
Dünyada Tenten, Zagor, Red Kit, Tommiks, Teksas, Dedektif Nick'le birlikte Türkiye'de de Kara Murat, Tolga, Tarkan, Karaoğlan, Malkoçoğlu, Ustura Kemal ve daha niceleri hayat buldu. Bu karakterler de bizim ulusal kahramanlarımızdı. Üç beş nesil, bu çizgi romanlarla büyüdü. Karakterlerin ortak özelliği yiğitlik, yardımseverlik, güçsüzlerin yanında olmaları ve iyi dövüşmeleriydi. Kara Murat ve Tolga da bu özellikteydi. Bu karakterlerle çizgi romanların sayısı gün be gün artıyor, satışları on binleri buluyordu. Bu ilgi nedeniyle çizgi kahramanlar sinemada da kendine yer buldu. Kara Murat, Malkoçoğlu, Tarkan bu filmlerden birkaçı. Bunları neden mi hatırlatıyoruz? Çünkü, Kara Murat, Tolga gibi karakterlere hayat veren usta çizer Abdullah Turhan, bu kez kendi yaşamını çizdiği bir kitap çıkardı. Adı da, Hayatım Çizgi Roman. 84 yaşına rağmen 60 yıldır bıkıp usanmadan aksine her gün artan bir tutkuyla çizen Turhan, bugün Datça'da yaşıyor. Ustayla Datça'da görüştük. Ancak Datça'ya kadar olan süreci anlatmakta fayda var: Abdullah Turhan, 20 yaşına kadar elektriği olmayan, tuvaleti dışarıda bir gecekonduda büyümüş. Babası evi terk etmiş, yıllar sonra da ölüm haberini almışlar. Resim çizmeye yedi yaşında başlamış. Yeteneğini ilk kez orta birdeyken resim öğretmeni keşfetmiş. Öğrencilerinden askıdaki bir paltoyu çizmelerini isteyen öğretmeni, onun çizimini görünce, "Bravo Abdullah. Çok iyi çizmişsin. Bu Allah'ın sana verdiği bir yetenek. Sakın bırakma" tavsiyesinde bulunmuş. Birkaç yıl sonra resim sevdası için İstanbul'a gelmiş, çalmadık kapı bırakmamış. Tam Trabzon'a dönmeye karar vermişken, Yeni Sabah gazetesinde işe başlamış.
TOLGA'YLA PARA KAZANDIM
Bugün genç çizerlerin örnek aldığı Turhan'ın ilk tiplemesi Kara Murat'tı. Yaklaşık 20 yıl sürdü. Yayımlandığı gazetede ilk okunan bölümdü. Kara Murat'ın zirvede olduğu dönemde bir dergi çıkarmaya karar vermiş. Yine kılıç kullanan, güçsüzün yanında, yardım eden bir karakter olan Tolga'yı yaratmış. Bundan o dönemde çok iyi para kazandığını anlatıyor. Yıllar içinde Altan Erbulak, Oğuz Aral gibi çizgi dünyasının duayenleriyle tanışıp, dost olmuş. 60 yıldır bıkıp usanmadan çizen ustanın hâlâ elleri kalem karalı. Bu tutkusuna karşı

kendisine isim de takmış: "Alkolik değil, çizgikoliğim. Çizmeden yaşayamam, bu nefesim benim. Gözlerimin gördüğü, ellerimin tuttuğu sürece çizeceğim" diyor.
YAKIN GÖZLÜĞÜ KULLANMIYOR
Ustanın çizim tutkusu ve titizliğine tanık oluyoruz. Sohbet ederken hemen resmimizi çiziyor. Çizim boyunca ciddileşiyor ve dakikalarca konuşmuyor. Gözlük kullanmıyor. Ve öğreniyoruz ki, özellikle Datça'nın Hayıtbükü'nde neredeyse resmetmediği kimse kalmamış. Mesleğine tutkun dedik ama şikayeti de var. Her şey gibi çizgi romanın da zamana yenik düştüğüne inanıyor. Elindeki akıllı telefonu göstererek, "O çıktı, tabletler çıktı. Gençler, her şeyi ondan takip ediyor, film izliyor, maç seyrediyor. Teknoloji çizgi romanı çok etkiledi." diyor. Hayatım Çizgi Roman'da ise baştan sona kendi hayatını resmetmiş. Çizim kitabının son sözü ise anlamlı: Teknolojinin savurup attığı çizgi roman sanatının yok olmasına rağmen 84 yaşımda bile bu işi sürdürmeye çalışıyorum.
İyi babalık için çaba gösterdim
Yokluk, babasızlık, harp yılları derken zorluklarla ama mutlu, deli dolu bir çocukluk geçirmiş çizgi romancı. Sonra çeşitli aşklara yelken açsa da görücü usulüyle, Nazire Hanım ile evlenmiş duayen. Çocukları Şener ve Turan'a, kendi yaşadığının aksine çok iyi bir baba olmuş.