'Mazlumun yanında olmak' sözü kulağa hoş gelir... Herkes söyler, kimi sesini yükseltir kimi etrafıyla paylaşır. Sesini yükseltenler genelde ya halklardır ya da bir davaya gönül verenler. Ancak sanat ve spor dünyası ile yeni dünyanın figürleri olan sosyal medya fenomenlerinden ses çıkmaz. Ya da herkes kendi hoşuna giden 'mazlumun' yanında olmayı tercih eder. Ancak mazlum, ezilen, haksızlığa uğrayan her dilde, her toplumda ortaktır. Filistin de tam olarak bu noktada dünyanın sesini yükseltmesi gereken ortak bir mesele. Yıllardır devam eden Filistin meselesinde artık vicdanların dayanmadığı noktada ne sanatçılar, ne sporcular ne ünlüler... Sesi çıkanlar hep aynı insanlar! Ancak spor dünyasından bir çığlık çıktı: Pep Guardiola! Herkesin konuşmaktan çekindiği, koltuğunu kaybetmekten korktuğu ortamda o sessiz kalmamayı tercih etti: "Gerçekler gözümüzün önünde ama biz görmezden geliyoruz. İnsanlık tarihi boyunca gerçekler, hiçbir zaman bugünkü gibi net bir şekilde ortaya çıkmadı. Filistin'de, Sudan'da yaşananları görüyorsunuz. Gözümüzün önünde yaşanıyor. Bakın bu siyasi bir konu değil. Doğru ve yanlış meselesi de değil. İnsanlar acı çekiyor. Masum insanlar ölüyor. Belki hiçbir şeyi değiştiremem ama elimden geldiğince hep onlarla olacağım. Her zaman haksızlığın karşısında duracağım. Eğer susarsanız, adaletsizlik devam eder. İnsanlar ölürken onlara yardım etmek zorundasınız."

HOLLYWOOD DEĞİL FUTBOL!
Bu sözler, İsrail'in saldırgan yapısının savunuculuğunu vicdanlarının önüne koyanların yüzüne yumruk gibi indi. Guardiola'nın kimliği buradaki asıl konu. Biraz yakından takip edenler Hollywood iklimini bilir. Ayrıntısı şudur, İsrail ve o kökenden gelenlerin avucunda tuttuğu film piyasasıyla birlikte tüm dünyaya kendi istekleri doğrultusunda film, oyuncu seçimi, yönetmen, senarist kullanarak istedikleri siyasi baskıyı yaparlar. Peki bu futbolda da yok mu? Yok diyen çıkar elbette. Biz çürütelim... Bundesliga'da Maniz, Filistin'e destek mesajı paylaşan oyuncusu Enver El Gazi'nin kontratını feshetti... Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Filistin mesajı paylaşan Fransız milli futbolcu Karim Benzema için "Teröristler ile ilişki içinde" açıklaması yaptı. Fransız Nice kulübü, Cezayirli Youcef Atal'ı sırf Filistin atkısı ile poz verip paylaştı diye kadro dışı bıraktı... Ama Guardiola'nın sözleri, hepsinden farklı... Kimse ağzını açamadı, kimse onu koltuğundan edemedi. Bu seviyede 'büyük' çıkış ilk kez oldu.

