Türk futbol tarihinin en sıra dışı, en kaotik ve alt sıralardaki kördüğümü son saniyeye kadar çözülmeyen sezonlarından birini daha geride bıraktık. 34 haftalık bu yoğun maratonda şampiyonluk yarışı yine tanıdık renklerin mücadelesine sahne olsa da, ligin gerçek hikayesini ezber bozan Anadolu kulüpleri, taktik dehasıyla parlayan teknik adamlar ve lige yeni çıkanların amansız hayatta kalma savaşları yazdı.
ZİRVEDEKİ DÜELLODA ANAHTAR İSİM BARIŞ ALPER
Şampiyonluk yarışı, beklendiği gibi dev bütçeli kulüplerin gövde gösterisine ve büyük gerilimlere sahne oldu. Dört yıldır aynı başkan ve teknik direktörle yola devam eden Galatasaray, istikrarını ve omurgasını korudu. 77 puanla üst üste dördüncü, toplamda ise 26. şampiyonluğuna uzanarak ligin zirvesindeki -taraftarının çok sevdiği kelimeyle- dominasyonunu sürdürdü. Elbette bu güle oynaya olmadı. Daha sezon başı menajer gazı sonrası "Giderim ha" tripleriyle tepki çeken Barış Alper gitseydi, belki bugünlerde Türkiye'nin dört bir yanı Fenerbahçe bayraklarıyla donatılmıştı. Avrupa'daki 5-1'lik Eintracht Frankfurt bozgunu sonrası Okan Buruk'un kuyusu kazılmadı mı? Yedek kalınca kulübede sakız çiğneyen İcardi'nin "Şişman" haberleriyle huzur kaçırılmadı mı? Şampiyonluğu getiren golün asistini yapan ismi gördünüz mü? İnsan yalnız ölmezmiş, di mi iç mihraklar!

FENERBAHÇE: EN BÜYÜK RAKİBİ KENDİSİ
Sezona anlamsız şekilde sorunlu teknik direktör Jose Mourinho ile başlayan Fenerbahçe, daha ağustos ayı bitmeden hoca aramaya başladı. Yerine gelen Domenico Tedesco takımın başında iken methiyeler düzülürken -ki fazlasıyla hak ediyordu- sezon bitmeden ayrılışına taraftarlar çok üzülünce hemen dedikodular yayıldı: "Evliydi ama İstanbul'da bir ilişkisi vardı!" Bu sipariş dedikoduların, iki kıtanın ezeli dost ezeli rakip kulüplerinde birden görülmesi çok ilginç değil mi? Özetle sadece iki mağlubiyetle ligin en az yenilen takımın şampiyonluk özlemi 12 sezona çıktı. Sarılacivertliler, 14 sezon şampiyon olamayan ezeli rakibine bir adım daha yaklaştı.
BİR TÜRLÜ YUKARI TIRMANAMADILAR
Ligi üçüncü sırada bitiren Trabzonspor, sezonu aynı hocayla tamamlayan sayılı kulüpten biriydi. Teknik direktör Fatih Tekke taraftarın desteğini alsa, hatta bir ara şampiyonluk yarışına da girmek üzere olan bordo-mavililer, kritik Alanyaspor beraberliğiyle yıkıldı. Taraftarların, "Kritik maçlarda bekleneni veremiyor" serzenişi Tekke'nin kulaklarını çınlattı. 69 puanla üçüncü sıra, Trabzonspor'a Avrupa Ligi biletini getirdi. Gelelim Beşiktaş'a... Ocak 2025-Ağustos 2025 arasında görev yapan teknik direktör Solskajer; 29 maçta 15 galibiyetle havlu attı. Yerine gelen Sergen Yalçın ise, yorumcu olarak yaptığı eleştirileri kendisi tekrarlamakla suçlandı. Başkan Serdal Adalı'nın özel uçakla getirdiği Orkun Kökçü bekleneni verdi mi? Beşiktaş'ta sadece o iyiydi bu sezon, ayıp olur mu? Kartal, dalgalı sonuçlarla sezonu dördüncü sırada tamamladı. Bu satırlar yazılırken Beşiktaş'ta Sportif Direktörlüğe daha önce de bu görevde bulunan Önder Özen getirildi. Bu makam Türkiye'de gerçek anlamda, hakkıyla inşa edilecekse bunu da ancak Önder Özen yapabilir diyelim.

