"Moda da ne tatlı bir alan. İşiniz gücünüz kıyafet takip etmek. Moda haftaları, defileler, lansmanlar, partiler... Dert, yok tasa yok aman da ne keyifli bir sektör o öyle..." diyenler var değil mi hâlâ aranızda... O zaman bu naif görüntülü, sert iş alanını henüz pek de net bir şekilde anlatamamışım demek size... Son verilere göre moda ve tekstil endüstrisi dünyanın dördüncü büyük endüstrisi... 3 trilyon dolarlık dev bir iş hacminden bahsediyoruz... Silah ve ilaç gibi çok daha agresif görünümlü endüstrilerin hemen ardından geliyor... Yani kısaca bu kadar büyük paraların döndüğü bir endüstri ne kadar naif olabilir ki diye ben sizlere sormak isterim... Dünyanın en etkili endüstrilerinden biri olan dünyanın dolar milyarderleri listesine sayısız isim sokan bu endüstri hayatta kalmak için herkesin oldukça fazla çaba sarf ettiği bir endüstri en kibar ifadeyle... Bu kadar dişi, eğlenceli ve keyifli görünen bu endüstrinin de tahmin edeceğiniz üzere tüm gerçek özellikleri nedeniyle yönetimi ağırlıklı olarak erkeklerin elinde... Yani kadınların değil erkeklerin domine ettiği bir endüstri... Yine sayısal verilerden gitmemiz gerekirse finans, uzay ve havacılık endüstrisinden daha az kadın yöneticinin ve CEO'nun bulunduğu bir endüstriden bahsediyoruz...
AMAÇ FARKINDALIK YARATMAK
Düşünsenize yine sayısal verilerden gidecek olursak bu dev endüstri çerçevesinden üretilenlere kadınlar erkeklere göre yüzde 226 daha fazla para harcıyor... Bir daha okuyun lütfen bu sayıyı... Aslında ekonomik olarak kadınların ağırlıklı olarak destek verdiği bu endüstride kadınlar ağırlıklı olarak el emeği içeren alanlarda görev alıyor. Ve yine erkeklere göre daha az paralara çalışıyorlar. Üst yönetime gelme ihtimalleri (eğer aile işi değilse) neredeyse imkansız. Uzay ve havacılık alanında yükselmenizin daha mümkün olduğu bir sektör... Ve yine sayısal verilerden gidecek olursak dünyaca saygı duyulan moda eğitimi verilen kuruluşlardan mezun olanların yüzde 85'i kadın. Ancak en büyük 50 moda ve tekstil şirketinin sadece yüzde 14'ü kadınlar tarafından yönetiliyor... Özetleyecek olursak kadınların paralarıyla 'çevirdiği', emekleriyle ayakta tuttuğu ama nedense söz sahibi olamadığı bir endüstri... Evet şimdi biraz daha net bir şekilde moda dünyasının esas denklemlerini anlamaya başlıyorsunuz diye düşünüyorum... "Tamam İdil anlıyoruz. Moda endüstrisi tabir-i caizse kadından her türlü yararlanıyor. Üstelik ama kadınlar bu alanda para harcamak dışında söz sahibi olamıyor da... Sen tüm bu verilerden nereye gelmeyi hedefliyorsun?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim... Hızlıca 8 Mart'a yani başlangıçta Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanan güne gelmek istiyorum... "E biz çiçek alıyoruz Sevgililer Günü'ndeki gibi... Kadınlar Günü değil miydi o?" diyenler de vardır eminim... Bu özel gün aslına bakarsanız eşit ücret alamayan, kalifiye olmasına rağmen rakibi erkekler kadar saygı duyulmayan, önü açılmayan ve üst pozisyonlarda yeterince temsil edilemeyen iş hayatındaki kadınlar hakkında tüm dünyada farkındalık yaratılmak için ortaya atılmış bir gün... Tabii ki tüm kadınları üretime katkıları her ne olursa olsun sevelim, koruyalım, kollayalım, haklarını teslim edelim ama iş hayatında yaşadıklarıyla ilgili daha net bir farkındalığa sahip olalım. Özellikle de moda endüstrisi içinde...
Sesi olmayan hemcinslerimin sesi olmaya çalışıyorum
Moda dünyasında çevreci, hayvan dostu ve sürdürülebilir dendiğinde ilk akla gelen isim kesinlikle Stella McCartney. 1971 doğumlu McCartney soyadından anlamış olacağınız üzere Beatles grubunun solisti Paul McCartney... Eşiyse bir dönem Wallpaper dergisinin yayıncısı şu an adidas markasının kreatif direktörü Alasdhair Willis... McCartney, "Annem kadın ve hayvan hakları için çalışırdı. Böyle bir örnekle büyüdüm. Biliyorum ki, sadece moda dünyası içinde değil tüm dünyada genel olarak kadınlar kötü bir muameleyle karşı karşıyalar. Bunu değiştirebilmek, benim gibi güçlü sesi olmayanlar için ses olmaya çalışıyorum. Bir kadının bir başka kadına yapabileceği en büyük iyilik budur" diyor...
