Ankara'da temeli atılan PROTÜRK tesisiyle birlikte bağışlanan kanlar, Türkiye'de hayati öneme sahip ilaçların üretiminde kullanılacak
Böylece bugün verilen bir ünite kan yalnızca acil ihtiyaç duyan hastalara değil, hemofili, bağışıklık sistemi ve yanık tedavisi gören hastalara da umut olacak
Yeni tesisle birlikte kritik ilaçlarda dışa bağımlılığın azaltılması ve ilaçlara erişimin kolaylaştırılması hedefleniyor
Bir ünite kan verdiğinizde ne olduğunu hiç düşündünüz mü?
Çoğumuz için bu, birkaç dakikalık bir bağışın ardından geride kalan güzel bir histen ibaret. Verdiğimiz kanın bir gün bir hastaya ulaşacağını, bir ameliyatta kullanılacağını ya da acil serviste hayat kurtaracağını biliriz. Ancak o kanın yolculuğu aslında sandığımızdan çok daha uzun.
Çünkü bağışlanan bir ünite kan, laboratuvarlarda ayrıştırılıyor; bir bölümü ihtiyaç duyan hastalara ulaştırılırken, bir bölümü de gelecekte başka hayatlara dokunabilecek büyük bir potansiyel taşıyor. Belki de bu yüzden verilen her ünite kan, yalnızca bir bağış değil, hiç tanımadığımız insanların hayatına uzanan bir umut zincirinin ilk halkası anlamına geliyor.
İşte bugünlerde sağlık alanında Türkiye'de atılan yeni adımlar, bu umudu daha da büyütmeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yatırımlar kapsamında Türk Kızılay Ankara'nın Çubuk ilçesinde kuracağı PROTÜRK tesisinin temeli atıldı.
Silivri'de ise Kızılay'ın kan torbası üretim fabrikası için çalışmalar başlandığı da duyuruldu. Bir yanda kan bağışında kullanılan temel malzemelerin Türkiye'de üretilmesi, diğer yanda bağışlanan kanlardan elde edilen maddelerin ilaç üretiminde kullanılması için önemli bir adım atılıyor.

KANSER İLACI ÜLKEMİZDE ÜRETİLECEK
Yeni tesisin devreye girmesiyle birlikte Türkiye'nin de kendi hammaddesinden kendi ilacını üretebilmesinin önü açılacak. Bu da bugün verilen bir ünite kanın değerini daha da artıracak. Çünkü bir bağış, yalnızca o gün kan bekleyen bir hastaya değil; yanık tedavisi görenlere, hemofili hastalarına, bağışıklık sistemi rahatsızlığı yaşayanlara ve daha birçok kişiye ulaşacak ilaçların üretimine de katkı sağlayabilecek.
Kızılay'a bağışlanan bir ünite kanın değeri bugüne kadar daha çok hastanelerdeki acil ihtiyaçlar üzerinden anlatıldı. Şimdi ise bu bağışların sağlık sistemine sağlayacağı katkının daha da büyümesi hedefleniyor. PROTÜRK Genel Müdürü Mustafa Günhan Nasuhbeyoğlu ile bağışlanan kanlardan elde edilen maddelerin nasıl ilaca dönüşeceğini, bu dönüşümün hangi hastalara umut olacağını ve Türkiye'nin kendi ilacını üretme yolunda attığı bu önemli adımı detaylarını konuştuk.

- PROTÜRK Projesi, Türkiye'nin sağlık alanında hangi ihtiyacına cevap verecek?
- Türkiye, bugüne kadar albümin, immünoglobulin ve pıhtılaşma faktörleri (Faktör 8, Faktör 9) gibi plazma kaynaklı ilaçları yurt dışından ithal etmek zorunda kalıyordu. Bu ilaçlar; travma, yanık, kanser, bağışıklık sistemi hastalıkları ve hemofili gibi durumlarda yaşamsal öneme sahip.
Söz konusu ürünlerin üretimi yüksek teknoloji ve özel altyapı gerektirdiğinden dünya genelinde yalnızca sınırlı sayıda ülkede yapılabiliyor; bu da tedarik zincirini kırılgan hale getiriyor. PROTÜRK Projesi, ülkemizi yerli plazma kaynaklı ilaç üreten ülkeler arasına katmayı hedefliyor.
- Bir vatandaş bugün kan verdiğinde, o bağış artık gelecekte nasıl bir değere dönüşecek?
- Bağışlanan kan, ayrıştırma sürecinde alyuvar, trombosit ve plazma bileşenlerine ayrılıyor. Bugüne kadar bu plazma bileşeni, fraksinasyon altyapısı olmadığı için tam anlamıyla değerlendirilemiyor.
PROTÜRK tesisi faaliyete geçtiğinde kan bağışından elde edilen plazma, albümin, immünoglobulin ve pıhtılaşma faktörleri gibi kritik ilaçlara dönüşecek. Kısacası bugün kan veren bir vatandaşın bağışı, yalnızca o gün kan bekleyen bir hastaya değil, hemofili ve bağışıklık sistemi hastalıklarıyla mücadele eden kişilerin tedavisinde kullanılan ilaçların üretimine de katkı sağlayacak.
- Üretilecek ilaçlar en çok hangi hastaların hayatına dokunacak?
- Tesis bünyesinde üretilmesi planlanan başlıca ürünler ve etkiledikleri hasta grupları şunlar: Albümin: Karaciğer hastalıkları, yanık ve ağır travma vakalarında kullanılıyor. İmmünoglobulin: Bağışıklık sistemi yetersizliği olan hastalarda, otoimmün hastalıklarda ve organ nakli süreçlerinde kritik bir rol üstleniyor. Faktör 8: Hemofili hastalarının yaşamını doğrudan belirleyen ilaçlar; bu faktörler olmadan basit bir yaralanma bile hayatı tehdit edebiliyor. Bu ilaçlar, kronik hastalığı olan, ameliyat geçiren, yanık tedavisi gören ya da bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların tedavisinde doğrudan kullanılacak.

