Her ramazan aynı saatlerde aynı yüzle karşılaşmanın verdiği bir güven vardır. Çocukluğumdan beri iftar sofralarında fonda onun sesi vardı; sahur vakti uykuyla uyanıklık arasında yine o konuşurdu, biz dinlerdik. Yıllar geçti, ben büyüdüm, ekranlar değişti ama bazı alışkanlıklar değişmedi.
Türkiye'de milyonlarca insan için olduğu gibi benim için de ramazan, biraz da
Nihat Hatipoğlu demekti. Bu kez ekrandan değil, karşılıklı oturarak dinledim onu. İftar ve sahur arasında mekik dokuyan yoğun bir tempoda, yine sakin, yine ölçülüydü.
Almanya'da Türkçe bilmeden gözyaşı döken bir gençten, sosyal medyadaki esprilere, "Ramazan Allah'ın kuluna verdiği bir kredidir" sözlerine kadar uzanan bir sohbetti bu. Bazen güldük, bazen o anlattı ben çocukluğumdan bugüne taşınan bir tanıdıklık hissiyle dinledim. Yıllardır iftar sofralarımıza misafir olan bir ismin iç dünyasını, inancını, gündelik hayatına ve gençlere dair kaygılarını dinledim ondan. Ekrandaki hocayı değil, hayatın içindeki Nihat Hatipoğlu'nu okumaya hazır olun.
- Hocam programlarınız yoğun olacak
- Nihat Hatipoğlu: Evet iftar-sahur.
- Zorlanıyor musunuz?
- Yok. Yıllardır alıştık.
- Kaç yıl oldu?
- 2005'te başladım. Gittiğimiz yerlerde insanlar "Sizinle büyüdük. Fon müziklerinizle, programlarınızla" diyorlar.
- Yıllardır program yapıyorsunuz, size en çok dokunan anınız hangisi?
- Almanya'da çok garip bir şey yaşadım. Konferansa gitmiştim. 15 yıl olmuştur. Büyük bir salonda program yapıyoruz. Sahnenin altında hemen. Sarışın bir çocuk, belli ki Alman. Konumuz da Hz. Peygamber'in son günleri, vefatı. Tabii çok duygulu bir konu, herkes göz yaşı döktü. Programdan sonra kitap, CD imzası derken iş uzadı biraz ama o Alman çocuk orada duruyor. Meğer o çocuk bu işten, ses düzeninden anlayan bir çocukmuş. Ondan özellikle rica etmişler, para vermişler ona "Bugün ses sistemini sen düzenle" diye. Herkes gidince yanıma geldiler. "Hocam bu arkadaş sizinle tanışmak istiyor" dediler. Baktım, ağlamış orada. "Niye ağlamış?" dedim, çünkü Türkçe bilmiyor ki. "Herkes ağlayınca ben de ağladım" dedi. "Peki ne anlattığımı biliyor musun?" dedim. Ona söylemişler Peygamber'in vefatını anlatıyor diye. Elinde de 5 tane CD var, satın almış.
Aldığı parayı CD'ye yatırmış. "Bu CD'leri ne yapacak, Türkçe bunlar" dedim. "Buradaki ambiyansı yeniden hatırlamak istiyorum. Bu CD'ler de bunu yansıtacak. Evde dinlemek için" diyor. Sonra "Bir daha ne zaman geleceksiniz? Takip etmek istiyorum sizi" dedi. Böyle heyecanlı bir şekilde "İnşallah Müslüman olur" dedim. O da elini kaldırdı inşallah manasında. O beni çok etkilemişti.
- Bir programda "Benim bu hayattaki en büyük amacım Hz. Muhammed'i anlatmak. Sadece anlatmak değil aynı zamanda sevdirmek" diyorsunuz...
- Bunu başardık Elhamdülillah, hamdolsun. Anket yapmışlar Diyanet'te Ali Baş anlattı, "Biz Diyanet olarak bir anket yaptık. Türk halkına dini kimden öğrendiniz diye sorduk. Halkın yüzde ellisi Nihat Hoca dedi. Geri kalan yüzde ellisi bütün kanallar ve hocaların toplamı. Siz tek başınıza yüzde ellisiniz" dedi.
- Üç ayların başında gençler arasında "Bu yıl Nihat Hoca program yapmayacak" diye söylenti yayıldı. Herkes "Bu yıl ramazan orucu tutmayacak mıyız?" diyor. Sizin olmayışınız bizleri korkutuyor.
