Son yıllarda makinelere öğrenme boyutu kazandıran yapay zekâ, neredeyse her alanda karşımıza çıkıyor. Fark edilse de edilmese de hayatı yönlendiriyor ve değiştiriyor. Yapay zekâ, başarıyı ve verimliliği artırması, zaman tasarrufu sağlaması, sağlıkta erken teşhis koyması gibi yaşamı kolaylaştıran birçok imkan sunmasının yanında, sahte fotoğraf ve video üretmesi, yanlış bilgi vermesi ve dezenformasyona açık olması gibi birçok tehlikeyi de barındırıyor. Şimdi, bu tehlikelere bir yenisi daha eklendi: Kitap katliamı! Tarih boyunca birçok kez insanlığın ortak malı ve birikimi olan kitaplara karşı katliamlar yapıldı. İnsanın insanlaşma mücadelesinin en önemli taşıyıcılardan olan kütüphaneler yakılarak yok edildi. Nazi Almanyası'nda binlerce kitap sistematik bir şekilde meydanlarda imha edildi. Günümüzde ise kitaplar, yapay zekâ şirketlerinin hedefinde. Daha fazla kâr edebilmek için insanlığın kültürel mirası olan kitapları yok ediyorlar.

NADİR KİTAPLARA YÖNELDİLER
Yapay zekâ şirketleri, modellerini eğitmek için kitaplar, makaleler, arşivler ve metin koleksiyonlarını kaynak olarak kullanıyor. Ancak uzmanlar, bu eğitim için internetteki verilerin büyük ölçüde tüketildiğini ve şirketlerin yeni verilere ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Artık daha önce dijitalleştirilmemiş fiziksel kitaplara yöneliyorlar. Eski ve baskısı tükenmiş kitaplar onlar için giderek daha değerli bir eğitim verisine dönüşüyor. Bu nedenle teknoloji devleri, sahaf raflarına yöneliyor.

SAHAF RAFLARI BOŞALTILIYOR
Geçtiğimiz aylarda Amerikan Washington Post gazetesi dikkat çeken bir iddiaya yer verdi. Yapay zekâ girişimi Anthropic, 2024 yılında milyonlarca basılı kitabın ciltlerini kesip sayfalarını tarayarak dijitalleştirmeyi kapsayan gizli bir proje yürüttü. ABD'de görülen telif hakkı davası sırasında ortaya çıkan şirket belgeleri, satın alınan kitapların sırtlarının hidrolik kesme makineleriyle ayrıldığını, sayfalarının tarayıcılarda dijital ortama aktarıldığını ve daha sonra geri dönüşüme gönderildiğini ortaya koydu. Yani, teliften kurtulmak ve rakiplerini geçerek daha çok kâr etmek için milyonlarca kitap kâğıt hamuruna dönüştürüldü. ABD'de bu konu tartışılırken Avrupa'dan da dikkat çeken iddialar gelmeye başladı. Hollanda basınına göre, Haarlem'deki antikacı kitapçı De Vries & De Vries'in sahibi Pieter de Vries, Singapur merkezli bir şirketten binlerce kitaptan oluşan bir satın alma listesi aldı. Yaklaşık 3 bin kitaplık listede, İrlanda folkloru, seramik mühendisliği ve farklı akademik disiplinlere kadar birbirinden alakasız ve niş eserler yer alıyordu. Almanya, İsviçre ve İspanya'daki birçok sahaf ise Kanada merkezli Zoom Books ve benzeri şirketlerden binlerce kitaba yönelik toplu siparişler aldıklarını bildirdi. Bu taleplerin rastgele ve farklı alandan oluştuğunu belirten satıcılar, kitapların yapay zekâ eğitimi için toplandığını düşünüyor.

ORTAK BİR ÇÖZÜM BULUNABİLİR Mİ?
Teknoloji şirketlerinin, veri için topladığı binlerce nadir kitabı taradıktan sonra imha ettiği iddiaları kültür, etik ve hukuki açıdan karmaşa yaratıyor. Sahaflar arasında kültürel mirasın yok edildiği endişesini artırıyor. Uzmanlar, tartışmanın yalnızca telif hukuku çerçevesinde değil, kültür politikaları ve bilgi mirasının korunması açısından da ele alınması gerektiğini savunuyor. Peki, kitapları yok etmeden ortak bir çözüm bulunabilir mi? Yapay zekâ şirketlerinin, bu aktarımı yaparken etik sorumluluğu, kamusal faydayı ve kültürel mirasın korunmasını merkeze alması gerekiyor. Çünkü kütüphaneler yalnızca kitapların evi, sahaflar yalnızca eski kitap ve belgelerin saklandığı yerler değildir. Bunların hepsi insanlığın ortak hafızasını taşıyor ve yaşatıyor.

META VE GOOGLE'I DAVA ETTİLER
ABD'de, yayın evleri ihlal nedeniyle teknoloji devlerini dava ediyor. Geçtiğimiz günlerde Hachette Book Group, Cengage Learning ve Elsevier'in de aralarında bulunduğu çok sayıda yayınevi ile yazar Scott Turow, Google'a telif hakkı ihlali gerekçesiyle dava açtı. Davacılar, şirketin telif hakkıyla korunan milyonlarca eseri izinsiz kopyalayarak yapay zekâ modeli Gemini'yi eğitmek için kullandığını öne sürdü. Mayıs ayında ise yayınevleri Elsevier, Cengage, Hachette, Macmillan ve McGraw Hill telif haklarının ihlal edildiğini öne sürerek Meta ile şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg'e dava açtı. Dava dilekçesinde, Meta'nın yapay zekâ dil sistemi Llama'yı eğitmek için telif hakkıyla korunan eserlerinin izinsiz çoğaltılması, dağıtılması ve ayrıca telif hakkı yönetim bilgilerinin kaldırılmasına yönelik ihlaller yaptığı iddiasında bulunuldu.
YAZARLAR TEPKİLİ
Dünya genelinde yazarlar ve yayıncılar, telif hakkıyla korunan materyallerin yapay zekâ geliştirme amacıyla giderek artan kullanımına karşı çıkıyor. İngiltere'de geçtiğimiz mart ayında aralarında ünlü isimlerin de olduğu 10 bin yazar, yapay zekâ şirketlerinin izinsiz ve telifsiz şekilde eserlerini kullanmasını protesto etti. Yazarlar "Don't Steal This Book" (Bu Kitabı Çalmayın) adlı "boş" bir kitap yayınladı.