KAN ACİL DEĞİL SÜREKLİ İHTİYAÇTIR
- Kan bağışının yalnızca acil durumlar için değil, ilaç üretimi açısından da önem taşıdığı yeterince biliniyor mu?
- Kamuoyunda kan bağışı büyük ölçüde "acil kan ihtiyacı" ile özdeşleşmiş durumda. Oysa bağışlanan kanın plazma bileşeni, çok sayıda kronik ve nadir hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların ham maddesi. Bu boyut henüz yeterince bilinmiyor. PROTÜRK projesi bu farkındalığı değiştirme potansiyeline sahip: Kan bağışını yalnızca anlık bir dayanışma eylemi olarak değil, ilaç üretimine katkı sunan sürdürülebilir bir halk sağlığı hareketi olarak yeniden konumlandırıyor. Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz'ın sıkça vurguladığı "Kan acil değil, sürekli ihtiyaçtır" mesajı da tam bu anlayışı yansıtıyor.

- Kızılay'ın yıllardır sürdürdüğü kan bağışı çalışmaları, PROTÜRK projesinin hayata geçmesinde nasıl bir rol oynadı?
- PROTÜRK, sıfırdan bir proje değil; Türk Kızılay'ın 20 yılı aşkın kan hizmetleri birikiminin üzerine inşa edildi. Kızılay, ülkemizde gönüllü kan bağışı toplamaya yetkili tek kurum olma özelliğiyle sistematik ve güvenilir bir altyapı oluşturdu. 2025 yılında 3 milyon ünite kan bağışı rekoruna ulaşılması ve bunun her yıl yaklaşık 200 bin litre plazma potansiyeli yaratması, tesis için hem hammadde güvencesini hem de proje ortağı Güney Koreli SK Plasma ile kurulan ortaklıkta kurumsal güveni sağladı.
Bugün 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi ve 350 mobil ekiple yürütülen bu dev operasyon, PROTÜRK'ün temel taşı.
- Bugün kan bağışında bulunan bir vatandaşa, verdiği kanın gelecekteki katkısı hakkında ne söylemek istersiniz?
- Bugün kan veren her vatandaşımıza şunu söylemek isterim: Verdiğiniz kan, yalnızca o gün bir hayatı kurtarmıyor. Artık o kanın plazması, aylarca, yıllarca başka hastalara ulaşacak ilaçlara dönüşecek. Bağışınız tek bir anda değil, uzayan bir zaman diliminde, birden fazla insanın hayatına dokunacak. PROTÜRK, Türk Kızılay'ın kan bağışını daha büyük bir değer zincirine bağlama çabasıdır. 158 yıllık birikimimizin bizi getirdiği yer, insanlığın sağlığını koruma sorumluluğunu daha da derinleştirmektir. Kan veren her vatandaşımız bu büyük sorumluluğun ortağı. Bu ortaklık için teşekkür ediyoruz.

PANDEMİDE İLACA ERİŞİM SEKTEYE UĞRADI
PROTÜRK Genel Müdürü Mustafa Günhan Nasuhbeyoğlu, tesisin devreye girmesiyle birlikte plazmanın ilaç üretiminde kullanılacağını, yıllık yaklaşık 450 milyon Euro'luk ithalat yükünün azalacağını belirterek, "Bu tesiste yönetici rol Kızılay'ın. Plazma temininden lojistik altyapıya, kalite güvencesinden tedarik sürekliliğine kadar süreçlerin tamamında belirleyici olan biziz. Yani inşaat tamamlandığında işletmesini biz yapıyor olacağız. Bağışlanan bir ünite kan; alyuvar, trombosit ve plazma olmak üzere üç bileşene ayrılıyor. Alyuvar bileşeni akut kan ihtiyacı için hastalara ulaşıyor. Plazma bileşeni ise bugüne kadar fraksinasyon altyapımız olmadığı için tam anlamıyla değerlendirilemiyordu. PROTÜRK ile bu bileşen de ilaç üretimine yönlendirilecek. En somut değişim tedarik güvenliğinde yaşanacak. Pandemi döneminde ya da küresel tedarik krizlerinde bu ilaçlara erişimin sekteye uğradığını hepimiz gördük. Yerli üretimle bu kırılganlık ortadan kalkacak. Bunun yanı sıra projeye başladığımız tarih itibariyle yıllık yaklaşık 450 milyon Euro'luk ithalat yükü azalacak; bu da kaynakların hasta bakımına ve sağlık sistemine daha doğrudan aktarılması anlamına geliyor. Kısacası bu proje; erişimi kolaylaştıracak, tedariki güvence altına alacak ve ülkemizin sağlık alanındaki stratejik bağımsızlığını güçlendirecek."