SEZONUN KADERİNİ DEĞİŞTİREN TERCİH
Galatasaray'ın kalesini koruyan Uğurcan Çakır, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda 18 kurtarışla kalitesini gösterdi. Liverpool ile oynanan iki maçta da İngiliz ekibine gol izni vermeyerek hafızalara kazındı. Monaco maçındaki kritik kurtarışları ve penaltı vuruşunu engellemesi, takımının Avrupa'daki ilerleyişinde kilit rol oynadı. Ama asıl farkını Süper Lig'de gösterdi. 1-0 kazanılan Beşiktaş derbisinde yaptığı 7 kurtarışla şampiyonluk yolundaki en kritik engellerden birinin aşılmasını sağladı. Galatasaray'ın şampiyonlukla tamamladığı sezonun en çok konuşulan transferlerinden biriydi. Daha ilk sezonunda Muslera'yı unutturan Uğurcan için başkan Dursun Özbek, "Ederson transferi de söz konusuydu ama ben tercihimi Uğurcan'dan yana yaptım. Fikrimin ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı. Bonservisi nedeniyle eleştirildik ama bugün herkes bu rakamı hak ettiğini kabul ediyor" dedi. Fenerbahçe'nin yolunu tutan Edersen ise bekleneni veremedi.

SÜRPRİZ KULÜPLER
GÖZTEPE'NİN MUAZZAM YÜKSELİŞİ
Sezonun en büyük hikayelerinden birini şüphesiz Göztepe yazdı. Kimsenin bu kadarını beklemediği sarı-kırmızılı İzmir ekibi, ligi 55 puanla 6. sırada tamamlayarak devlerin hemen ardında kendine yer buldu. Defanstaki başarısını hücum presiyle birleştiren takım, rakiplerine kan kusturdu desek çok da abartmış olmayız. Takımın bu başarısında aslan payı, kalesinde devleşen ve kritik kurtarışlarıyla takımı ipten alan Polonyalı kaleci Mateusz Lis'e aitti. Lis, ceza sahası içindeki hakimiyeti, çizgideki inanılmaz refleksleri ve karşı karşıya pozisyonlardaki soğukkanlılığıyla sezonun en iyi kaleci performansını sergiledi.

SAMSUNSPOR'UN DİRENİŞİ
Bir diğer büyük alkışı hak eden ekip ise Samsunspor oldu. Ligin en zor deplasmanlarından biri haline gelen Karadeniz temsilcisi, sezonu 51 puanla yedinci sırada bitirdi. Pozisyon sadakati, disiplinli savunma anlayışı ve geçiş hücumlarını Türkiye'de en iyi uygulayan takımlardan biri olmaları onları bu noktaya taşıdı. Kaleci Okan Kocuk, kariyerinin en olgun ve istikrarlı dönemini geçirirken, kritik haftalarda kurtardığı penaltılarla Samsunspor'a hayati puanlar kazandırdı. Samsunspor bu arada Türk futbolunu Avrupa kulvarında da başarıyla temsil edip, UEFA Konferans Ligi'nde çeyrek finalin kapısını zorladı.

KÖRFEZ'İN MUHTEŞEM DÖNÜŞÜ
Uzun bir aranın ardından Süper Lig'e dönen Kocaelispor, futbol kamuoyunun önyargılarını yıkarak muazzam bir direnç gösterdi. Sezonu 37 puanla 10. sırada bitiren Körfez ekibi, özellikle iç sahada yarattığı ateşli atmosferi avantaja çevirmeyi bildi. Taktiksel olarak tamamen haddini bilerek oynayan, katı savunma anlayışından ödün vermeyen ekip, kalesinde sadece 38 gol görerek ligin en az gol yiyen takımlarından biri oldu. Bu savunma başarısının merkezinde ise deneyimli kaleci Gökhan Değirmenci yer aldı. Gökhan, ilerleyen yaşına rağmen reflekslerinden hiçbir şey kaybetmediğini kanıtlarken, kritik anlarda savunmasını bir şef gibi yönetti. Az gol atıp (26 gol) az yiyerek maksimum puanı toplama stratejisi Kocaelispor'u ligde tuttu.
KULÜBEDEKİ DEHALA
BAŞAKŞEHiR'DE NURİ ŞAHİN FARKI
Sezonun en çok konuşulan, Süper Lig'e adeta Avrupa standartlarında bir taktik disiplin getiren ismi şüphesiz Nuri Şahin oldu. Antalyaspor ve Borussia Dortmund deneyimlerinin ardından Türkiye'ye bambaşka bir vizyonla dönen genç teknik adam, ligin taktiksel çehresini değiştirdi. Nuri Şahin'in takımı; geriden oyun kurarken kaleciyi de pas istasyonuna dahil eden, topa sahip olma oranını yukarıda tutan ve sahayı geometrik olarak mükemmel parselleyen bir yapıya sahipti. Şahin, oyuncularına sadece fiziksel gücü değil, topsuz alanda doğru pozisyon almayı ve "alan parselasyonu" felsefesini aşıladı. Büyük takımlara karşı bile geri adım atmayan, topu rakibe bırakıp savunma yapmak yerine oyunu domine etmeye çalışan bu felsefe, Türk futbolunda taktiksel bir devrimin kıvılcımı oldu. Şahin, kenar yönetimindeki sakinliği, oyuncu ilişkilerindeki modern yaklaşımı ve maç içi formasyon değişiklikleriyle sezonun en vizyoner teknik direktörü olarak parladı.