1974 yılında Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Çukurkuyu beldesinde, yedi çocuklu mütevazı bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. Çocukluğu bozkırın sert rüzgârları arasında geçti. Okuldan arta kalan zamanlarda koyun güttü, alın teriyle büyüdü. O günlerde kimse, Anadolu'nun sessiz bir kasabasında çobanlık yapan o çocuğun yıllar sonra Türkiye'nin kaderini değiştirecek tek kurşunu sıkacağını bilmiyordu. Vatan sevgisiyle yetişen Ömer Halisdemir, asker olmayı seçtiğinde yalnızca bir meslek edinmedi; ömrünü ay yıldızlı bayrağa adadı.
VATANA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
1999 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri saflarına piyade astsubay olarak katılan Halisdemir, görev yaptığı her yerde disiplini, cesareti ve görev bilinciyle tanındı. Yurt içinde ve yurt dışında birçok kritik görev üstlendi. Evinde ise Hatice Halisdemir'in eşi, Elifnur ile Doğan Ertuğrul'un babasıydı. Ancak kader, ona ailesinin değil, 85 milyonun kaderine dokunacağı bir gece hazırlıyordu. Takvimler 15 Temmuz 2016'yı gösterdiğinde FETÖ, devletin silahını millete doğrulttu. Tanklar sokaklara çıktı, savaş uçakları Ankara semalarında alçak uçuş yaptı, darbeciler Türkiye'yi karanlığa sürüklemek için düğmeye bastı. Aynı saatlerde darbe planının en kritik hedeflerinden biri Özel Kuvvetler Komutanlığıydı. Karargâh ele geçirilirse darbecilerin eli önemli ölçüde güçlenecekti.
TARİHİ TELEFON GELDİ
O sırada telefon çaldı. Hattın diğer ucunda dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı vardı. Belki de bir komutanın hayatı boyunca vermek zorunda kalacağı en ağır emir o gece verildi. "Ömer... Semih Terzi vatan hainidir. Onu karargâha girmeden vur. Hakkını helal et." Bu emir, aynı zamanda ölüm emriydi. Karşı taraftan tek bir cümle duyuldu: "Başüstüne komutanım." Ne pazarlık etti, ne tereddüt gösterdi, ne de geri adım attı. Beylik tabancasını çıkardı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı işgal etmek üzere karargâha gelen darbeci Tuğgeneral Semih Terzi'yi alnından vurarak etkisiz hale getirdi. O anda yalnızca bir darbeci general yere düşmedi; FETÖ'nün en kritik planlarından biri de çöktü.
HİÇ TEREDDÜT ETMEDİ
Halisdemir ise saniyeler sonra Terzi'nin yanındaki cuntacı askerlerin açtığı ateşle hedef alındı. Vücuduna isabet eden 17 kurşunla şehadet şerbetini içti. O gece toprağa düşen sadece bir asker değildi; millet uğruna canını gözünü kırpmadan veren bir kahramandı. Uzmanlara göre Halisdemir'in o kritik müdahalesi, darbe girişiminin seyrini değiştiren en önemli kırılma anlarından biri oldu. Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın darbecilerin kontrolüne geçmesini engelleyen bu hamle, FETÖ'nün planlarını bozdu ve örgütün hedeflerine ulaşmasının önündeki en büyük engellerden biri haline geldi.
KAHRAMANLIĞIN SEMBOLÜ
Şehadetinin ardından Ömer Halisdemir, yalnızca ailesinin değil, 85 milyonun evladı oldu. Adı üniversitelere, okullara, caddelere ve sokaklara verildi. 15 Temmuz'dan sonra dünyaya gelen binlerce bebeğe "Ömer" ismi konuldu. Niğde'nin Çukurkuyu beldesindeki kabri ise her yıl Türkiye'nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerle dolup taşıyor. Aradan geçen yıllar, onun hatırasını eksiltmedi. Çünkü bazı insanlar yaşadıkları yıllarla değil, verdikleri kararla ölümsüzleşir. Ömer Halisdemir de tek kurşunla yalnızca bir darbeciyi durdurmadı; bir milletin iradesine sahip çıktı, demokrasi tarihine adını altın harflerle yazdırdı. 15 Temmuz'un üzerinden 10 yıl geçse de, Türk milleti onu toprağa değil, yüreğine gömdüğü kahramanı olarak anmaya devam ediyor.