Sene 1989... Brooklyn sokaklarında asfalttan yükselen buhar, sadece havanın değil, insan ruhunun da sınırlarını zorlayan kavurucu bir gün... Gökyüzü mavi rengini çoktan kaybetmiş, şehri esir alan ağır bir sıcaklık dalgası tüm mahallelerin üzerine çökmüş... Usta yönetmen Spike Lee'nin 1989 yılında sinema tarihine armağan ettiği başyapıtı Do the Right Thing filminden bahsediyorum.
Filmin başrolünde, kavurucu sıcakta sokak sokak pizza dağıtan Mookie karakteriyle bizzat Lee'nin kendisiydi. Dünyanın gitgide daha da ısınacağını, suyun yükseleceğini ve sandalına kimseyi almayacağını anlatıyordu.
Neredeyse 40 yıl önceki filmde işlenen felaket senaryosu, uzun bir süredir dünyanın kabusu... Dünya uzun bir süredir iklim değişikliği için bir çaba içerisinde.
Faydası tartışılır ama en azından bir çaba var diyebiliriz. Taraflar Konferansı (COP) denilen, yaklaşık 200 ülkenin iklim krizine yönelik eylemleri müzakere ettiği, taahhütlerini ne kadar gerçekleştirdiği raporlanan yıllık Birleşmiş Milletler'in iklim zirvesi... Bu yıl 31'inci kez Antalya'da Türkiye ev sahipliğinde yapılacak ve dünya liderlerini, bilim insanlarını, sivil toplumu ve özel sektörü bir araya getirecek.
COP31 Başkanı; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da hafta içinde yaptığı önemli bir açıklamayla iklim değişikliğiyle ilgilenen çevrelerin dikkatini çekti.

KURUM'UN HEDEFLERİ DİKKAT ÇEKİYOR
Konuşmasında elektrifikasyonun yani bir makinenin, sistemin, endüstriyel sürecin veya bölgenin enerji kaynağı olarak elektriği kullanır hale dönüştürülmesine dikkat çeken Kurum, "2035 yılına kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e yükseltilmesini, küresel atık üretimindeki artış hızının yarı yarıya indirilmesini, binalarda enerji kullanım yoğunluğunun yüzde 25 azaltılmasını, üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e çıkarılması hedefliyoruz. Tüm çocuk ve gençlerin iklim değişikliği ile iklime dirençli tarım konusunda nitelikli eğitime erişimini ve iklim finansmanının sahaya daha hızlı, daha etkili ve daha kapsayıcı biçimde ulaşmasını destekleyen küresel uygulama hedeflerini ortaya koyduk. Dünya yalnızca yeni hedefler değil, uygulanabilir çözümler görmek istiyor. Artık söz değil, eylem zamanı" ifadelerini kullandı.
Biz de başkent Ankara'daki NATO Zirvesi'nin ardından dünyanın gözlerinin bir kez daha Türkiye'ye çevrileceği kasım ayındaki Antalya EXPO Center'da düzenlenecek COP31'e yakından bakmak istedik.

ABD VE ÇİN SÖZÜNÜ TUTMUYOR FATURAYI AFRİKA ÖDÜYOR!
Dünya genelindeki toplam sera gazı emisyonlarının neredeyse yüzde 40'ından tek başlarına sorumlu olan iki dev güç ABD ve Çin, iklim müzakerelerinde sık sık 'oyunbozanlık' yapıyor. Düşman gibi gözüken her iki ülke de emisyon azaltım taahhütlerinin endüstriyel büyümelerini yavaşlatacağından ve küresel ticarette birbirlerine karşı avantaj kaybedeceklerinden çekiniyor.
Çin, kendisini hâlâ "gelişmekte olan bir ülke" olarak konumlandırarak, atmosferi tarihsel olarak asıl kirletenlerin Batılı sanayi ülkeleri (başta ABD) olduğunu savunuyor ve ağır yükümlülüklerden kaçınıyor. ABD ise Çin gibi yükselen ekonomiler katı taahhütler vermedikçe kendi sanayisini kısıtlayacak anlaşmaları onaylamaktan geri duruyor.
Büyük güçlerin bu ekonomik ve siyasi satranç oyununun faturası, küresel emisyonlardaki payı yüzde 4'ün bile altında olan Afrika kıtasına kesiliyor. 1960'lardan bu yana su yüzeyinin yüzde 90'ından fazlasını kaybederek kuruma noktasına gelen Çad Gölü, iklim adaletsizliğinin en somut örneği. Gölün kurumasıyla birlikte bölgede tarım ve hayvancılık çökmüş, milyonlarca insan temiz suya erişimini kaybetmiştir. Dünyayı kirleten devlerin kararları yüzünden, Afrika'da milyonlarca insan 'iklim mültecisi' haline geldi.
COP ZİRVELERİNDEKİ ÖNEMLİ KARARLAR
COP3 (1997) - Kyoto Protokolü
Gelişmiş ülkeler için sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda ilk kez yasal olarak bağlayıcı hedefler belirlendi. İklim mücadelesinde ilk somut uluslararası hukuki metin oldu
COP21 (2015) - Paris İklim Anlaşması
Küresel ısınmayı sanayileşme öncesi döneme kıyasla 2°C'nin kökten altında tutmayı ve mümkünse 1.5°C ile sınırlandırmayı hedefleyen tarihi bir mutabakat sağlandı. İlk kez tüm ülkeler (gelişmiş ve gelişmekte olan) ortak bir hedef etrafında birleşti.
COP28 (2023) - Dubai Konsensüsü
Tarihte ilk kez, fosil yakıtlardan kademeli olarak uzaklaşılması ve yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması hedefi resmi sonuç bildirgesine girdi.

