Bazen saçımızda yenilikler yapmak isteriz. Bu bir renk değişimi ya da kesim olabilir. Önce bir süre sosyal medyada, dergilerde hayalimizdekine yakın bir modeller buluruz. Sonra bunu kuaförümüzle paylaşırız. Sonunda değişim gerçekleşir ama çoğu zaman istediğimiz mutluluğu yaşayamayız aynanın karşısında. Teoride çok beğendiğimiz saç bize tam da oturmamıştır. Çünkü kuaförlük aslında büyük oranda adaptasyon işi ve kişiye uygun oranları yakalayabilmek. Bunun için eskiden en önemli aşamayı kesim zannederdik. Doğru katları yakalarsak, yüzü ovale döndürürsek tamam sanırdık ama bir şey eksik kalırdı. Aynada müşterinin yüzünden mutluluk yerine beklentisi tam karşılanmamış bir insanın ifadesi olurdu çoğu zaman. Ben mesleğe girdiğim ilk yıllarda bunu çok gözlemlemiştim. Hatta kendi kuaförümün kimliğini kurgularken "tamirat" konusuna da o yüzden bu kadar vurgu yaptım. Şimdi size birkaç öneri vereceğim bu konuda... Öncelikle saçta altın orana ulaşmak istiyorsanız cevap çoğu zaman sadece bir kesimle sınırlıdeğildir. Farklı renk geçişleri ile saçı boyutlandırmak, ön çevçevenin doğru noktalarına ışıltılar katarak gözlere o ışıltıyı geçirmek gerekir. Ya da bazen sadece kat kesimi ile sağlanamayacak bir hacim verme ihtiyacı vardır.
O zaman kaynaklara yönelmek gerekebilir. Kafanın tepe noktasındaki basıklık bile bu konuda karar alırken önemli bir kriterdir. Bir de bana göre altın oran sadece kuaförden o gün doğru saç ile çıkmak ile de bitmiyor. O saç aynı zamanda sizin hayat tarzınıza da iyi uyum sağlamalı ve eğer mümkünse uzun süre kullanılabilmeli. Sürekli tekrar gerektirdiği için sizi kuaförün kölesi haline getirmemeli. Bana göre yeni nesil kuaförlük bunu gerektiriyor aslında. Kişinin sadece saç rengine, cilt tonuna değil, genel stiline ve hayat tarzına da bakarak doğru saçı tasarlamak. Hatta saç bakım ve güzelliğindeki bu yeni duruşa 3. dalga kahve merakımdan ilham alarak, 2. dalga kuaförlük ismini veriyorum ben... Altın orana ulaşmak için size önerim kuaför koltuğuna oturmadan önce kendinizi iyi gözlemleyin. Beğendiğiniz tüm örnekleri yanyana koyun ve aslında hangisinin nesini beğendiğinizi anlamaya çalışın. Sonra sizin hayatınız için en doğrusu ne olur bir de onu düşünün.
Siz hangi ünlüsünüz?
Bugün saç konusunda iki farklı tutum sergileyen kadın tiplerinden bahsedeceğiz... Birkaç soruyla başlayalım yazımıza... "Sarı, kısa lüleli saçlar size kime hatırlartır?" diye sorsam hangi ünlü isim gelir aklınıza? Peki "Yoğun krepeli, siyah saçlar ve kocaman bir topuz size kimi düşündürür?" sorusunu yöneltsem size, kimi düşünürsünüz ilk? Birincisi için eminim içinizden "Marilyn Monroe", ikinci soru için de "Amy Winehouse" demişsinizdir... Bu isimler saçlarını hiç değiştirmeyen ve yıllar yıllar da saç modelleriyle hafızalar kazınan isimler. Bir de Rihanna ve Katy Perry gibi ünlüler var... Sadece yer aldıkları farklı projeler için değil, neredeyse her kıyafetleri için bile saçlarının rengini, modelini değiştiren starlar var. Onlar da kuşkusuz ünleri ile zirvede isimler ama saçları konusunda belirli bir kalıbın içinde kalmıyorlar. Yani kısaca neredeyse tüm kadınlar saç konusunda iki farklı tutumu benimsiyor. Tabii önemli olan siz hangisisiniz?
Takıların rengine bakın
Ana yazımızda saç konusunda altın orandan bahsettik. Bu konudan bahsederken elbetteki teninizin baz tonunu atlamak olmazdı. Yani teninizin baz tonu doğru saç rengini belirlerken bizler için çok önemli bir kılavuz. Saçınızı sarıya çevirmek istiyorsunuz diyelim. Ve o sıra küllü sarılar çok moda. Peki size yakışacak mı? Bunu bilebilmek için farklı birçok yöntem vardır. Ama bana göre en geçerlisi kişinin seçtiği takıların rengine bakmak. Yani seçtiğiniz aksesuvarın metali saç tonlarında doğru karar vermek için bize çok güzel ipucu veriyor. Sarı altın tonlarını seçenler tenlerinde sıcak alt tonlara, gümüş tercih edenler ise soğuk (pembe/mavi) alt tonlara sahip oluyorlar genelde. "Peki ikisini de aynı anda kullananlar?" diye soracak olursanız onlar da iki tonu da barındıran böylece hem soğuk hem sıcak paletten renk seçebilecek kişiler oluyor. Onların da tahmin edersiniz sayısı çok az oluyor.