Ankara'nın her daim farklı bir ciddiyeti var. Özellikle biz İstanbullu gazeteciler için kapalı kapılar, izinler, resmi yazışmalar demek Ankara. Ama
Türk Polis Teşkilatı çatısı altında eğitimlerini tamamlayıp, Türkiye'nin ilk kadın taarruz helikopter pilotu olmaya hak kazanan Özge Karabulut'u tanımak her türlü meşakkate değerdi. İzinler alındı, yazışmalar yapıldı. Ankara'daki
Emniyet Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığı'nın kapıları bana açıldı.
Türk Polis Teşkilatı, 25 Şubat tarihinde yerli ve milli üretim Atak helikopterini envanterine kattığı gün, dünyada tek taarruz helikopteri olan polis teşkilatı olarak ilklere adını yazdırmıştı zaten. Bu helikopteri bir kadın pilota emanet ederek, ilklerine birini daha ekledi.
Güzel bir Ankara sabahında Havacılık Daire Başkanlığı'nda pilot Özge Karabulut karşıladı beni. Hangarda bakımı yapılan Atak'ı gösterdi önce. 29 yaşındaki bu genç kadınla, dev helikopteri yan yana görünce ürkmedim desem yalan olur.
Fotoğraf çekimlerini tamamladık, Karabulut'u Atak'ın kaptan pilot koltuğuna oturttum. İçten içe büyük bir gurur duydum.
Emniyetin kadına verdiği önem, değer gözlerimin önündeydi. Üstelik Özge Karabulut, birbirinden zorlu aşamalardan geçip bu helikopteri uçurmaya hak kazanmıştı. Özge Karabulut'la sohbeti pilot eğitim odasında yaptık...
- Nerelisiniz, nasıl bir aileden geliyorsunuz? Taarruz pilotu olduğunuzu duyunca aklımdan ailenizde polis ya da asker vardır diye geçti. Yanılıyor muyum?
-
Amasya Merzifon doğumluyum. Ailemde, özellikle baba tarafımda asker çok.
Şehit çok. Ama ilk polis benim. Anadolu lisesi mezunuyum, o yıllardan beri hayalimdi polis ya da asker olmak. Üniversite bittiğinde devlet böyle bir fırsat sununca, ben de değerlendirmek istedim. 2017 yılında üniversite biter bitmez, Polis Emirleri Eğitim Merkezi'nde bir yıl daha eğitim aldıktan sonra komiser yardımcısı olarak mezun oldum. Mesleğe bu şekilde girdim. Komiser yardımcısı olarak genel hizmette bir yıl çalıştım. Bir sene sonra Havacılık Daire Başkanlığı, temel pilotaj sınavı açtı. Yaşım ve kriterlerim tuttuğu için başvurdum. Kabul şartları arasında, kadın personel başvurmasın denmiyordu.
O zaman kadın pilot yoktu ama sadece benden önceki dönemlerde sınava girmiş ve eğitimi devam eden bir kadın pilot vardı. Onun varlığı bana daha çok cesaret verdi.

- O zamana kadar hiç uçağa ya da helikoptere binmiş miydiniz?
- Hayatımda ne uçağa ne de helikoptere binmiştim.
Havacılıkla ilgili hiçbir tecrübem yoktu.
- Sınav zorlu muydu?
- Geçmek öyle sanıldığı kadar kolay değil. Havacılık Daire Başkanlığı'nın sınavı yedi aşamadan oluşuyor.
- Nasıl aşamalar bunlar?
- Rütbeli personelden sınava kabul edilen kişiler önce yabancı dil sınavını geçmek zorunda. En büyük eleme bu aşamada oluyor. Yabancı dil sınavını geçenler, pilot seçme sınavına giriyor. Bu sınav çok önemli! Çünkü pilot adaylarının bu sınava ömürleri boyunca bir kez girme hakkı var. İHA, uçak ya da helikopter pilotluğu için bu sınavı tek seferde vermek zorundasınız. Bu aşamada belli görevler var, simülatörde bu görevleri tamamlamanız bekleniyor. Ve tabii yüksek puan almanız. Gerçek anlamda bir operasyon ya da görev simülasyonu değil ama bu sınavda muhakeme yeteneğiniz, okuduklarını anlayıp kolay kavrama yeteneğiniz ölçülüyor. Refleksleriniz, doğru ve hızlı karar verme yeteneğiniz tartılıyor. Ve bunu insanlar değil, makineler yapıyor. Bu sınavda da epey elenme oluyor.
- Elene elene yol alıyorsunuz yani...
- Tabii. Spor parkurunda, bedensel yeterliliğiniz ölçülüyor. Belli bir dereceyi yapmalısınız ki, ortalamanız yükselsin.
Psikolojik mülakatlara giriyorsunuz. Gerçek Skorsky helikopterde soğukkanlılığınız ölçülüyor, belli bir basınç, G uygulanıyor vücudunuza. En sonunda da sözlü mülakata giriyorsunuz.
Burada da kendinizi ifade etme şekliniz ve özgüveniniz ölçülüyor. Tüm bunları başarıyla geçen pilot adayları arasından kontenjan talebine göre, puan sıralamasıyla pilot alınıyor.

- Siz bu aşamaların hepsini geçtiniz. Bu aşamalardan Skorsky helikopterli uçuş bölümü dikkatimi çekti. İlk uçuş tecrübenizdi yani... Nasıldı?
