraman Türk kadınlarından biri de 57 yaşındaki gazi Suzan Sertbaş oldu. Üsküdar Acıbadem'deki evinden eşiyle birlikte bir an bile tereddüt etmeden çıkan Sertbaş, sol ayağı ile kolundan vurularak ağır yaralandı. Aylarca süren fizik tedavi ve ağır psikolojik travma süreçlerini büyük bir dirençle atlatan kahraman gazi, o tarihi geceye, ailesinin yaşadığı dehşete ve mahkeme salonlarında öğrendiği kan donduran gerçeğe dair önemli açıklamalarda bulundu.
"KAN KAYBINDAN ŞEHİT ETTİLER"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Üsküdar Kısıklı'daki konutunun bulunduğu bölgeye yürüyerek ulaştıklarını belirten Suzan Sertbaş, oradaki durumu şu sözlerle aktardı: "Biz ilk gittiğimizde henüz çok büyük bir kalabalık yoktu. Ancak dakikalar içinde akın akın, adeta insan seli şeklinde halk gelmeye başladı. Tam o esnada amcamın kızı telefonla bana ulaştı. Eşimin amcasının oğlu olan Acıbadem Muhtarı Mete Sertbaş'ın darbeci askerler tarafından vurulduğunu söyledi. Biz bu haberi alır almaz Kısıklı'dan Acıbadem'e doğru koşarak, yürüyerek geçtik. Çevredeki vatandaşlar yardım etmek, hastaneye yetiştirmek istiyordu ama hain darbeciler kimse ona ulaşamasın diye etrafını silahlarla sarıp abluka altına almıştı. Canımız Mete, orada göz göre göre kan kaybından şehit düştü. O sırada üzerimize sürekli ateş açılıyordu. Bir bahçenin yüksek duvarından öbür tarafa atlayıp kurşunlara siper olmaya çalışıyorduk. Tam o sırada sol ayağıma isabet eden mermiyle vuruldum. Yere sertçe düşerken sol kolumdan da ağır şekilde yaralandım. Acı içinde bağırarak 'Vuruldum, yardım edin!' diyordum ama silah seslerinin gürültüsünden kimse sesimi duyamıyordu. Sürünerek eşime doğru yaklaştığımı, onun kolundan tutup 'Ben vuruldum' dediğimi hayal meyal hatırlıyorum. Çok aşırı derece kan kaybediyordum, zaten sonrasında bilincimi kaybetmişim, gerisi karanlık. Sonrasında çok zor günler geçirdim, uzun süre fizik tedavi gördüm. Ama yemin ederim yarın yine böyle bir kalkışma olsun, o çektiğim tüm acıları unutur, bir an bile korkmadan tekrar sokağa çıkarım."
"BENİ VURANLA KUZENİMİ KATLEDEN HAİN AYNI"
Suzan Sertbaş, darbecilerin mahkeme süreçlerinde ortaya çıkan çarpıcı bir detayı da ilk kez paylaştı: "Haklarında dava açılan hainlerin dosyalarını incelerken, beni o gece bacağımdan vuran kişinin, kuzenimiz olan Acıbadem Muhtarı Mete Sertbaş'ı acımasızca şehit eden darbeci hainle aynı kişi olduğunu öğrendim. İhanetleri de failleri de aynıydı. Acı bir şekilde gördük ki onlar bizim askerimiz değillerdi ve acımasızca bizi vurdular. Çok şükür ki birbirine çok bağlı, köklü bir milletiz. Biz olağanüstü durumlarda anında bir araya gelip gücümüzü birleştirebiliyoruz. Buna inancım sonsuzdur. Bundan sonra da her zaman birlik ve beraberlik içinde olacağız. Hiçbir hain güç Türkiye'yi yıkamayacak, şanlı bayrağımızı göklerden indiremeyecek. Bağımsızlığımıza ve demokrasimize gölge düşürmek isteyen şer odaklarına karşı millet olarak her zaman en dirençli halimizle ayakta kalacağız." Darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasının ardından fiziksel yaralarının yanında çok ciddi psikolojik sarsıntılar da yaşadığını içtenlikle dile getiren Suzan Sertbaş, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Vurulduktan sonraki hastane ve tedavi süreçlerim fiziken çok sancılı geçti. Yaşadığım o dehşet anları nedeniyle geceleri uzun süre uyuyamadım. Sürekli uykumdan sıçrayarak uyanıyor, kâbuslar görüyordum. Vurulduğum o anı, muhtarımızın gözümüzün önünde şehit edilişini kafamdan bir türlü atamıyordum. 'Eğer o gece FETÖ emellerine ulaşsaydı, bu ülkenin hali ne olurdu?' sorusu her gün beynimi kemiriyordu. Bu ağır travmayla tek başıma mücadele edemeyeceğimi anlayınca profesyonel tıbbi yardım aldım. Bir psikiyatrist bana çok yardımcı oldu, yaklaşık 6-7 ay boyunca düzenli olarak tedaviye gittim. Bu sayede o gece üzerimde kalan ağır psikolojik travmayı nispeten atlatmayı başardım."