- Nasıl bir hikaye var kafanızda?
- Bir sahil kasabası... Fazla açık vermeyeyim... Önceden kabareye yakın işler yapıyorduk, daha anarşist, müzikli işler. Ama şimdilerde metaforlu takılmayı sevmeye başladım. Memleketin dertlerini, beraber yaşadığımz ortak dertleri anlatmak istiyorum. Bunu da metaforlar aracılığıyla yapmaya çalışacağım. Yazıp, yönetip oynamayı düşünüyorum.
Başrol takıntım yok
- Diziler neden sıkıyor sizi?
- Dizilerde insan, hayatını rutine bağlamak zorunda kalıyor. Memuriyet hayatı ne kadar sevilebilir ki! Diziler için de temelde böyle bir sorun var. Ayrıca konsantre olma şansınız çok az. Senaryonun sonunu bilmiyorsun, bütünü göremediğin için karakter de yaratamıyorsun, sadece bir tavır buluyorsun. O tavırla da işi kotarmaya çalışıyorsun.
- Başrol takıntınız yok gibi.
- Yok. Aksine karakter oynamayı daha çok seviyorum.
- Dünyanın gidişatından pek de memnun değilsiniz. Neler rahatsız ediyor sizi?
- Ya kovboy filmlerinde, iksir satan sahtekarlar vardır. Biri iksiri gösterir, diğer düzenbaz da içer ve hemen iyileşir. Bunlar kasaba kasaba dolaşırlar ve kimse de çıkıp 'Siz ne yapıyorsunuz?' demez. Kasaba şerifleri de hiçbir şey yapmaz. Ben bu şeriflere kızıyorum. Şerif iyi iş çıkarmayınca millet adaleti kendi sağlamaya çalışıyor. Aslında aklıma iki şey geliyor, ya şerifler beceriksiz ya da bu iksircilerle birlikte çalışıyor. Türkiye'de 60-70 yıldır olan bu
.
- 90'ları nasıl hatırlıyorsunuz?
- 90'lar, Soğuk Savaş'ın bittiği ve başka bir şeyin yaşandığı yıllar. Herifler çok iyi bir oyun tezgahladılar, sonra karşı tarafı yendiler. Tek başlarına kalınca da dünyayı iyice yangın yerine çevirdiler. Bu bize de şöyle yansıdı: Malum dünyada savaşlar, sermayenin el değiştirmesiyle ortaya çıkıyor. Millet birbirini indirip duruyor. Güneydoğu'da acayip bir savaş vardı, Kürt işadamlarını, gazetecileri öldürüyorlardı. Bize de bunlarla ilgilenmeyelim diye acayip, yapay bir özgürlük alanı yarattılar. Tonton Amca, Türkiye'ye çağ atladık diyordu. Çağ atladık da 'Işınla beni Scotty' gibi oldu. Normalde bu çağ atlama işi için millet bedel öder, ama bize yukardan geldi. Biz de aldık, yedik.
İlişki durumum karışık
- Nejat Abi'nin anarşist bir tavrı var. Bu devam ediyor mu?
- Giderek keskinleşiyor diyebilirim. Çünkü bende bazı şeyler kemikleşti. İnsan hayatta birtakım seçimler yapıyor. Ben yaptığım tercihlerle bazı şeylere karşı çıktım ve bunun da olumlu anlamda karşılığını aldım. Ama bazı karşı çıkışlarınızla bir şeyleri değiştiremiyorsunuz. Ama son tahlilde görüyorum ki haklı olduğum birçok konu var.
- Ya aile meselesi?
- Gün içerisinde bunun üzerine düşündüğüm oluyor. Benim dedemle babaannem, 70 yıl birlikte yaşadı. Keza annemle babam da 50 yıldır beraberler. Bunlar benim önemsediğim şeyler. Ben çok şanslı bir ailede yetiştim. Baban ve annen hayatta gördüğün ilk figürler ve belliler, değişmiyorlar. Kafanda soru işareti olmuyor. Eve döndüğün zaman onlar oradalar. Garantidesin yani. Bu garanti hissi insana başka yerlere gitme özgürlüğü veriyor.
- Şimdi niye ilişkiler uzun soluklu değil?
- Tüketimi pompalayınca ilişkiler de tükeniyor. Azaltarak, yenisini yerine koyuyorlar. Bu ilişkilere de yansıyor. 1960'dan kalma telefonu hâlâ kullanabilirsin. Ama bu cep telefonunu bir yıl sonra kullanamazsın. Hani teknoloji değişiyordu, bunun (cep telefonunu kastediyor) daha sağlam olması gerekmez mi!
- Şimdilerde ilişki durumunuz nedir?
- Karışık diyeyim. (Gülüyor)