- Oradaki testte yolcuydum. İlk kez helikoptere binmiştim, çok heyecanlı ve keyifliydi. Hareketli bir uçuştu. Özellikle böyle bir uçuş deneyimi yaşatıyorlar ki, heyecanınızı test etsinler. İlk uçuşa çıkacağım gün uçuş bitip yere ayak basana kadar hiçbir şey hissetmedim. Sadece sonra yarım saat heyecanlanmaya başlamıştım.
Helikoptere bindikten sonra hemen alıştım, uzvum gibi oldu. Kullanmaya başlayınca çok çabuk alışıyor insan.
- Sizden başka kadın pilot adayı var mıydı?
- O dönem iki kadın pilot adayıydık. İkimiz de geçtik tüm sınav aşamalarını. Bizden önce kazanan bir kadın pilotumuz daha var. İstanbul'da görevde. Bir de uçak pilotumuz var kadın. Yani teşkilatta dört kadın pilotuz. Benimle birlikte kazanan diğer kadın pilotumuz eğitimini Amerika'da aldı.
- Sınavlar bitti ve heyecanlı kısmı geldi işin. Hangi helikopteri uçuracağınız belli oldu...
- Sınavlar bitti, sıra eğitime gelmişti. Eğitimi tamamlayıp, tüm sınavları geçtiğinizde Havacılık Daire Başkanlığı'nın hava araçlarına binmeye hak kazanıyorsunuz. Keşif, gözetleme helikopteri Bell 429'da ilk intibak aşamasını bitirdim. Daha sonra da Atak helikoptere geçtim.
BU HELİKOPTER HEPİMİZ İÇİN BÜYÜK BİR GURUR...
- Atak yerli ve milli helikopterimiz, gururumuz, onu emanet almak nasıl bir sorumluluk yüklüyor size?
- Çok gurur duydum. Hem bir kadın olarak hem de bir Türk polisi olarak. Bildiğiniz üzere, Türk Polis Teşkilatı, dünyada taarruz helikopterine sahip tek polis teşkilatı oldu. Emniyet sınıfı personelini de taarruzcu olarak yetiştirdi. Atak gibi son teknolojiye üretilmiş bir helikopterle Türk semalarında görev yaptığım için çok gurur duyuyorum. Atak helikopterini de çok istiyordum. Sınavı kazandığımda Atak helikopteri yapımına dair bilgimiz vardı. Çok mutluyum. Yerli ve milli helikopterimiz Atak, kendi sınıfına göre genç bir helikopter, son teknoloji. Yedek parça tedariği açısından dışa bağımlılığımızı azaltıyor. Hepimiz için büyük bir gurur.
- Atak bir parçanız gibi oldu mu?
- Kesinlikle. Hem Atak, hem de Bell 429... İkisini de çok seviyorum. İkisi çok farklı. Atak'ın ürkütücü bir görüntüsü var, ince bir tasarıma sahip. Atak'ta pilotlar önlü arkalı oturuyor, normalde yan yana oturuluyor diğer helikopterlerde. Avcı kaskı var Atak'ın, bu entegre biçimde kullanılıyor helikopterle. Bu yolla hedef tespiti, teşhisi yapıp, otomatik olarak pilot bakış hattına yönlendirebiliyoruz. Bu da ani aksiyon ve hızlı müdahaleler için çok önemli bir detay. Çok güçlü bir helikopter. Yüksek sıcaklık ve zorlayıcı hava koşullarında etkilenmiyor. Pilotları koruma adına da çok yüksek standartta. Terörle mücadele konusunda yer birliklerini koruma açısından oldukça avantajlı. Hızlı manevra yapabileceğiniz bir helikopter.
BEN KADINIM, BAKIMLI OLMAYI ÖNEMSİYORUM
- Çok güçlü bir helikopterin pilotu olmak sizi maskülenleştirmedi sanırım...
- Ben kadınım. Saçımı, makyajımı, bakımlı olmayı önemsiyorum. Sadece birkaç küçük komik anı yaşadım, Atak'la ilgili bir fotoğraf çalışmasında epey sert baktığım bir fotoğraf vardı. Onun altına yazılmış yorumlar epey gülümsetmişti beni. İnsanlar, "Ablamız sert, Atak da sert" diye yazmıştı.
- Aslında hiç öyle değilsiniz...
- Değilim evet. Bazıları da şöyle caps'ler yapmış, "Komutanım makyajım akıyor, durun bir dakika sonra vurayım" şeklinde. Bence bir kadın polis bakımlı olmalı. Polisliğe dair bazı önyargılar var, onları kırmaya çalışıyoruz. Her mesleğin temsilcileri içinde kötü örnekler var ama bunu genele yaymamak gerekir. Üstelik yeni jenerasyon polisler, iletişim konusunda daha farklı geliyor. Benim üniformalı fotoğraflarımı görüp, özenenler var. Amacım da bu zaten, birkaç genç kız beni görüp polis olmaya karar verse ne güzel olur.
HER DAİM GÖREV BAŞINDAYIZ
- Aileniz nasıl karşıladı bu durumu?
- Annem ilk başlarda biraz tedirgin oldu ama babam çok sevindi ve gurur duydu. Her ikisi de çok destek oldu.
- Nişanlısınız sanırım. Aynı meslekten olduğunu biliyorum, sizi anlaması daha kolaydır.
- Tabii. Farklı bir meslekten birinin anlaması çok zor olabilir. Pilot olsam da asıl mesleğim polislik. O yüzden nöbet, ani görev bunlar hep hayatımızın bir parçası. Bunu sivil birinin anlaması çok zor olabilir. Görev kavramımız yok, her daim görev başındayız.
