Bundan 30 yıl önce ODTÜ Mimarlık öğrencisi Derya Köroğlu, Hacettepe Tıp Fakültesi öğrencisi Zerrin Yaşar ve Hacettepe Tıp mezunu ve patoloji uzmanı Selim Atakan, Ankara'da bir müzik topluluğu kurarlar. İsimlerini ise halk türkülerinin yeniden yorumlanmasına dayanan Güney Amerika orijinli bir müzik akımından (Yeni Türkü) esinlenerek yazar ve şair Yaşar Miraç koyar. Yeni Türkü, ilk konserini Edip Akbayram ve Dostlar'ın alt kadrosunda verir ve topluluk o kadar ilgi çeker ki, Edip Akbayram'a bir türlü sıra gelmez... Yeni Türkü'nün ilk albümü
Buğdayın Türküsü, 1979 yılında yayınlanır ama 12 Eylül darbesinden sonra dağıtımı durdurulur ve yakılır. Böylece bu albüm bir efsane haline gelir ve koleksiyon değeri yükselir. İkinci albüm
Akdeniz Akdeniz, askeri dönemin kapandığı 1983'te çıkar ve büyük ilgi çeker. Ardından sırasıyla
Çekirdek Sanatevi Resitali (1985),
Günebakan/Dünyanın Kapıları (1986),
Yeşilmişik (1988),
Vira Vira (1990),
Rumeli Konseri (1991),
Aşk Yeniden (1992),
Külhani Şarkılar (1994),
Süper Baba Film Müzikleri (1995),
Her Dem Yeni (1996),
Telli Telli Remixes (1996),
Yeni (1999) ve ardından altı tane koleksiyon albümü çıkar. Yıllar geçerken grup üyelerinde değişiklikler olur tabii... Öyle ki Yeni Türkü, yeni üyeleri için çoğu zaman bir okul gibidir. Örneğin 1980 yılında gruba Murat Buket, Tuğrul Bayrak, Eftal Küçük ve Tuncer Tezcan katılır. 85 yılının sonunda grupta bağlama çalan opera sanatçısı Tuncer Tezcan ve buzuki, kemençe ve gitar çalan Eftal Küçük ayrılır. 1986'da Fuat Oburoğlu ile Cengiz Onural katılır. 88'in sonunda Zerrin Atakan ayrılır; yerine Halis Bütünley ve Tayfun Duygulu gelir. 1990'da grubun kurucu üyelerinden Selim Atakan ile bas gitar çalan Tuğrul Bayrak veda eder. Ayrılanlardan Cengiz Onural, film müzikleri yapan İncesaz ve Aria gruplarını kurar. Ardından Fuat Oburoğlu, Erden Çelik ve Tuğrul Bayrak ayrı bir grupla kendilerini ifade etmeye başlar... Bu zaman süresinde değişmeyen tek üye Derya Köroğlu'dur... Grup, bugün tam 30. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Bu akşam Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'ndeki konserde, geçen 30 yıla yaraşır bir gece yaşanacak. Gruba şimdiye kadar dahil olmuş tüm isimler sahnede olacak. Biz de Yeni Türkü'nün hayatında yer etmiş, onlara söz yazarlığı yapmış veya şiirlerini vermiş Türk edebiyatının önde gelen isimlerine, dostalarına 'Yeni Türkü' deyince neler hissettiklerini sorduk...
Lale Müldür: Ve çoraplarıyla gidip gelen bir Derya...
Şair ve yazar Lale Müldür'e Yeni Türkü'yü sorduğumuzda bizim için şunları yazdı: "Brüksel'den yeni dönmüştüm... Bir telefon sevgili Murathan Mungan'dan... 'Lale, Yeni Türkü diye bir grup bir şarkı yaptı senin
Destina'dan. Tanıştıracağım sizleri...' Ve dönüş Selim Atakan ve Derya Köroğlu'yla tanışış... Ve dinlerken ben
Destina'yı... Ve komşu olarak yakınlaşış. Levent'te Derya ve Selim'le... Derya'nın güzel sesi ve ODTÜ anıları, öğrenci lideriyken... Ve çoraplarıyla gidip gelen bir Derya... Ve Selim ah Selim... Şu doktor besteci
Destina'ya ve gelecek başka şarkılara el atan... Ve tuhaf Bulgaristan hikâyeleri... Onu doktor yapan kafasıyla derleyip toparlaması şarkıları... Daima titiz, daima düzgün... Ve benim zavallı ismim hâlâ
Destina'nın yazarı diye anılan..."
Barış Pirhasan: Yeni Türkü benim için bir ilk-gençlik aşkı
Yağmurun Elleri şarkısının sözleri yönetmen ve şair Barış Pirhasan'a ait. Pirhasan diyor ki; "Derya ve Selim'le aynı lisede okuduk, arkadaş olduk. Derya, Mehmet Toker ve Tuğrul'la birlikte müzik-şiir-anlatı karışımı bir iş yapmayı denemiştik. Altından kalkamadık. Sonra Yeni Türkü oluştu.
Buğdayın Türküsü albümü hazırlanırken işin yakınındaydım. Herkes, müziğe yeni bir şeyler geldiğinin farkındaydı. Alışılmadık şarkı sözleri, yeni bir ses... Yeni Türkü benim için bir ilk-gençlik aşkı. Daha ne olsun."
Turgay Fişekçi: 80'li yıllarda gençliğin hayatı o şarkılardadır
Şair Turgay Fişekçi,
Vira Vira'dan
Yıldızlar'a kadar pek çok şarkının sözlerinin sahibi. Fişekçi, Yeni Türkü'nün önemini, şöyle anlatıyor: "Yeni Türkü, müziğimiz için 'yeni' bir açılım olmuştur. Her şeyden önce bizim kuşağın, gençliğimizin şarkıları onlar. 80'li yıllarda gençliğin, aydınların, halkın hayatı, çok farklı yönleriyle yansır o şarkılarda. Benim onlarla yüz yüze ilk tanışmam 1981'de Ankara'da, Selim Atakan'ın evinde oldu. O sırada yeni bestelediği
Sorma Bana adlı şiirimi çalmıştı bana. Sonra da ilişkilerimiz neredeyse kesilmeden bugüne kadar geldi. Sonraki albümlerde hep benim bir şiirimden yapılan şarkı da yer aldı. 1990'da
Vira Vira'nın müziğini yapmış olan Derya Köroğlu, bu müziğe söz yazmamı önerdi. İlk kez hazır bir müziğe söz yazacaktım. Hızlı bir parça olduğundan söz-müzik uyumunu sağlamakta zorlanmıştım."
Leman Sam: Arkalarından gelenlere yol açtılar
Ve ilk çıktıkları zamandan beri onları izleyen Leman Sam şöyle diyor. "Yeni Türkü, ilk çıktığından itibaren çok saygı değer bulduğum, çok sevdiğim bir grup. Dostluğumuz da o zamanlara dayanıyor. Şimdiye kadar hiç beraber çalışmadık; denk gelmedi. Ama Yeni Türkü, hem müzikal hem de kültürel açıdan bu ülkeye çok şey kattı. Türkülerin geniş kitlelere tanıtılması Yeni Türkü ismiyle çok paralel gider. Ayrıca grup müziği yapamak ülkemizde çok zordur. Bunu başardılar. Eskiden hatırlıyorum Açıkhava'ya çıktıklarında yıkılırdı. 30. yıl konserleri de öyle olacak."