Yaz geldi, deniz sezonu açıldı, bavullar hazırlandı... Fakat her yaz tatil rotalarımızın üzerinde aynı tehdit dolaşıyor: Orman yangınları. Akdeniz coğrafyası alevlerle mücadele ederken Türkiye bu zorlu sınavı nasıl veriyor? Yeşil Vatan'ı korumak için sahada hangi teknolojiler kullanılıyor, yangınlara ne kadar sürede müdahale ediliyor ve dünyanın dikkatini çeken kapasiteye nasıl ulaşıldı? Gelin, hepimizi yakından ilgilendiren zorlu mücadeleyi ve çoğu zaman fark etmediğimiz kritik detayları Tarım ve Orman Bakanlığından aldığımız bilgilerle birlikte inceleyelim.
AKDENİZ ALEVLERE TESLİM OLDU
Hemen her sene yüksek sıcaklıklar ve kuraklık, Akdeniz havzasını adeta bir çıra gibi tutuşturuyor. Fransa, İspanya, İtalya ve komşumuz Yunanistan her yaz aynı çaresizlikle alevlere teslim oluyor. Türkiye ise zorlu mücadelede farkını ortaya koyuyor. Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi'nin (EFFIS) son verileri oldukça çarpıcı bir gerçeği gözler önüne seriyor. Yanan orman alanının toplam ormana oranına baktığımızda; İspanya'da bu oran yüzde 0,45, Portekiz'de yüzde 0,43, İtalya'da yüzde 0,38 iken Türkiye'de sadece yüzde 0,01 seviyesinde. Türkiye'nin başarılı istatistik oranlarının arkasında ise Antalya'daki Uluslararası Ormancılık Eğitim Merkezi'nden dünyaya ders veren dev bir tecrübe yatıyor. Yunanistan, Kuzey Makedonya, Suriye ve birçok dost ülkeyi saran orman yangınlarında Türkiye, ilk yardım elini uzatan ülkelerden biri oldu. Hava araçları ve uzman ekipleriyle adeta seferber olan Türkiye, yangınla mücadelede uluslararası dayanışmaya adeta öncülük ediyor.
GÖKYÜZÜNDEKİ 11 DAKİKALIK YARIŞ
Alevlerle mücadelede başarıyı belirleyen en önemli faktörlerden biri, ilk müdahale süresi. Türkiye'de orman yangını ihbarı alındıktan sonra ekipler ortalama 11 dakikada olay yerine ulaşıyor. Hedef ise bu süreyi 10 dakikanın altına indirerek yangınlara daha erken müdahale edebilmek. Peki bu hız nasıl yakalanıyor? Aslında yanıt gökyüzünde gizli. Sahada görev yapan 14 İHA, akıllı gözetleme kuleleri ve yapay zekâ destekli karar sistemleri sayesinde, henüz dumanı bile tüten ilk kıvılcım anında tespit ediliyor. Meteorolojik analizlerle desteklenen teknolojik altyapı, kara ve hava ekiplerini doğrudan hedefe yönlendiriyor.
KÜÇÜK BİR HATA BÜYÜK BİR FELAKET
İşin en can alıcı ve belki de en üzücü kısmı da burada başlıyor. Yangınların yüzde 90'ı insan kaynaklı. Hafta sonu pikniğinde tam söndürülmeden bırakılan bir kömür, araba camından yol kenarına atılan tek bir sigara izmariti, doğada unutulan bir cam şişe ya da rüzgarlı havada yakılan anız... Bütün bir ekosistemi, oradaki canlıları ve geleceğimizi bir anda yok edebiliyor. Aslında yangınla mücadelenin en etkili yolu, o yangının hiç çıkmamasını sağlamak.
YANAN ALANLAR NE OLUYOR?
Sosyal medyada sıkça karşılaştığımız o büyük endişeye de noktayı koyalım. Peki, yanan alanlar ne oluyor. Anayasa'nın 169. maddesi son derece net: Yanan orman alanları asla başka bir amaçla kullanılamaz. Yangın soğutulduktan hemen sonra uzmanlar sahaya iniyor. Doğanın kendi kendini yenileyebileceği alanlar korumaya alınırken, ihtiyaç duyulan her metrekare bilimsel yöntemlerle yeniden ağaçlandırılıyor.
KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN
Bu hafta sonu doğayla kucaklaşmaya hazırlanıyorsanız, bu üç basit ama hayat kurtaran kuralı aklınızdan çıkarmamanız gerekiyor.
ATEŞ YAKMAYIN (Ormanlık alanlarda ve orman sınırında ne olursa olsun ateş yakılmamalı)
İZ BIRAKMAYIN (Sigara izmaritinizi, cam şişenizi veya yanıcı atığınızı asla doğada bırakılmamalı)
ZAMAN KAYBETMEYİN (Şüpheli bir duman veya ateş gördüğünüz an hiç tereddüt etmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ni aramamız gerekiyor)