Yaşınız 60'a vardı ve çocuk yapmayı düşünüyorsunuz. Belki maddi durumunuz da elverişli, çocukları seviyorsunuz, yeniden baba olmanın keyfini bu kez tam da hayatın tadını çıkardığınız ikinci baharınızda yaşamak istiyorsunuz. Ama her şey gerçekten bu kadar güllük gülistanlık mı? Belki de değildir. Son zamanlarda müzisyenlerin, sanatçıların, işadamlarının, 60 hatta 70 yaşından sonra baba olduklarını daha sık duyar olduk. Geçtiğimiz gün SABAH yazarı Bülent Cankurt, 60 yaşındaki İbrahim Tatlıses'in eşi Ayşegül Hanım'ın iki aylık hamile olduğunu köşesinde duyurdu. Müzisyen Suavi, SABAH yazarı Refik Erduran, işadamı Murat Dedeman, Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, müzisyen Neco, gazeteci yazar Yalçın Doğan, dansçı Tolgahan, Barış Manço'nun ağabeyi Savaş Manço, Günay Restaurant'ın eski sahibi Günay Tuncel, 60 yaşından sonra baba olan isimler arasında. Hepsi bu durumdan son derece mutlu olduklarını söylüyor elbette. Peki ama ya çocuklar? Uzmanlar, çocuklar için ileri yaşta bir babaya sahip olmanın güçlükleri olduğunu söylüyor. İzlandalı bilimadamları geçtiğimiz gün yayınladıkları bir araştırmada erkeklere, "İleri yaşta baba olmayın," dedi. Tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı Dr. Nesrin Erçelen, "Daha önce yapılan toplum taramalarında ileri yaşta babaların çocuklarında birtakım psikiyatrik hastalıkların daha sık ortaya çıkabileceği gösterilmişti. Şimdi de İzlandalı bilim adamlarının yaptığına benzer birtakım araştırmalarda fareler üzerinde yapılan deneylerde ileri yaştaki babaların çocuklarında sosyal aktivite eksikliğine daha sık rastlandığı görüldü. Sosyal aktivite eksikliği de bazı psikiyatrik hastalıklara yol açabiliyor," diyerek bu araştırmayı özetliyor. Konuyla sadece tıp adamları ilgilenmiyor. İleri yaşta baba olmak doğru mu, sorusuna bazı düşünürler de kafa yoruyor. Fransız düşünür Jean Louis Fournier, Yapı Kredi Yayınları'ndan yayımlanan Son Siyah Saçım ve İhtiyar Delikanlılara Bazı Öğütler adlı kitabında bu konuyu irdeliyor. 60 yaş için bir dizi deneme kaleme alan yazar, 60'tan sonra baba olanlara da şöyle sesleniyor: "Gençlerin çocuk sahibi olmak istemeleri anlaşılır bir şey, yaşlarının gereği, bu yüzden onları eleştirmek olmaz. Hoşlandıkları bir şeydir bu, zaten bu konuda pek de düşünmezler. Ama aklı başında ihtiyarların da tekrar aynı işe koyulması affedilir gibi değil. Acaba bunun kendilerini gençleştirdiğini mi sanıyorlar? Ya da gitmeden önce kuşkusuz taze izler bırakmak istiyorlar. Oysa ihtiyarın çocuğu pek taze değildir. O, bitkin ve hüzünlü, solgun ve yeşilimsi, sıska ve kansız, hastalıklı ve çelimsiz, tıpkı bodrumda yetişmiş bir salatalık gibi sarımtrak ve genellikle zeka özürlüdür. İhtiyarın çocuğu hep siyah giyer, çünkü hep matemdedir. Sevdiği insanlar ölür ve onun aile toplantıları artık mezarlıkta yapılır. İhtiyarın çocuğu arkadaşlarının maskarasıdır. Onlara göre çocuğun babası yoktur, sadece büyükbabası vardır. İhtiyarın çocuğu bisiklete binmez, babasıyla Mikado oynar. Babası Parkinson hastası olunca Mikado'nun yerine dominoları koyar. Babasının ölümünden sonra artık zar oyunları oynamaz. Saygıdan." Fransız düşünürün yazdıkları üzerine, '60'ından sonra baba olmak bir mutluluk kuşkusuz peki ya zor yönleri?' diyerek 60 yaşından sonra baba olanlara ve uzmanlara zorlukları sorduk.
