Youtube,
Instagram, X,
Facebook, TikTok ve daha birçoğu... İletişimden alışverişe, bilgi edinmeden ifade özgürlüğüne kadar nerdeyse her alanda karşımıza çıkan sosyal medya platformları milyarlarca insanın günlük yaşamının bir parçası haline geldi. Yıllardır hayatımıza nüfuz eden sosyal medya devleri artık bir iletişim aracı olmanın ötesinde bireysel ve toplumsal düzeyde kritik riskler barındırıyor.
BUMERANG BATI'YA DÖNDÜ
Başta
Avrupa ülkelerinde olmak üzere dünyanın dört bir yanında, sosyal medyanın yarattığı dezenformasyon, nefret söylemi, çocukların çevrim içi güvenliği ve kişisel verilerin korunması gibi sorunlar tartışılıyor. Söz konusu platformları 'ifade özgürlüğü' söylemiyle aklamaya ve savunmaya çalışan ülkeler bile artık sosyal medya devlerine karşı cephe almış durumda. Birçok ülke söz konusu platformların hem hukuki olarak hesap vermesini hem de faaliyet gösterdikleri ülkelerde vergi ödemesini talep ediyor. Sosyal medya devlerinin daha şeffaf olması ve sorumluluk alması için yeni yasa ve yaptırımlara başvuruyorlar. Yani Avrupa ülkeleri sosyal medya siteleri konusunda çark etti diyebiliriz. Yalan haberi engelleyemiyorlar, gençlerin bağımlı olmasının önüne geçilemiyor ve daha birçok sorunun kaynağında sosyal medyadaki bilgi kirliliği gösteriliyor. İşte bu nedenle de ülkeler ve kurumlar bir bir harekete geçiyor.
CEZA ÜSTÜNE CEZA
Örneğin
Almanya'daki rekabet otoritesi, Amazon'a perakendecilere fiyat üst sınırı dayatmasını yasakladı ve rekabet karşıtı davranış gerekçesiyle 59 milyon euroluk geri ödeme talep etti. İtalya'da Apple'a mobil uygulama pazarındaki baskın konumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle 98,6 milyon euro ceza verildi. Ya da Avrupa Komisyonu, WhatsApp'taki yapay zeka özellikleri nedeniyle Meta hakkında bir tekelleşme soruşturması başlattı. Meta'ya Facebook Marketplace uygulamasının kötüye kullanımı nedeniyle 797,72 milyon euro ceza verildi.
TOPLUM BASKILARI SONRASINDA LİDERLER SAVAŞ AÇTI
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron: "Demokrasimizin özünü korumak için sosyal medyanın düzenlenmesinde daha ileri gitmeliyiz. Bot hesaplara ve şeffaf olmayan algoritmalara izin vermeyeceğiz" dedi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez: "Sosyal medya bir tür Vahşi Batı'ya dönüştü" dedi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz: "Yapay olarak üretilmiş yanlış, sahte haberlerin, yapay olarak üretilmiş filmlerin ve yanlış beyanların sosyal medya aracılığıyla yayılmasına izin vermek istiyor muyuz? Toplumumuzun hem içeride hem dışarıda bu şekilde baltalanmasına, gençlerimizin ve çocuklarımızın bu şekilde tehlikeye atılmasına izin mi vermek istiyoruz?" dedi.
Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store: "Çocuklar sosyal medyadaki zararlı içeriklerden korunmalı. Bunun zorlu bir mücadele olduğunu biliyoruz. Çünkü burada baskın güçler var, ancak aynı zamanda siyasetin de gerekli olduğu yer burası" dedi.
VPN'E DE YASAK
Avrupa'da çok sayıda ülke belli bir yaşın altındakilere sosyal medyayı yasaklarken İngiltere bu durumu bir adım öteye taşıdı. İngiliz hükümeti, çocukların kısıtlamalara rağmen sosyal medyada girmek için kullanabileceği VPN servislerini de engellemeyi değerlendiriyor.