TÜRKİYE İLK KEZ DÜNYANIN İKLİM GÜNDEMİNİN MERKEZİNDE OLACAK
-Sizi tanıyabilir miyiz?
- Celal Uysal: COP31 Antalya Globalis Projesi'nin fikir öncüsüyüm. Bu proje, COP31'i yalnızca birkaç gün sürecek uluslararası bir zirve olarak değil; Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma, yeşil dönüşüm ve iklim diplomasisi alanında uzun vadeli bir dönüşüm sürecine dönüştürmeyi amaçlıyor. En büyük hedefimiz ise COP31'in sonunda sadece bir zirve gerçekleştirmiş olmak değil; ortak projelerin üretildiği, uluslararası iş birliklerinin kurulduğu ve somut çıktılar bırakan kalıcı bir ekosistem oluşturmaktır.
- COP31 gibi dünyanın en önemli iklim zirvelerinden birinin Türkiye'de düzenlenmesi, Türkiye'nin küresel iklim siyasetindeki konumunu nasıl değiştirecek?
- COP31'in Türkiye'de düzenlenmesi elbette önemli bir diplomatik başarıdır. Türkiye ilk kez dünyanın iklim gündeminin merkezinde yer alacak. Bu durum, ülkemize yalnızca görünürlük değil; çözüm geliştiren, uluslararası iş birliklerini yöneten ve bölgesel dönüşüme liderlik eden bir aktör olma sorumluluğu da yüklüyor. Türkiye bu süreçte yalnızca ev sahibi değil; iş birliklerini kolaylaştıran, ortak aklı oluşturan ve yeni projelerin doğmasına zemin hazırlayan bir ülke olmalıdır.
- COP31'in Antalya'da olması dünyaya nasıl bir mesaj veriyor?
- Antalya aslında çok güçlü bir sembol. Bir taraftan dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri, diğer taraftan ise iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan yaşayan Akdeniz havzasının merkezinde yer alıyor. Otelcilikten enerji yönetimine, karbon azaltımından atık yönetimine, su verimliliğinden sürdürülebilir destinasyon yönetimine kadar birçok konuda Antalya'nın örnek uygulamalar geliştirebileceğine inanıyoruz. Farklı ülkelerden gelecek katılımcıları sadece toplantı salonlarında ağırlamak yerine, Antalya'nın sürdürülebilirlik uygulamalarını yerinde deneyimleyebilecekleri bir organizasyon modeli üzerinde çalışıyoruz.
31
COP zirveleri 1995 yılından beri her yıl düzenli olarak yapılıyor. (2020 pandemi hariç) İsimlendirmedeki sayı, o ana kadar kaçıncı kez toplandıklarını gösteriyor. COP31, bu küresel zirvenin 31'inci buluşması olacağı için bu adı taşıyor.
1992
COP, İngilizce "Conference of the Parties" ifadesinin kısaltması. Türkçe 'Taraflar Konferansı' demek. Taraflar, 1992 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne imza atan ve iklim kriziyle mücadele etmeyi taahhüt eden devletleri temsil eder.
1995
Sözleşmeyi imzalayan tarafların ilk resmi zirvesi COP1, 1995 yılında Berlin'de gerçekleştirildi. Zirveler o tarihten bu yana her yıl farklı bir coğrafi bölgedeki ev sahibi ülkede toplanmakta.