Refik Erduran(84)- SABAH Yazarı:
Azrail'i kafaya takarsan hiç bir şey yapamazsın
"Ben 74 yaşındayken ikiz babası oldum. İleri yaşta babalık insanın kendini değil, çocukların geleceğini ilgilendiren bir adımdır. Onlar hesabına riski azaltmanın yolu sağlığa dikkat etmektir. Öyle yapıyorum. Ölümü pek düşünmem zaten. Azrail kafaya takılırsa insan hiçbir şey yapamaz. İleri yaş olgunluk getirmişse yaşamanın değerini fark etmiş, her nimetin tadını çıkarmanın önemini ve yolunu öğrenmiş oluyorsunuz. Çocukların büyüdükçe insanlaşmasını izlemek, onların bilinçli sevgi ve saygısını kazanmak, yeni nesille dostluk kurmak harika bir keyif. Büyüdükleri sırada yaşanılması kaçınılmaz dadılık görevi ise her yaştaki erkek için zor biraz. Fournier o kadar genelleme yumurtlayarak halt etmiş. Gençlik özentisiyle komik zorlamalara saplananlardan değilim ama 'ihtiyar' da sayamıyorum kendimi. Önceki yaz Kıbrıs'ta yamaç paraşütünde çekilmiş fotoğrafım SABAH ekinde yayımlandı. Bu yaz oraya gidecek vaktim olmadı ama Büyükçekmece koyunda çocuklarımla rüzgâr sörfü keyfi yaşıyorum. Herhalde gen armağanı. Övünmek huyum yoktur ama çok şükür somut gerçek: Hepsi 'İyi babasın,' diyorlar. Çocukları bağımsız kafa sahibi yapabilmişseniz aranızda görüş ayrılıkları bulunması normal ve yararlıdır. O anlamda kuşak çatışması ileride değil, bugün de var iyi ki."
Murat Dedeman (61) - İşadamı:
Hastalanırmı diye korktum ama boşunaymış
"Çok genç yaşta evlenip iş hayatına atıldım. Çocuklarımı yetiştirmenin zevkini doyasıya yaşayamadım. Derken torunlarım oldu. Ama tüm bunlardan sonra yeniden çocuğum olduğunda bu bana bambaşka bir zevk ve mutluluk verdi. Hiç düşünmedim zorluk yaşarım diye. Stres yaşamadım. Acaba hastalanır mı diye düşündüm. İki çocuğum daha var. Tek korkum ona bir şey olur mu korkusu oldu. O da boşunaymış. İyi ki olmuş. Eve geldiğimde 'Baba' diye koştuğu zamanın mutluluğunu anlatamam."
Günay Tuncel (72)- Günay Restaurant'ın eski sahibi):
Kendimi daha genç his ediy orum
"Hiçbir sıkıntısı, korktuğum hiçbir şey yoktu eşim hamileyken. Benim için güzel tarafları çok daha fazla. Çok mutluyum. Hiç pişman değilim. Kendimi daha da genç hissediyorum, futbol oynuyorum, spor yapıyorum."
Psikiyatrist Mansur Beyazyürek (62):
Dünyanın en cesur insanı gibi hisettim
Psikiyatrist Mansur Beyazyürek de 58 yaşında ikiz babası oldu. Biz de onun hem uzmanlığına hem de babalık tecrübesine başvurduk.
- 60 yaşına merdiven dayamışken baba olmak nasıl bir duygu?