Bu pozisyona gelmeme şaşırdılar
Ve ne yazık ki konu tasarımcılar ve kreatif direktörler kapsamında pek de farklı değil. Geçtiğimiz hafta sonu İngiliz Guardian gazetesine röportaj veren LVMH grubu çatısı altında bulunan Dior'un ilk kadın kreatif direktörü Maria Grazia Chiuri bu durumun örneklerinden biri... İtalyan ünlü bir gömlek üreticisi olan Paolo Regini ile evli olan Chiuri, "Orta sınıf bir aileden geliyorum. Kıyafetler dayanıklı ve uzun ömürlü olmalıydı. Annem terziydi sürekli dikiş makinası kullanırdı. Bize sürekli çalışmamız ve ayaklarımızın üzerinde durmamız öğretildi" diye konuşuyor. Ve Valentino'nun 8 yıl kreatif direktörlüğünü yapmış olmasına ve bu marka çatısı altında 17 yıl geçirmiş olmasına rağmen Dior'da geldiği noktaya şaşıranlar için 59 yaşındaki tasarımcı, "Bu pozisyona getirilmeme herkes çok şaşırdı. Kimsenin aklına 20 yaşından beri bu endüstrinin içinde yer alıyor olmam gelmedi. Bu erkek egemen kültürü yenebilmek için kadınların daha çok kadınlara destek olması lazım. Bunu yapmak durumundayız. Konu kadın vücudu ama yöneticisinden, fotoğrafçısına kadar hep bir erkek bakışı isteniyor her nedense" diyor....
Her iki cins de eşit haklara doğal olarak sahip olmalı
Kadın yatırımcılar için bugüne kadar 50 milyon dolar toplayan Tory Burch, Forbes tarafından dünyanın en etkili 100 kişisi arasında seçildi. 850 milyon dolarlık bir kişisel servete sahip olan 56 yaşındaki Burch, ABD'li çok zengin bir ailenin kızı... İki evlilik yapan her iki kocası da ABD'nin milyarderleri arasında yer alan Burch, şu an LVMH grubun eski CEO'su Pierre Yves Roussell ile nişanlı. Moda dünyasına avantajlı bir pozisyonda atılan Burch kendisi yaşamasa bile sektörde bile yaşanan ayrımcılığa tepkisiz kalamayanlardan... Burch sık sık katıldığı konuşmalarda, "Nüfusun yüzde 50'si erkek, yüzde 50'si kadın... Biz neden eşitlik sağlayamıyoruz anlaşılır gibi değil. Eşitlik doğal olarak verilmeli. Her iki cins de eşit haklara sahip olmalı. Cinslerden hiçbiri bunun için bu yüzyılda savaşmak zorunda kalmamalı. Kadınların, özellikle moda dünyasındaki kadınların karşı karşıya kaldıkları ayrımcılık anlaşılır gibi değil. Benim de şahit olduğum sayısız olay var. Bunun önüne geçmek için toplum olarak her türlü çalışmayı yapmamız gerekiyor. Ben kadın yatırımcılara destek olmak için çalışmalar yapıyorum. Her kadın bunu yapmalı ve hemcinsi için yeni ve eşit bir dünya kurulabilmesini sağlamalı" diyor.

Yanımda çalışan kadınlara ücret eşitliği sağladım
"Feminizm dünyanın en güzel kelimesi. Kadın ve erkeğin eşit olmasını ifade ediyor. Kariyerimin başında bünyesinde yer aldığım pop grubu kadın gücünün altını çiziyordu. Moda dünyasına adım attığımda da bu çizgide devam ettim. Yanımda çalışanların büyük kısmı kadın. Ücret eşitliğini sağlıyorum. Ve ürettiğim tasarımlarla kadınlara kendileri olma, kendilerinden mutlu olma özgürlüğü sağlıyorum"... Bu sözler Spice Girls grubunun üyesi olarak hayatımıza giren ardından David Beckham ile yaşadığı ilişkiyle magazin dünyasının en çok konuşulan kadınlarından biri olan ve son olarak kendi ismini taşıyan bir modaevi kuran Victoria Beckham'a ait... İngiltere'de çok varlıklı bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Beckham sık sık katıldığı sempozyum ve özel oturumlarda moda dünyasına atıldıktan sonra yaşadığı mobing'i anlatıyor.
Fabrika protestosu
Ne de olsa 8 Mart'ın ortaya çıkışı da tekstil ve moda endüstrisine dayanır... 1977 yılında Birleşmiş Milletler tarafından '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' olarak ilan edilen bu günün tarihi oldukça eskilere dayanır. Bu günün çıkış noktası olarak; 8 Mart 1857 yılında ABD'nin New York şehrinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grev yapması kabul edilir. Bu grevler sırasında çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verir... Ve 8 Mart, iş hayatındaki haklarını korumak için can veren kadınlar tüm dünyada çeşitli etkinliklerle anılıyor. Ve tüm bu hak savaşının çıkış noktası olan bu endüstri günümüzde de ne yazık ki kadınlar için pek de parlak değil.
Haber Girişi
Mete Efendioğlu - Editör