JOHAN CRUYFF'UN ÖĞRENCİSİ
18 Ocak 1971 Santpedor doğumludur kendisi. Barcelona-Katalunya'dan... 13 yaşında Barcelona alt yapısında La Masia'ya giriş yaptıktan sonra tam 16 sezon Nou Camp'a çıktı, sayısız kupa kaldırdı, Avrupa şampiyonu oldu. Yetmedi, teknik direktörlüğe geçiş yaptı... İşte bu noktada "Düzeni değiştiren adam" başlığımızın sportif yönü çıktı ortaya. Futbolculuk kariyerinde, futbolun çehresini değiştirip modern futbolun temelini atan Cruyff ile oyunu okumayı öğrendi. Yenilmez Barcelona'yı kurdu, 2 Şampiyonlar Ligi, 3 İspanya şampiyonluğu, 2 FIFA Dünya Kulüpler Kupası ve sayısız yerel kupa kazandı. Kenara çekilip kendisi için dikilecek heykelin önünde poz verip milyon Euro'larını harcamak varken rotasını Bundesliga'ya, Bavyera'ya çevirdi. Bayern Münih ile Şampiyonlar Ligi hedefi koydu. Olmadı bu kupa ama 1 UEFA Süper Kupa, 1 FIFA Dünya Kulüpler Kupası ve 3 Almanya şampiyonluğunu kulübün müzesine koyup Manchester City projesine girişti. 'Düzeni değiştiren adam' olmak kolay değil! Sadece futbolda başarıları, kupaları, kazanılan maçları üst üste koy, adın spor tarihine elbette geçer.

Peki spor, sanat, siyaset gibi halkın yolununun çizildiği alanda seni öne çıkaran ezilenin yanında olduğun anlardır. Guardiola futbola verdiği felsefe ile yenilikler, geliştirilen planlar, oyuncu şablonunu komple başka bir yere yükseltmesi ile öne çıkar, sayfalarca yazarız. Ama Filistin halkına verdiği destek onu gönüllerde de en üst sıraya yerleştirmiştir. Futbol dünyasından belki de bu kadar üst konumda olan ikinci bir destek çıkmayabilir Filistin'in mücadelesine. Ancak bu çıkış, bu ilk adım bir baskıyı kırma çığlığıdır. Guardiola da futboldaki devrimlerinin yanına herkesin sustuğu yerde Filistin için sesini yükselttiyse 'Ben de konuşabilirim' aydınlanmasının ateşini yakmıştır. Düzeni değiştirmek, ezilenin yanında olmadan olmazın göstergesidir Pep!

YA BİZ YA HİÇ!
Futbolun felsefesini değiştiren Guardiola, takımın kulübesi ve antrenör ekiplerinin de artmasına neden oldu. Tüm dünyada teknik direktörlerin ekipleri çoğalırken kendisi her zaman ekibini her şeyin önünde tuttu. Gittiği bir takımda, kendisine kullanması için kulüp tarafından verilen arabanın yardımcılarına verilmeyeceğini öğrendi. Kendisine verileni reddetti, yönetime mesajını: "Biz bir ekibiz."
TÜM CEZALAR RETT SENDROMU VAKFINA
Filistin davası için yaptığı konuşmalar dünya gündeminde yoğun yer buldu Guardiola'nın. Ancak insani özelliklerini her zaman koruyan ve bunu da anlık şov için yapmayan biri İspanyol hoca. Barcelona'nın başındayken uyguladığı disiplin cezalarını bir fonda topluyordu. Ardından da bu paralar Rett sendromu (Genetik bir hastalık) yaşayan çocukların tedavisi için vakıflara bağışlanıyordu.
GECE SOKAĞA ÇIKAN YANDI!
Barcelona'nın efsane kaptanlarındandı... Ancak A takımın başına geldiğinde artık suyun öteki tarafındaki adam oldu. Disiplin her şeyin önünde onun için. İdmana 1 dakika geç kalmanın bedeli 6 bin Euro, kampta yemek saatini kaçırıp geç kalmanın faturası 500 Euro. Bitti mi bitmedi! Hafta içi 00.00 sonrası ev telefonun çaldığında Guardiola senin sesini duymadığı anda ise 2 bin Euro çoktan maaşından kesilmiş oluyordu. Takıma gelir gelmez koyduğu kurallarda aslında 'takım' olgusunu yerleştirmek vardı. 4 maçı üst üste kazandığında yemekler Guardiola'dan... Tüm takımı restorana götürüp futbol dünyası için düşük kaçacak yemek ücretini Pep ödüyordu. Ama Barcelonalı oyuncuların "Haydi Pep'e yemek ısmarlatalım" kenetlenmesi Guardiola'nın hedefini de buluyordu.