Bir bayram daha kapıda... Çocukların yeni elbise heyecanı yaşadığı, mutfaklardan kavurma kokularının yükseldiği, uzakların yakın olduğu o mübarek günlere sayılı zaman kaldı. Kurban Bayramı sadece bir ibadetin yerine getirildiği günler değil; aynı zamanda kırgınlıkların unutulduğu, sofraların paylaşıldığı, komşuluğun yeniden hatırlandığı büyük bir kardeşlik iklimi olarak görülüyor. Bayram sabahlarının tekbirlerle yankılandığı, sofraların büyüdüğü, kırgınlıkların son bulduğu Kurban Bayramı'na sayılı günler kala milyonlarca vatandaş yeniden paylaşmanın ve kardeşliğin anlamını düşünüyor. Ancak modern hayatın yoğunluğu, ekonomik sıkıntılar ve giderek bireyselleşen yaşam tarzı, bayramların ruhunu da tartışmaya açıyor. Kurbanın sadece bir ibadet değil aynı zamanda toplumu ayakta tutan büyük bir dayanışma ruhu olduğunu söyleyen İstanbul Emekli Başvaizi Mustafa Akgül, hem bayramın manevi iklimine hem de İslam coğrafyasındaki acılara dikkat çekti: Kurban 86 milyonun kardeşliği için arayıp da bulunmaz bir nimet. Bayramı tatil içinde eritmemeliyiz. Kurban bütün bir toplumu doyuruyor. Kurban dargınlıkları bitiren manevi bir köprüdür." Mustafa Akgül ile Kurban Bayramı'nın toplumsal, manevi ve insani yönlerini konuştuk. Akgül, kurban ibadetinin yalnızca dini bir görev değil, toplumu birbirine kenetleyen güçlü bir dayanışma vesilesi olduğunu söyledi. Bayramların tatil anlayışı içinde eritilmemesi gerektiğini vurgulayan Akgül, aile ziyaretlerinden çocukların bayram kültürüne, kurban ibadetinin özünden Gazze'de yaşanan insanlık dramına kadar pek çok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

KURBAN TOPLUMU KAYNAŞTIRIYOR
"Herhangi bir davranış dini ise aynı zamanda toplumsaldır. Çünkü din, toplumca yaşanmak için gönderilmiştir. Toplumsal dayanışma açısından zekat da, fıtra ve fidye de önemli birer dayanışma unsurudur. Kurban sadece zenginle fakiri değil, heyecanıyla hediyeleşmesiyle tüm toplumu kaynaştırıyor. Kurban etinin zengine de verilebilmesi fakiri rahatlatıyor. Müslüman olmayana da verilebilmesi kaynaşmanın zirvesini yaşatıyor. Kurbanı kesme yerine parası fakire verilmesi caiz olsaydı fakir bir ihtiyacını daha görebilirdi ama kendisinin ve çocuklarının vücutlarının proteine olan ihtiyacı ihmal edilmiş olurdu. Dini emirleri eleştirip yönlerini değiştirmeye çalışma yerine olduğu gibi uygulamaya geçersek bilmediğimiz faydaları da elde etmiş oluruz."

ÇOCUKLARA MANASI ANLATILMALI
"Çocuklara işin tartışmasına girmeden kurbanın bir ibadet olduğu, toplumsal kaynaşmaya olan faydaları anlatılmalı. 20 yaş altındaki hiçbir çocuğa kurban kesimi gösterilmemelidir. Bayramları dokuz güne çıkarmak bayramın tatil olarak anlaşılma yanlışına katkıda bulundu. Başta anne baba olmak üzere yakın mutlaka birebir ziyaret edilmeli, eşi dostu da arayıp hatır sorma ihmal edilmemeli. Bayramı tatilin içinde eritmemeliyiz. Uzağa gitmemiz yakınlarımızı ihmale sebep olmamalıdır.

KURBANA EZİYET OLMAMALI
"Kurban kesiminde gözetilecek nokta; eziyet çektirmeden kesmek, vekâlet alma ve tekbirleri hayvan ayakta iken yapıp, yatırır yatırmaz en az acı ile kesmeyi gerçekleştirmektir. Gebe ve küçük yaştaki hayvanları kesmemek, biri birinin gözü önünde kesmemek akla ilk gelen dikkat edilmesi gereken hususlardır. Ekonomik zorlukların arttığı bir gerçek. Bu noktada ilk akla gelen zenginin kurbanının tamamını dağıtması ve bağışlaması, fakirin de kendisini sıkıntıya sokmamasıdır. Kurban zengine görevdir, 'kesmedi demesinler' diye yapılan bir ibadet değildir."

BURUK BİR BAYRAM!
"Gazze, Doğu Türkistan gibi kanayan yaralarımızı halletmeden, hele hele ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa'yı kurtarmadan bayramımız zehirli bayram olmaktan kurtulamayacaktır. İslam alemindeki bu içler acısı yerleri kurban konusunda ihmal etmemiz caiz olmadığı gibi yurdumuzdaki fakirleri ihmal etmemiz de doğru değildir. Bir hanede iki kurban kesiliyorsa birini içeriye birini dışarıya şeklinde taksim etmelidir diye düşünüyorum."
BAYRAMLAR KÜSLERİ BARIŞTIRIYOR
"Kurban ve beraberinde Ramazan Bayramı'nın en büyük mesajlarından birisi küs olanları, dargın olanları barıştırmasıdır. Küslük ve dargınlıktan iki taraf huzursuzdur ama araya biri girmeden de barış olmuyor. Kurban bu anlamda manevi bir köprüdür. Bu bayram araya girip geçmişe sünger çektiriyor. Hele hele 86 milyonun kardeşliği konusunda aranıp bulunmaz bir nimeti oluşturuyor. Şekil tartışmasına gelince genel kuralımız şu: Şekilden vazgeçme. Şekle takılıp kalma. Kurban ibadeti ancak şartları uyan bir hayvanın kesilmesiyle gerçekleşir. Kurban kanı aksın, insan kanı dursun diyebilirsek, kurbanla beraber kötü alışkanlıklarımızı da kesmeye karar verebilirsek tartışma yerine hedefe varmış oluruz."
SON SÖZ
Akgül, sözlerini merhum Arif Nihat Asya'nın dizeleriyle tamamladı:
"Sesler geliyor top sesi hep aldanırım
Az çok acı tatlı ben de bayram tanırım.
Bayram ne koç ne şekerle olur.
Bayramsa eğer anasız olmaz sanırım,
babasız olmaz sanırım, gardaşsız olmaz sanırım..."