- Öncelikle vurgulamak isterim ki yaşanan her olay kendine özeldir. Genelleştirerek yaklaşım bizi yanılgılara, haksız, yanlış yargılamalara götürür. 60 yaşına yaklaşırken baba olmak, geride bıraktığım ömrümde yaşadıklarımdan çok benzersiz, mutluluk verici bir duygu. Sanki hayata yeniden başlıyormuşum gibi bir enerji verdi. Baba olacağımı öğrendiğim zaman çok sevdiğim eşimle daha da yakın olduğumuzu hissettim. Korkular mı? Ne demek korku, kendimi dünyanın en cesur insanı hissettim. Yepyeni başlangıçlarım olacaktı artık. Şu anda çocuklarım dört yaşında. Babalarına büyük bir yaşam enerjisi veren çocuklarımla iletişimimiz oldukça sıcak ve derin. 60 yaşında ve sonrasında baba olunmuşsa, arkada bırakılan onca yılın deneyimi, yaşamların yanlışları, doğruları var.
- Fransız düşünür Fournier'nin kitabındaki sözleri için ne düşünüyorsunuz?
- Her olay kendine özel. Genelleştirme yaparsak, yanılgılara düşeriz. Jean Louis Fournier de bu yanlışı yapmış. Kuşak çatışması genel bir sorun. Yaşlılıkla ilgisi yok. Size bir itirafta bulunayım dört yaşındaki çocuklarım hemen her gün bana bir şeyler öğretiyor. Çocuklarınıza bir şeyler vermeye çalışırken onlardan da bir şeyler öğrenmeye çalışın. O zaman çatışma falan olmaz.
Suavi (62)- Müzisyen
Çocuğumla aşık atacağım
"Benim durumum ileri yaşta baba olanlarla benzerlik taşımıyor. Ben bu yaşta baba olmaya karar vermiş değilim. Eşimin kanseri nedeniyle çocuğumuz olamadı, olsaydı belki şimdi 13 yaşında olacaktı. Onun kapısını çalan bir talihsizlikti bu. Eşim Gönül ertelenmiş hakkını kullandı. Ben de ona ortaklık ettim. Gönül ilk anneliğini Suada bebeğimizle tattı. Kanseri mağlup ederek kazandığı bir müjdenin sonucuydu bu. Bana şimdi durumum, Nâzım'ın 'Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?' diye sorduğunda, o soruya verilen yanıtmış gibi geliyor. Belli bir yaşa gelince yaşamdan emekli edilmiş, ölümü bekliyor gibi yaklaşılıyor insanlara. Keşke böyle bir şey olmasa da 60 yılın tecrübesiyle büyütülse o çocuklar. Çünkü 60 yaşından sonra baba olanlar 20 yaşında baba olanlardan çok daha donanımlı, doğal olarak. 20 yaşında baba olanların da ne kadar yaşayacağı belli değil ki... Bir yaşında babası ölen çocuklar var. Ben kendisini çağa adapte etmiş, teknolojiye hiç yabancılaşmamış biriyim. Çocuğumla bırakın kuşak çatışması yaşamak, ben tanıştıracağım onu yeni teknolojilerle. Kendini emekli etmiş bir adam değilim. Çocuğumla çocuk olacak yaştayım hâlâ ve onunla aşık atmaya hazırım."
Tolgahan(68)- Dans hocası:
Uzun bir süre yaşamak istiyorum
"Benim için gerçekten büyük bir mutluluk. 60'ından sonra baba olmanın zorluklarına ben sanatçı yönümle değinmek istiyorum. Biz sanatçılar, çağı yakalamaya çalışırız. Ben de çağı yakalamaya çalışıyorum, teknolojiyi takip ediyorum, en önemlisi çocuğumla daha çok vakit geçirebilmek için daha uzun süre hayatta kalmaya çalışıyorum. Hayata pozitif bakmak ve sağlıklı olmaya gayret etmek bunun aracı. Ama zorluk derseniz bence hiçbir zorluğu yok. Fransız düşünürün yazdıklarına katılmıyorum."
Şenay Yılmaz- Çocuk Gelişimi Uzmanı:
Çocukta ölüm kaygısı gözlenir
- Yaşı ileri olan bir babanın çocuğunun psikolojisi farklı olur mu?
