Henüz iki yaşında ebru yapmaya başlamış. Anne ve dedesinin evlerinde bir ebru atölyesi olduğu için bu su içmek gibi doğal bir şekilde gelişmiş hayatında... Şimdilerde ise yaptığı ebrular yurt dışında pek çok galeride sergileniyor. Yani geleneksel ebru sanatımızın en genç temsilcisi o...
Biz de Çamaş ile evinde buluştuk ve sanatla iç içe hayatını yakından gözlemledik. Öğrendiklerini başka çocuklarla paylaşmak için sabırsızlanan Sera Çamaş: "Yapılacak çok şey var ama bizde de yapacak güç var" diyor.
-
Ebru hayatınıza ne zaman ve nasıl girdi?
- Ebru sanatını annem Mimar Sinan Üniversitesinde okurken öğrenmiş, dedem de emekli olduğunda başlamış, evimizin altında atölyemizde sürekli ebru yapılıyor, ben de bu ortama doğdum. İki yaşımdan beri ebru yapıyorum, beş yaşımdan beri de dedem ve annemle Dededen Toruna Ebru Atölyeleri düzenliyoruz, çoğunlukla çocuklarla ve kadınlarla çalışıyoruz.
-
Ebru geleneksel bir sanat, genelde günümüz gençliği pek ilgilenmiyor. Bunun sebebi sizce ne olabilir?
- Bana annem de dedem de ebrunun ne olduğunu veya nasıl yapılması gerektiğini anlatmadı, ben yapanları gözlemleyerek öğrendim. İlk başta da kediler, kuşlar, çocuk suratları yaptım. Çünkü ebrunun geleneksel bir sanat olduğunu, laleler, karanfiller yapıldığını bilmiyordum. Hepimizin fark etmeden öğrendiğimiz bazı kalıplar var, sanırım o kalıplar bizi sınırlandırıp durdurabiliyor.
Ben de ebruyla ilgili o kalıplardan haberim olmadığı için, geleneksel bir sanatı farklı yorumlayarak modern eserler çıkarabildim sanırım.

--
Ebrularınız yurt dışında da sergilenmeye başladı. Hangi sergilerde yer alacak?
- Ebrularımı, New York'ta yaşayan üç Türk kadın girişimcinin kurduğu bir sanat ajansı olan Hubdesign uluslararası platformda temsil ediyor. Pandemi olmasaydı New York ve Londra'da pop-up kişisel sergiler planlıyorduk, pandemi nedeniyle ertelenince Venedik'te düzenlenen Contemporary Venice ve Londra'da düzenlenen Canvas London adlı uluslararası sanat fuarlarına başvurduk ve eserlerim sergilenmeye hak kazandı.
Şu anda Venedik'te bir eserim sergileniyor, pandemi nedeniyle olan kısıtlama kalkınca da Londra'da iki eserim sergilenecek.
Bir yandan da pandemi sonrası için kişisel sergime hazırlanıyorum.
-
Müziğe olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?
- Kendimi bildim bileli müziğe ilgim vardı, evimizin salonunda müzikaller sergilerdim, piyano çalmayı çok seviyordum.
Altı yaşımda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında yarı zamanlı piyano bölümüne girdim, 10 yıldır devam ediyorum. Aynı zamanda keman, gitar, ukulele gibi başka enstrümanları da kendi kendime öğrenmeye ve çalmaya çalışıyorum, şarkı söylemeyi çok seviyorum.
-
Köy okullarını dolaşıp çocukları müzikle ve müzik enstrümanlarıyla tanıştırmışsınız. Bu projeleri gerçekleştirmeye nasıl karar verdiniz?
- 13 yaşımdayken Harran'a Dededen Toruna Ebru Atölyesi yapmaya davet edildik. Hazır gitmişken müzik atölyesi yapmam da önerildi. Çocuklara notaları anlattım, klasik müzik dinlettim, en önemlisi hepsine tek tek ukulele çaldırdım. Bir sonraki sene için 18 köy okulundan davet alınca çocukların müziğe ilgileri karşısında sürdürülebilir müzik eğitimi için köy okullarına org götürmek istedim ve sosyal medyama önceki seneki atölye görüntülerinden bir video yapıp insanlardan org istediğim bir çağrı yaptım. Böylece Köy Okullarına Müzik projem başlamış oldu.
-
Köy çocukları ile çalışırken neler gözlemlediniz?
- Bütün çocuklar kendi ilgi alanlarına göre çok yetenekli ve çok özel. Köylerde kısıtlı imkanlar olduğu için onlara sağlanan her imkan onlar için çok değerli. Yeni birşey öğrendiklerinde gözlerinde bir ışık yanıyor ve yüzleri aydınlanıyor, bunu gözlemlemek çok güzel ve insanı motive ediyor.
-
Gelecek planlarınız neler?
- Daha çok çocuğa dokunabilmek, ebrularımla dünyanın birçok yerinde sergiler açabilmek, çocuklarla sanat terapisi yapmak, belki bir müzikalde yer almak, korolar kurmak, daha çok çok hayalim var. Ve hep söylüyorum, yapılacak çok şey var ama bizde de yapacak güç var.
SANAT YEMEK YEMEK KADAR DOĞAL BİZİM EVDE
- Henüz 16 yaşındasınız ve hayatınız kültür ve sanatla iç içe ilerlemiş. Bu ailenizden kaynaklanan bir şans mı?
- Annem Yeditepe Üniversitesi GSF Moda ve Tekstil Tasarım bölümünde öğretim görevlisi, dedem 50 yaşında ebruya başlamış ve 25 yıldır evimizin altındaki atölyemizde ebru yapmaya devam ediyoruz, boyalarımızı topraktan ve fırçalarımızı at kılı ve gül dalından dedem yapıyor, anneannem Türk işi nakış ve yağlı boya tablolar yapıyor, babamın da sesi ve kulağı çok iyidir. Evimizin duvarları hep kendi yaptıklarımızla dolu. Küçüklüğümde ebru yaparken çok az fotoğrafım var mesela, çünkü böyle bir ortamdaysanız yemek yemek kadar normal bir şey bu bizim evde. Sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünün her anlamda hissedildiği ve sevgi dolu ve her zaman destekleyen bir ailem olduğu için gerçekten çok şanslıyım.
URFA'DA LO NOTASI
- Köy köy gezerken pek çok anı da biriktirmiş olmalısınız. Unutamadığınız, bizimle paylaşabileceğiniz bir anınızı dinlemek isteriz...
- O kadar çok anım var ki, hepsi de hatırladıkça beni gülümsetiyor, ama bir tanesini anlatmam gerekirse, köylere gittiğim ikinci sene önceden gittiğim bir okula gittim ve bir önceki sene öğrettiğim notaları hatırlayan var mı diye sordum, hepsi hemen el kaldırdı. Birine söz verdim ve saymaya başladı "do re mi fa sol loo si do".. Hepimiz güldük ve öğretmen dedi ki, "Burası Urfa, la notası yerine loo notası olması normal Sera'cım" dedi. @koyokullarinamuzik instagram hesabımda geçen yaz blog gibi anılarımı yazıyordum, böyle başka anılar için oraya bakabilirsiniz..