Beşiktaş'taki apartmanın kapı ziline basana kadar Eurosport'a geldiğinizi anlamanız mümkün değil. Mutevazı ofislerinde yaptıkları yayınlarla beğeni toplayan Eurosport ekibi, 2005 yılında Bağış Erten yönetiminde kanalın yeniden yapılanmasıyla oluşturuldu. Ekip, aslında sadece bir ayda kurulmuş. Eurosport'un Genel Yayın Yönetmeni süreci şöyle anlatıyor: "İşe başladığımızda 1 Aralık'tı ve 29 Aralık'ta yayına girmek zorundaydık. Sıfırdan bir ekip kurmamız gerekiyordu. Gelenleri, Eurosport Merkez'den gelen uzmanların verdiği hızlı bir eğitimden geçirdik. Spikerliğin yanında birçok spor dalını da öğrenmek zorunda kaldık." Ekibe girmek için yabancı dil bilmek şart; ama diğer hayati kriter, Bağış Erten'in sözleriyle, "Futbol ve basketbol dışındaki sporları öğrenmeye açık olmak". Eurosport'un spikerleri, günde 15-16 saat farklı sporların yayınlarına giriyor. Dolayısıyla her spor dalını anlatmak için yeterince pratik şansları var. Bağış Erten durumu, "Haftada 20 plaj futbolu maçı varsa, yirmincide plaj futbolunu öğrenmeye başlıyorsunuz. Buradaki çocuklar, algıları bütün spor dallarına açık oldukları için seçildi. Zaten futbol ve basketboldan anlayan insan çok," sözleriyle özetliyor. Eurosport'un zorlayıcı tarafı spikerlik eğitimi veren bir okul gibi olması. Daha büyük medya kuruluşlarına da transfer verildiğini belirten Bağış Erten, iddialı: "Oralarda tutunamayan kimse olmadı. Günde sekiz dokuz bülten ve elliye yakın haber verilir. Haberlerin en fazla onu futbol basketbol olur. Burada, spor yayıncılığındaki her işi öğrenebilirsiniz." 40 ayrı spor dalının takip edildiği kanalda, flaş haberler Türkiye'nin spor gündeminden çok farklı: "Ronnie O'Sullivan'ın snooker'da ilk turda elenmesi, hentbol finalinde Kiel takımının dört sayı geriden gelip son otuz saniyede müthiş bir golle şampiyon olması burada adrenalini yükseltir." Son günlerde Fransa Bisiklet Turu'ndaki başarılı anlatımıyla
SABAH yazarı Hıncal Uluç'un da dikkatini çeken, kanseri yenen Caner Eler'in Eurosport'a katılma hikâyesini Bağış Erten'den dinlerken 'spor algısı'yla ne demek istediğini örnekliyor aslında: "Caner, ilk kurduğumuz ekipte yoktu. Bana bir rahatsızlıktan yeni çıktığını ve Eurosport'ta çalışmayı çok istediğini anlattı. Rahatsızlığından bahsetmedi; ama ilanı önceden görmüş, ameliyatı yüzünden başvuramamış. Ben de onu reddetmemek için bilmeyeceğini düşündüğüm dallardan sorular sordum. - 'Lakros bilir misin?' dedim (Kızılderililerin bulduğu, özel sopalarla topların kaleye atılmaya çalışıldığı az bilinen bir takım sporu). - 'En son konferans finallerini izledim; ama finali uyuyakalıp kaçırdım. Colorado'nun güçlü bir takımı vardı,' dedi. Ben ne konferans finalini biliyordum ne de Colorado'nun güçlü takımını. Panikle başka sorular sormaya başladım. Sordukça karşımda bir 'spor manyağı' olduğunu anladım. Sporla sınırlı kalmayan kültürünü görünce kaçırmadık. Sonradan İTÜ'de basketbolcuyken kemik kanseri olup spor aşkını sürdürdüğünü öğrendik. Hastalığını yener yenmez Avrupa'yı gezmeye çıktı. Onun yanında kendimi çok yaşlı hisseder, gıcık olurum."
YAYINLAR ÇEVİRİ DEĞİL
Eurosport Türkiye ile ilgili en büyük yanılgı, yayınların simültane çeviriyle yapıldığının sanılması. Kanalın mütevazı koşullarda çalışmaya uygun bir sistemi var. Yayınlarda, merkezden aktarılan görüntülerin üzerine spikerlik yapılıyor. Eurosport Türkiye'ye haberler, merkezden 'Humming Bird' (Sinekkuşu) adlı bir ağ üzerinden geliyor. Haberlerin yanı sıra yayının anlatılmasını sağlayan bilgiler de geliyor. Eurosport'un sadece Michael Phelps, Lance Armstrong gibi yıldızları izleyen muhabirleri var. Kanalın amacı spor karşılaşmalarını seyircilere anlatırken, spor kültürünü de aktarmak. O yüzden spikerler, o sporun tarihinden, diğer konulardan istedikleri bilgileri yayına çeşni olarak ekleyebiliyor. Yine de Bağış Erten gerçekçi: "Eurosport Türkiye ekibi prime time'a yüzme koymanın, lakrosu popüler kılmanın imkânsız olduğunun farkında. Amacımız, Eurosport'un ruhuna uygun şekilde sporu sevdirmek."
EUROSPORT HAKKINDA

Yayın hayatına 1989'da başlayan Eurosport, ilk pan-Avrupa televizyon kanalı. 1996'da kablolu TV ile tanıştı. 2001'e kadar İngilizce yayınlandı.

Yayınlar, 20 farklı dilde, 70 ülkede 300 milyon spor meraklısına ulaşıyor. Her gün 200 milyon kişi izliyor.

Aylık ortalama 340 saat canlı yayın ve 220 haber bülteni yapılıyor.

2005'te yayına giren Eurosport 2, lakros, sörf, snowboard, Avusturalya futbolu gibi alternatif sporlara ağırlık veriyor.
Caner Eler
(Bisiklet, atletizm, futbol, basketbol)
"Eurosport'a ilk başvuruları ameliyatım yüzünden kaçırdım. Tedavim sırasında, Bağış Erten'le görüşüp başladım. Yakınlarım, o zamanki kız arkadaşım beni yüreklendirdi. Müzik, edebiyat, ekonomi vs. her okuduğumu harmanlamayı severim. Bir tenis maçının temposu, bana Leonard Cohen'in
Famous Blue Raincoat parçasını hatırlatabilir."
Emre Yazıcıol
(Tenis, yüzme, snooker)
"Spor sevgim babamdan geçti. Geçmişte çeşitli sporlarla uğraştım. Kanalın tanıtımlarında geçen bir reklam müziğini ararken Eurosport'un web sitesindeki iş ilanını gördüm. Bir hafta sonra görüşmeye gittim, o gün bugündür buradayım."
Yiğit Top
(Motor sporları)
"1988'den beri otomobil sporlarıyla ilgileniyorum. Bağış Erten, beni çağırdığında r'leri söyleyemeyen spiker olur mu diye sordum. Ama her spor dalının heyecanını ve ruhunu hissetirecek kişiler aradıklarını ve sempatik bile bulunabileceğini söylemişti."
Dağhan Irak
(Futbol, voleybol, hentbol)
"Çocukluk hayalimdi; ama ekibe seçilmeyi beklemiyordum. Çocukken, Eurosport yayını o saatte başladığı için 09.30'da kalkardım, şimdi de yayına yetişmek için 09.00'da kalkıyorum! Yalnız olduğumu sandığım yayınlarda da bana mailler geldiği oluyor."