TÜRKİYE'DE 'SANSÜR' AVRUPA'DA HAK
Dijital platformların dezenformasyon ve manipülasyon için kritik araç haline gelmesi yasal düzenlemeleri zorunlu hale getiriyor. Birçok ülke dijital platformların oluşturduğu açık tehdide karşı harekete geçerken Türkiye'de uygulandığında genellikle "sansür" olarak nitelendiriliyor. Avrupa'da ise dijital platformlara karşı yasalar birer birer yürürlüğe giriyor. Avrupa Birliği (AB) 17 Şubat 2024'te tüm AB üye ülkelerinde yürürlüğe giren Dijital Hizmet Yasası (DSA) uygulamaya koydu. Dijital Hizmet Yasası'nda içerik denetimi, yasa dışı içeriğin kaldırılması, dezenformasyonla mücadele, reşit olmayanların korunması, platformların şeffaflığı gibi yükümlülükler öne çıkıyor. İhlaller durumunda ciddi yaptırımlar var. Bazı durumlarda şirketlere global cironun yüzde 6'sı kadar para cezası uygulanabiliyor.
ANNE-BABALAR YALNIZ BIRAKILMAMALI DEVLET DEVREYE GİRMELİ
Avrupa devletlerinde sosyal medya siteleriyle mücadele noktasında "Ebeveynler kendilerini bu savaşta yalnız hissetmemeli, çünkü karşılarında teknoloji devleri var. Bu nedenle devlet devreye girip düzenlemeler getirmeli" yaklaşımı var. Son zamanlarda alınan bazı kararlar şöyle:
FRANSA: 15 yaşından küçüklerin sosyal medya platformlarına erişimini yasaklamaya yönelik yasa tasarısının gelecek haftalarda Senato'da görüşülmesi bekleniyor. Tasarının eylülde, yeni öğretim yılında yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
İSPANYA: 16 yaş altındaki çocuklara sosyal medya erişiminin yasaklanması süreci başladı.
İNGİLTERE: 13 yaş altına tamamen yasak, 13-16 yaşındakilerin kullanması ise ebeveyn ve öğretmen iznine tabi olacak.
İTALYA: 14 yaş altının sosyal medya hesabı oluşturabilmesi için ebeveyn izni gerekli.
NORVEÇ, SLOVENYA VE ÇEKYA: 15 yaşının altındaki çocuklara sosyal medya yasağı getirmeye yönelik yasa tasarıları hazırlanıyor.
KURALA UYMAYAN ŞİRKETİN ERİŞİMİ ENGELLENİYOR
FRANSA: Kurallara uymayan tüm platformların erişimi engellenecek.
İSPANYA: Sosyal medya ve patronlarına karşı cezai suçlamaların da yer aldığı 5 maddelik önlem açıkladılar.
İNGİLTERE: Kurallara uymayan platformlara yıllık cirosunun yüzde 10'una kadar para cezası var.
ALMANYA: Yasa dışı içeriğe karşı bildirim-eylem prosedürlerini işletmeme durumlarında 300 bin avroya kadar idari para cezası var.
İTALYA: İletişim Kurulu hızlı içerik kaldırma kararı alabiliyor.
HER ÜLKENİN KENDİ VERGİ MODELİ DEVREDE
ABD merkezli sosyal medya siteleri uzun yıllardır Avrupa ülkelerinde vergi vermeden hizmet veriyor. Ancak Avrupalı ülkeler bu duruma "dur" demek için harekete geçiyor. Yani Avrupa ülkeleri ABD merkezli sosyal ağ sitelerine şunu demeye başladı: "Benim ülkemde milyonlar kazanıyorsun. Yasalarıma uymuyorsun. Medyayı manipüle ediyorsun.
Gençleri dijital bağımlı hale getiriyorsun. Tüm bunlara ek hiçbir vergi de ödemiyorsun. Artık bu tren böyle gitmez. Benim yasalarıma uyacaksın ve vergilerini de ödeyeceksin..." Pillar One olarak bilinen öneri gündemde. Buna göre dünyanın en büyük çok uluslu şirketlerinin elde ettikleri verginin bir bölümünü tüketicilerinin bulunduğu ülkelerde ödemesi gerekiyor. Avrupa Birliği genelinde ortak bir vergi modeli yok.
Her ülke kendi kurallarını uyguluyor. Son yıllarda dijital hizmet vergisi (DST) uygulayan ülkelerin sayısı giderek artıyor. Euronews'teki haberde "Tax Foundation'dan Cristina Enache'nin derlediği verilere göre, Avrupa'da DST oranları ve vergilerin kapsamı ülkeden ülkeye değişiyor. Oranlar ortalamada yüzde 3 ile 5 arasında; en yüksek oran ise şu anda yüzde 7,5 ile Macaristan'da" bilgilerine yer verildi.