İBRAHİM TATLISES ŞARKISI DA VAR
- Doğu ve batı arasında kendi tarzınızı yaratmışsınız...
- Geleneksel bir caz şarkıcısı olmak istemediğimin, bende bulunan tüm stil ve renkleri birleştirmek istediğimin farkındaydım. Caz çalışmaya bir Frank Sinatra, Ella Fitzgerald ya da Mel Torme olmak için başlamadım. Derdim; cazın a'sını, b'sini öğrenip, kendi stilimi yaratmaktı.
- Gerek yaşamınızda, gerek müziğinizdeki değişikliklere aileniz nasıl tepki verdi?
- Ailem, benim sürekli onlardan daha farklı şeyler yaptığımın farkında ve buna çok saygı duyuyor. Hollanda'ya yerleşmeden önce uzun hava ve gazel çalışmak üzere Urfa'ya gittim, babam bu konuda çok yardımcı oldu. Albümde yıllar önce İbrahim Tatlıses'in söylediği, Bu da Geçer adlı şarkı var. Babam sağolsun, araya girdi ve şarkıyı kullanmamıza izin verdiler.
- Türkiye'ye yönelik planlarınız var mı?
- Albümün Türkiye dağıtımıyla ilgili görüşmeler var, sonbaharda Türkiye'de çıkması planlanıyor. Ayrıca yine sonbaharda Safran ile bir Türkiye turnesi planımız var.
- Rotterdam'da başka neler yapıyorsunuz?
- Performans yapmanın yanı sıra ders vermeye de başladım. Şu anda Rotterdam Konservatuarı World Music Academy'de vokal koçluğu yapıyorum.
UZUN HAVA VE CAZ BİR ARADA
- Albüm süreci nasıl gelişti?
- Konserlerin ardından insanlar albümümü sormaya başladı. Piyanistim Kaan Bıyıkoğlu'nun ısrarları sonucu bu albümü kaydettik.
- Albümde kimlerle çalıştınız?
- Piyanoda Kaan Bıyıkoğlu, perküsyonda Udo Demandt, kontrbasta Sandor Kem ile çalıştım. Kaydı Mendel Pool, miksi caz dünyasının önemli isimlerinden Chris Weeda yaptı.
- Albümün adı Safran. Safran, sizin için ne ifade ediyor?
- Safran benim için, gördüğünün ötesine bakmak gerektiğini ifade ediyor. Safranın yemeğinize verdiği renk sarıdır, ama o renk turuncu polenlerinden gelir, turuncu polenler de eflatun çiçekleri olan safran bitkisinden gelir. Safran benim için 'dönüşüm' demektir; sürekli form değiştiren ama birbirinin içinden çıkan.
- Albüm Türk müziği ve caz müziğinin buluştuğu değişik bir çalışma olmuş. Siz nasıl tarif edersiniz albümünüzü?
- Türk ve caz müziği öğelerini içeren ve onların birbiriyle harmanlandığı, dinleyicinin caz vokal doğaçlamaları ile vokal taksimi ve uzun havayı aynı albümde bulabilecekleri bir çalışma oldu. Rotterdam'dan İstanbul'a, oradan da Urfa'ya yolculuk eden bir albüm.
- Siz, Urfa'dan Rotterdam'a olan yolculuğunuzda neler keşfettiniz?
- Bu yolculuk kendime, sanata, müziğe daha dürüst ve gerçekçi bakmamı sağladı. Batıya gittikçe, kendimden uzaklaştığımı sandığım noktaya daha da yakınlaştığımı keşfettim. Batıya gidip, doğuyu keşfettim diyebilirim.
İSTANBUL' DA İNSANLAR IN KAFASINDA Kİ ÖNYARG ILAR I KIRMAK ZOR OLDU
- Urfa'dan nasıl ayrıldınız?
- Liseye başladığımda, eğitimime İstanbul'da klasik müzik eğitimi alarak devam etmek istediğimi biliyordum. Lise sona geçtiğimde tesadüf, ailem de babamın işleri dolayısıyla İstanbul'a taşınma hazırlığı yapıyordu. İlk onlar taşındı, ben de liseyi bitirince seçmelere katılmak üzere İstanbul'a yerleştim.
- Urfa'dan sonra İstanbul'da yaşamak, nasıl bir etki yarattı sizde?
- İlk başta çok yalnız hissettim. Urfa'da tanınmış bir ailenin yedinci çocuğu, sürekli şarkı söyleyen, ilgi gören başarılı bir gençtim. İstanbul daha büyük. Sizin gibi başkaları, hatta daha iyiler var. İnsanların kafalarındaki önyargıyı kırmak ve kendime tıpkı Urfa'daki gibi bir sevgi, saygı ve başarı üçlüsü çıkarmak biraz zaman aldı.
- İstanbul'da neler yaptınız?
- Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Opera Şan bölümünde, dört yıl şan eğitimi aldıktan sonra aynı üniversitede mastera ve İstanbul Devlet Konservatuarı yarı zamanlı Opera Şarkıcılığı bölümüne başladım. Aynı zamanda özel bir kolejde müzik öğretmenliği yapıyordum.
- Bu arada bireysel müzik çalışmalarınız başlamış mıydı?
- Liseden beri gitarımla kendi şarkılarımı yazıyordum. Master devam ederken, kendi müziğimi yapmak istediğime ve klasik müziğin bunun için uygun bir dal olmadığına karar verdim ve caz ile tanıştım. 2006'da önce Türkiye'nin en iyi erkek caz vokallerinden Ferhat Öz ile tanıştım, o da beni sevgili rahmetli Nükhet Ruacan'a götürdü.
- Türkülerden caza geçmek, oldukça radikal bir değişiklik değil mi?
- Aslında türkülerden caza direkt bir geçiş söz konusu değil. Türküler her zaman hayatımda oldu, fakat eğitimim klasik batı müziği. O sıra gecelerinin bir eğitim olduğunu, türkü ve uzun hava da söyleyebildiğimi caz çalışırken keşfettim diyebilirim. Ve bunları birleştirmeye karar vermeme sebep olan müzik türü caz oldu.