- Tabii ki. Onları takip ettim. Yüzlerce video var. Hatta kızın biri bavulunu hazırlıyor "Nihat Hoca yokmuş. Türkiye'yi terk ediyorum, hayat bitti" gibi. Çok eksantrik şeyler var.
- Gülüyor musunuz hocam bunlara?
- Tabii. Ben hatta sosyal medyada bir şey paylaştım gençler arasında. Bütün esprileri anlıyorum ben. Şimdi şey çıkarmışlar, hoca kaza geçirdi yaralı gibi. Bir de yapay zekayla yüzümü yaralamışlar. Binlerce kişi arayıp soruyor artık telefonu sessize alıyorum. Her ramazanda bir şey yapıyorlar.
BİN DEFA SORULSA SIKILMAM
- Programlarda duyduğunuzda en çok güldüğünüz soru hangisiydi?
- Rüyada birini dövmüş, helallik almam gerekiyor mu diye soruyor. Bu tür şeyler var. Her yılın değişmez sorusu: Sakız orucu bozar mı? Gençler bunu çok soruyorlar, gülümsüyorum tabii. Birileri buna kızıyor ama ben kızmıyorum.
- Tam onu soracaktım, kızmıyor musunuz?
- Yok, bin defa da aynı soruyu sorsa... Demek ki evet veya hayır kelimesini duymak istiyor, demek ki esprili bir delikanlı ve şaka yönü ağır basan biri, demek ki ilgilenmek istiyor. Bunlar rahatsız edici şeyler değil. Bana bir soruyu bir değil bin defa sorsanız ben "Hayır, niye bu soruyu sordunuz" demem.
KABUL EDİLMEYEN DUA YOK
- Dualarımız kabul olmuyor bu yüzden Allah'a kırgınlık olur mu?
- Kabul edilmeyen dua yok. Dua ediyorsan hâlâ kabul ediliyorsundur. Ayşe olarak sizin hesabınızı yaparken 80 milyonla bağımlı bir insan olarak yapar. Biz bir hesap yapıyoruz, Allah 80 milyon hesap yapıyor.
HERKESE YEMEĞİMİZ VAR
- Hocam peki sizin sahurda ya da iftarda olmazsa olmaz dediğiniz çok sevdiğiniz yemek var mı?
- Normal hayatımda da sahurda ve iftarda da benim için olmazsa olmaz çorbadır. Soğan çorbası, havuç çorbası, nohut çorbası. Mutlaka hanıma bunlardan birini yaptırırım. Gerçi çoğunlukla iftarı ve sahuru programda yapıyoruz. Seyircilerimizle beraber. Herkese yemeğimiz var, onu da söylemiş olalım. Onun dışında sebze yemeğini seviyorum, et yemeği sevmem. Pek tercih etmiyorum.
KUR'AN OKUYUN
- Hocam peki bizlere ne önerirsiniz? Ne okuyalım?
- Sizlere Kur'an-ı Kerim okumayı öneririm. Sadece meal değil yanında küçük bir tefsir de bulunsun. Onu okuyunuz. İkinci olarak Peygamberimizin hayatını tavsiye ediyorum. Üçüncü olarak hadisleri okumanızı tavsiye ediyorum. Bol bol Allah'ı zikredin, namazınıza dikkat edin.
BABAM BÜYÜK BİR ÂLİMDİ
- Hocam peki sizin en çok okuduğunuz bir dua var mı ya da sure?
- Rahmetli babamın bir duası vardı. Büyük bir âlimdi. "Yarabbi gücümden, kuvvetimden sıyrıldım sana teslim oldum" derdi. O çok hoşuma giderdi. Senin gücüne kuvvetine sığındım. Kendimden vazgeçtim, kendimi sana teslim ettim. Tevekkül dediğimiz, tedbiri al Allah'a güven, Allah'a sığın. O çok hoşuma giderdi, o duayı çok ederdim. Bir de İhlas Suresi çok okuyorum çünkü İhlas Suresi Kur'an'ın 3'te 1'ine denktir. İnanç sistemini ortaya koyuyor.
-
Gençler soruyor; Allah geçmişi de geleceği de biliyor, neden yaratıldık?
- O zaman son çıkardığım kitabı okuyacaklar. Ben normalde kitap tavsiyesi yapmam ama bu kitaptan ben telif de almadım. Zor Soruların Kolay Cevapları isimli kitabımın özellikle dağıtımını istedim.