- Elbetteki fark eder. Sadece ruhsal açıdan bakmamak gerekli. Fiziksel enerji ve güç açısından da değerlendirmek lazım. 30 yaşındaki bir babanın enerjisi ile 60 yaşındaki babanın enerjisini kıyaslamak (istisnalar dışında) çok mümkün değil. Neden önemli çünkü ilk beş yıl, çocukların enerjilerinin en üst noktasıdır. Sürekli hareket, araştırma, keşfetme isteği... Tabii çocuğu yeterince doyurmak istiyorsanız onun enerjisine paralel bir performans göstermeniz gerekli. Bu nedenle enerji önemli bir etken. Baba, çocuk için öncelikli arkadaş modundadır. Anaç olan onu besleyen, bakımını yapan annedir. Altı yaşından sonra babaya ilgi artar ve diyaloglar daha yoğun olur. Ama her babaya önerdiğimiz gibi haftada en az üç gün yarım saat çocuğunuzla özel bir vakit ama kaliteli vakit geçirin. Bunu yeterince ve doğru uygulamaları yeterlidir.
- Fransız düşünür Fournier'nin sözleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Kısmen katılıyorum. Çocukların dünyası acımasızdır. Acımasızca yargılar ve söylerler. Babası için 'Deden mi?' demeleri çok şaşırtıcı olmaz. Akran baskısı dediğimiz bu durum, çocuk açısından çok yıpratıcı bir süreçtir. Burada çocuğu iyi yetiştirmek, bu olguyla baş edebilmeyi ve kabul etmesini sağlamak, sosyal becerilerini geliştirmek gerekli. Burada da babanın çocuğuyla kaliteli vakit geçirmesi yatıyor. Özellikle ölüm kavramı da çocuklarda uzun süren bir olgudur. Babanın yaşının ileri olması çocuk açısından bu kaygıları daha da artırabilir. Yalnız kalma korkusunu pekiştirmiş olur. Bu da ileride alacağı kararları belki de yaşam şeklini belirler. Ancak babanın tecrübelerinden faydalanarak da saygıyı öğrenir. Elbette ki bunlar babanın öğretisinden geçer.
- 60 yaşından sonra çocuk sahibi olmuş birinin çocuğunun arkadaşlarıyla ilişkisi nasıldır?
- Dalga geçilmeye, alay edilmeye açık olurlar. Öncelikle çocuğun bu alaylarla başa çıkabilme beceresini geliştirmek gerekli. Diğer taraftan çocukta da diğer çocukların babasına karşı da bir özenme olabilir. O da bu durumu sorgulayabilir. Bunlar bir süreçtir, önemli olan doğru ve en az hasarla bu dönemi atlatmaktır. Böyle durumda olan ebeveynlere bir uzman görüşü almalarını öneririm.
- Kuşak çatışması yaşanır mı?
- Bence her ne kadar yaşanmaz dense de yaşanır. Azı ya da çoğu, derecesi değişir. Kimisi en alt limitlerde yaşar, çocuğuna ayak uydurur ama diğer taraftan de kendi değer yargılarını kazandırmak ister. Kimisi de oldukça yoğun yaşar ve kendi örf ve adetini çocuğun da yaşamasını ister. Benim tanık olduğum en büyük farklılıklar ya da çatışma noktaları teknolojik araç gereçlerin kullanımı, giyim ve kıyafet, dünyaya bakış açısı.. Ama elbetteki bu başlıklar daha da artırılabilir.
- Çocuk neler hisseder? Genç bir babanın farkı nedir?
- Çocukta en yoğun ölüm kaygısı gözlenir. Babanın erken ölmesi ve yalnız kalma korkusu. Çocuklar 10-12 yaşına kadar bu duyguyu olması gerekenden çok fazla yaşarlar. Çocuklarda en tipik gördüğümüz rüya tipi (bu yaş aralığı) anne ya da babasını kaybettiği rüyalardır. Rüyalarımızın korkularımız olduğundan yola çıkarsak çocuk içinde kaybetme duygusunu görebiliriz. Genç babada bunu nispeten daha az yaşar. Aynı şekilde genç babanın fiziksel olarak daha güzel olduğunu düşünürler. Güçlü ve koruyan... Bunlar da diğer bir bakış açıları...