Türk
sinemasının 'melek yüzlü kötü adamı' olarak tanınan oyuncu Cem Erman geçen hafta vefat ettiğinde, yine hatırladık Yeşilçam'ın kötü adamlarını. Zaten, sinemamızın Yeşilçam döneminde yüzlerce filmde oynayan ve yüzlerini gayet iyi tanıdığımız, ilgililerinin dışında isimleri bilinmeyen bu oyuncular, nedense hep ölünce hatırlanıyor! Kabaca, iyilerle kötülerin mücadelesini masalsı bir atmosferde işleyen Yeşilçam dönemi filmlerinde, 'kötü her daim kaybeder' anlayışını seyirciye kabul ettirmek, onların göreviydi. Bunun için filmin esas kızını, esas oğlan kadar sevseler de, filmin sonunda kaybeden onlar olur. Bu kayıp, hayatta da devam eder! Bunun da sebebi, Yeşilçam döneminin star sisteminden kaynaklanan adaletsizliği... Cem Erman ölmeden önce bu adaletsizliği bir söyleşisinde anlatarak tarihe not düşmüştü: "Türk sinemasına çok şey verdim, karşılığında hiçbir şey kazanamadım. 'Niçin?' derseniz... Çünkü ben, ikinci adamı yani menfiyi oynuyordum. Bülent Ersoy 500 bin alıyorsa, ben 15 bin lira alıyordum. Orhan Gencebay'la filmde aynı kızı seviyoruz. Ben zengini oynuyorum, Orhan'sa fakiri. Gencebay 1 milyon alıyor, bense 12 bin 500 alıyorum. Ama başa baş oynuyoruz. Hep böyle oldu. Bana soruyorlar, para kazandın mı diye, gülüyorum. 33 sene böyle geçti." Filmlerde kötü adamı canlandıran oyuncuların birçoğu Erman gibi 1980'den sonra sessizce köşelerine çekildiler. Çoğu ekonomik sıkıntılar çekti ve vefat edince de 'Yeşilçam'ın kötü adamı artık yok' başlıklı haberlerle hatırlanır oldular. Eğer cenazelerine katılım az olduysa bir vefasızlık edebiyatı yapılıp duruldu. Tıpkı Cem Erman'ın vefatı sonrasında olduğu gibi... Oysa sinemamızda kötü adam olmak o kadar kolay değil! Erol Taş, Kuzey Vargın, Atilla Ergün, Önder Somer, Ali Şen, Cem Erman, Sırrı Elitaş, Hüseyin Zan, Bilal İnci, Nuri Alço, Dinçer Çekmez, Hasan Ceylan, Hikmet Taşdemir, Hakkı Kıvanç, Ünal Gürel, Süheyl Eğriboz... Hepsinin kötü olma hali farklı farklıdır. Kimi sinsi kötü adamı, kimi kurnazı, kimi sinirliyi, kimisi sapkını oynar... Yani 'kötü adamın' içini ziyadesiyle doldururlar. Lakin film senaryoları onları katıksız kötü olarak çizdiği için, onların da bir insan olduğunu, bir kadını sevebileceğini hiç düşünmeyiz. Yavuz Turgul'un
Eşkıya filmi sinemamızda birçok alanda olduğu gibi kötü adam algısı konusunda da bir kırılma noktası yarattı galiba. Usta oyuncu Kamran Usluer'in canladırdığı Berfo karakteri, yeni dönem kötü adamların öncüsü oldu. Berfo, sevdiği kadın uğruna her şeyi göze alan, seyircinin de empati kurabileceği bir karakter olarak sunuldu. Bu, kötü adam konusunda birçok tabuyu da kırdı. İyilerin her daim kazandığı masalının artık inandırıcılığını yitirmesi, sinemamızda ya da TV dizilerinde daha gerçekçi kötü adam karakterleri çizilmeye başlanması, kötü adamlara olan bakışı değiştirdi. Artık onlar nefret edilen yerine sevilen karakterler de olabiliyor. Ki bazen esas oğlandan daha popüler hale bile gelebiliyorlar. Son 10 yıla bakınca bunu net bir şekilde görebiliyoruz.
Kabadayı'nın Devran'ı (Kenan İmirzalıoğlu),
Organize İşler'in Müslüm'ü (Cem Yılmaz),
Alacakaranlık dizisinin Emir'i (Olgun Şimşek),
Behzat Ç'nin Ercüment'i (Nejat İşler),
Ezel'in Kerpeten'i (Barış Falay) ya da Cengiz'i (Yiğit Özşener),
Barda'nın Patlak'ı (Hakan Boyav), popüler kötüler olarak hafızalarımızda duruyor. Peki 'kötü adamlar' bu kadar popüler olurken, Yeşilçam döneminin emektar oyuncularını ölünce hatırlama alışkanlığından ne zaman vazgeçilecek?
Eski kötülerle yeniler arasındaki beş fark

Eski kötüleri canlandıran oyuncular, rollerinin üzerine yapışmasına izin vermek zorunda kalıyordu. Hep kötü adamı oynamak durumundalardı. Ama yeni kötüler buna izin vermiyor. Bir filmde kötü iseler diğer filmde iyi olarak karşımıza çıkabiliyorlar.

Eski kötüler kötülük yapmak için yaratılmış izlenimi verirken, yeni kötülerin insani yönleri de öne çıkarılarak seyircinin karakterle empati kurmasına izin veriliyor.

Eski kötüleri star oyuncuların canlandırması düşünülmezdi, yeni kötüleri yıldız oyuncular canlandırabiliyor.

Eski kötüler kaybetmeye mahkumdu. Yeni kötülerin ise kazanma ihtimalleri hep ön plana çıkarılıyor.

Eski kötüler seyircide nefret hissi uyandırırken, yeni kötüler kendini seyirciye sevdirebiliyor.