Allah biliyor, Allah'ın bilmesi bizim yapmamız anlamına gelmiyor. Yapacağınızı biliyor Cenâb-ı Allah. Allah'ın ilmi herhangi bir fiilin gelmesinden çok daha öncedir. Zaman kavramı Allah için söz konusu değildir. Allah zaman üstüdür. Bizi gönderiyor ve "Ben size bir hayat bahşettim. Cennet verdim, cehennem verdim. Annen seni doğurdu diye annenin ayağının dibinden ayrılmıyorsun, peki Rabbin? Sana bu kadar şey verdi, annenden daha çok şey verdi, hatta anneni de sana o verdi. "Ben yarattım, nimetler verdim. Başkasına
BEN HANIMA YARDIM EDİYORUM
- Ramazan deyince kadınların yükü daha fazla oluyor. Eşler arasında denge nasıl olmalı?
- Kalkıp yardım etsin eşine. Ben ediyorum hanımıma. Ben mesela evde sahur öncesi yemek yiyeceksek hanıma "Canım çorba istedi" diyorum. Gece 11'de yapıyor. Ama "Şehriyeyi sen koy gerisi bana ait" diyorum, çünkü hanım tuzu fazla atıyor bazen. Tuz da bana yasak. Çorbayı karıştırıyorum hamur olmasın diye, tuzunu ben atıyorum. Pişti mi, pişmedi mi diye bakıyorum. Yemeğimi kendim yerim, çayımı kendim demlerim çoğu kez. Hep merak ediyorlar nerede oturduğumu, biz 40 yıldır
Keçiören'de aynı dairede oturuyoruz. Sıradan bir mahallede 40 yıllık bir binadayız. Bir dairede oturuyoruz, bir yalıda değil. Evimizin önünde havuz da yok. (Gülüyor.)
- Nasıl bir dedesiniz?
- Benim üç oğlum var. İki tane kız torunum var. Hanım çok düşkün torunlara. Ben de tabii ki ama onun kadar değil. O saatlerce oynuyor onlarla. Torunlar da çok seviyor onu.
ÜMİTSİZ KALMAMAMIZ İÇİN ALLAH'IN VERDİĞİ KREDİDİR BU AY
- Bir çocuk gelip size "Ramazan neden var" diye sorsa?
- Ramazan bir telafi ayıdır. Manevi bir durumdur. Tıpkı bir dinlenme gibidir. Refaha, huzura kavuşmak için. Yüce Allah'ın ümitsiz kalmamamız için bize verdiği kredilerden biridir ramazan. Bazen insan bir ümitsizliğe kapılıyor. Bir dokunuş bekliyor. İşte ramazan o dokunuşlardan biridir. En önemli dokunuşlardan biridir. Tövbe etmek için çok önemli. Onun için 11 ayın şahı demişler. Ramazan geldiğinde herkeste bir silkelenme oluyor. Ramazan toplumsal bir tövbedir. Diğer bütün aylarda olmayan ibadetler bu aya takdim edilmiş durumda. Bir oto kontrol mekanizması kuruyor insan kendi kendine. Pazar, çarşı birdenbire hareketlendi. İnsanlar bütçelerine göre bir şey almaya çalışıyorlar. Birdenbire fiyatlar yükseldi. Müslüman olduğunu iddia edip fiyat üstüne fiyat ekleyenler var. Ramazan bunları da ortaya çıkarıyor. Şeytanlar dizginleniyor diyorlar. Cehennem kapıları kapanır, cennet kapıları açılır. Ama şeytanlaşmış insanlara yapacak bir şey yok.
GENÇLERE...
- Gençlere önerileriniz neler olur?
- Namaz kılmalarını tavsiye ediyorum. Dinle, İslam ile irtibatlarını devam ettirsinler. Kötü niyetli, din düşmanlığı yapan organize suç örgütlerinin yapay din eleştirilerine itibar etmesinler, tartışmaya girmesinler. Baba ve annelerinde gördüklerini önemsesinler. Onlara danışmadan bir şey yapmasınlar, rüzgara kapılmasınlar, zihniyet modasına katılmasınlar, markaya kapılmasınlar, marka derken bu markalaşmış bir insan da olabilir ama niyeti iyi değildir, bilemeyebilirsiniz, birçok gerçeği saklıyor olabilirler dikkat etsinler. Herkesin peşine gitmesinler, seçici olsunlar, Allah ile bağlarını koparmasınlar, ibadet yapmasalar bile Allah'a olan sevgileri devam etsin. Sosyal medyada boşboğaz olan insanlarla tartışmalara girmesinler. Sosyal medyadan evlenmesinler.