Film
isimlerini Türkçeleştirmek söz konusu olunca bizim memlekette bir yaratıcı ekip işbaşı yapıyor anlaşılan. Yoksa Türkçe adı hasarlı bunca film isminin varlığı nasıl açıklanabilir ki? Yabancı filmleri Türkiye'ye getiren dağıtımcılar tarafından Türkçeye kazandırılan bu isimler, aslında filmlerin de kaderini belirliyor. Çünkü film hangi Türkçe adla gösterime girdiyse, sonsuza kadar o isimle anılmak zorunda. Son yıllarda dağıtımcılar vaziyetin kötüye gittiğini anladığından, filmlerin orijinal isimlerini birebir Türkçeleştirmeye çalışıyor. Aslında bu eğilim genel olarak doğru kabul ediliyor. Ama bu hafta vizyona giren
Son Hava Bükücü, arada istisnalar da olacağını gösteriyor. M. Night Shyamalan'ın yönettiği
Son Hava Bükücü aslında
Avatar: The Last Airbender adlı çizgi diziden sinemaya uyarlandı. Filmin de
Avatar adıyla gösterime girmesi düşünülüyordu. Ki James Cameron erken davrandı, o görkemli filmi için
Avatar ismini M. Night Shyamalan'dan önce tescil ettirdi. Hal böyle olunca da Shyamalan, filmin adındaki Avatar kelimesini kaldırmak zorunda kaldı. Film de
The Last Airbender / Son Hava Bükücü gibi garip duran bir film ismiyle seyircinin karşısına çıktı. "Ne demek hava bükücü?" derseniz; filmde dört elementi (hava, ateş, toprak ve su) kontrol eden insanlar var. Onlara bükücü deniyor. Bizim kahramanız da havayı kontrol edebiliyor işte... Bu vaka, garip isim koyma alışkanlığının sadece bize özgü olmadığını da gösterdi. Ama biz önce bir özeleştiri yapıp en garip Türkçe film isimlerini tespit edelim, sonra da şimdiye kadar filmler Türkçeleştirilirken nasıl bir 'yaratım' sürecinden geçiyor, gösterelim istedik.
HİSLİ DUYGULAR / Emmanuelle
Bir kuşak için çok önemli bir kadın karakter Emmanuelle. Malum, 70'lerde çekilen düzeyli bir erotik film serisinin kahramanı kendisi. Galiba bu kuşak içerisinde yer alan bir fert, 1974 yapımı Emmanuelle filmi Türkiye'de 1978'de gösterime gireceği zaman öyle bir heyecanlanmış ki, filmi Türkçeleştirirken, güzel dilimizi katlettiğini pek fark edememiş. Yoksa eş anlamlı iki kelimeyi kullanarak böyle bir film adı uydurması başka türlü nasıl açıklanabilir ki? Allah'tan bu arkadaş sonrasında bu işlere el atmadı. Yoksa Kara Siyahlar, Allı Kırmızı, Fezada Uzay, Semada Bir Gökyüzü, Yoksulluk İçinde Fakirlik, Özlemli Hasretler gibi film isimleriyle karşılaşabilirdik.
SİCİLYALI / Scarface
Brian De Palma'nın başyapıtlarından Scarface filmine Sicilyalı diye Türkçe isim koymak ya cahillikle ya da dağıtımcı cinliğiyle açıklanabilir. Filmin kahramını Tony Montana Kübalı, olaylar da ABD'de geçiyor. Yani filmin kahramanının Sicilya ile bir alakası yok. Ama galiba cin olmadan seyirci çarpılmaya çalışıldı. Malum filmin başrolünde Al Pacino oynuyor. Kendisi Baba serisinde o kadar çok sevildi ki, anlaşılan dağıtımcılar da Baba'nın seyirci üzerindeki etkisinden nemalanmak istedi. Malum Baba serisindeki Corleone ailesi, İtalyan kökenli. Neyse ki Sicilyalı ismi çok da kabul görmedi. Film bugün ya Scarface ya da Yaralı Yüz (birebir çevirisi) olarak hatırlanıyor.
ATEŞTEN KALBE AKILDAN DUMANA / Lock, Stock and Two Smoking Barrels
Guy Ritchie'nin en dinamik ve şık filmlerinden olan Lock, Stock and Two Smoking Barrels aslen İngilizce bir deyime (Lock, Stock and Barrels/Mal varlığı) kelime oyunu yaparak üretilmiş. Ama bizim dağıtımcılarımız işin bu kısmını atlamış. Tamam bu anlaşılabilir. Ama filmi Ateşten Kalbe Akıldan Dumana gibi çağrışımlar denizinde boğulmamıza vesile olabilecek bir şekilde Türkçeleştirmek de neyin nesi! Suç filmleri kategorisine giren yapımı, vakti zamanında sırf isminden dolayı romantik komedi sanarak sinemada izlemeye gidenler bile olmuştu.