Yarınlara huzur ve aydınlık dolu bir ülke bırakmak için, bir devlet politikası olarak başlatılan Terörsüz Türkiye hedefini bağlamından koparmaya çalışanlar, büyük bir manipülasyona da imza atıyor. Dünyada bir çok devlet, terör örgütlerine silah bıraktırmak için hukuki ve yasal düzenlemelere imza attı. İngiltere'de İRA, İspanya'da ETA, Kolombiya'da FARC, Sri Lanka'da LTTE, El Salvador'da FMLN ve İtalya da Cosa Nostra, yasal düzenlemelerin ardından silah bıraktı.
Kolombiya, 50 yılı aşkın süre boyunca FARC isimli terör örgütünün terör saldırılarına uğradı. FARC, 2016 yılında silah bırakacağını açıkladı. Bu süreç, hükümetin siyasi çözüm önerileri, FARC içine bir grubun savaşı sürdürmek istememesi ve Kolombiya halkının çatışmalardan bıkması sonrası geldi. Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos ile FARC bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma sonrası Kolombiya Başkanı'na Nobel Barış ödülü verildi. 2017 yılına gelindiğinde ise örgüt üyeleri devlete bütün silahlarını teslim etti. Sadece 2 bin kişilik bir FARC militanı halen silahlarını teslim etmedi. Fakat herhangi bir varlık da gösteremedi.

İNGİLTERE'DE BENZER YÖNTEM
İngiltere de uzun yıllar boyunca IRA isimli örgütün terör saldırılarına uğradı. 3 bin 200 kişi yaşamını yitirdi. Binlerce insan yaralandı. 1969 yılından silahların bırakıldığı 1998 yılına kadar neredeyse her hafta IRA kaynaklı terör saldırıları gerçekleşti. 1998'de İngiltere ile IRA arasında yapılan Belfast anlaşmasıyla örgüt silah bırakmayı kabul etti. 2005 yılına gelindiğinde ise silahlar bütünüyle sustu. Silahların susmasında, siyasi çözüm sürecinin başlaması, IRA'ya olan halk desteğinin azalması ve İngiltere'nin diplomatik çabaları etkili oldu.

BASK SİLAH BIRAKTIĞINI AÇIKLADI
Silah bırakan bir başka terör örgütü İspanya'da faaliyet gösteren ETA'ydı. ETA, İspanya'nın BASK bölgesinin bağımsızlığını savunan silahlı bir terör örgütüydü. Örgüt 2011'de kalıcı ateşkes ilan etti. 2018'de ise silah bırakıp kendini feshetti. Sürecin etkili olmasında, İspanya hükümetinin başarılı askeri operasyonları, ETA'nın lider kadrosunun yakalanması, Bask halkının terör eylemlerine desteğinin azalması büyük rol oynadı.
SİYASET SÖZ HAKKI SAHİBİ OLDU
Sri Lanka'da, LTTE ismiyle faaliyet yürüten ve Tamil bölgesinin bağımsızlığını savunan terör örgütü de silah bıraktı. El Salvador'daki FMLN silah bıraktı. 1992 yılında yasal bir parti haline geldi. 1994 yılından bu yana da seçimlere katılıyor.
PİŞMANLIK HAKKI EKLENDİ
İtalya, gerçekleştirdiği köklü yasal reformlarla Cosa Nostra suç örgütünün halk üzerindeki baskısını kırarak devletin adaletini ve toplumsal onarım gücünü yeniden inşa etti. Cosa Nostra'nın yasa dışı yollarla elde ettiği tüm mal varlıklarına devlet tarafından el konuldu; bu mülkler ve kaynaklar okul, park, hastane gibi doğrudan halkın hizmetine sunulan sosyal projelere dönüştürüldü.
Eski örgüt üyelerini topluma yeniden kazandırmayı amaçlayan yasal pişmanlık programları sayesinde Cosa Nostra'nın katı sessizlik duvarları yıkılırken, lider kadroların toplumdan tamamen soyutlanmasıyla da İtalyan halkının güvenliği ve toplumsal huzuru kalıcı olarak güvence altına alındı.

BİRÇOK ÖRNEĞİ VAR
Türkiye'nin yeni uyguladığı yöntemlerin birçok ülke tarafından da tercih edildiğini söyleyen Özdemir, "Dünyadaki örneklere bakıldığında bunun çok sayıda örneğini görmek mümkündür. Birleşik Krallık'ta IRA, İspanya'da ETA ve Kolombiya'da FARC uzun yıllar boyunca devletlerle silahlı mücadele yürüttüler. Ancak bu örgütlerin hiçbiri yalnızca askeri yöntemlerle aynı biçimde sona ermedi. IRA'nın silahlı mücadelesi 2005 yılında sona erdi. ETA 2011 yılında silahlı mücadeleyi bıraktı, ardından silahsızlanma ve 2018'de örgütsel fesih sürecini tamamladı. FARC ise 2016'daki barış anlaşmasının ardından 2017 yılında silahlarını bırakarak siyasi sürece dahil oldu" dedi.

AMAÇ, KALICI BİR BARIŞ ORTAMIDIR
Terörizm, Göç ve Güvenlik Araştırmacısı Dr. Durdu Mehmet Özdemir, "PKK'nın silah bırakması konusunda yürütülen müzakereleri 'Devlet terör karşısında geri adım attı' veya 'terör örgütüyle müzakere edilmesi devletin zayıflığını gösteriyor' şeklinde değerlendirmek, terörizmle mücadelenin doğasını yalnızca askeri güç üzerinden okumak anlamına gelir. Oysa devletlerin terörle mücadelede kullandığı araçlar yalnızca askeri yöntemlerden ibaret değildir. Askerî güç, istihbarat, diplomasi, ekonomik tedbirler, hukuki düzenlemeler, toplumsal politikalar ve gerektiğinde müzakere aynı mücadelenin farklı araçlarıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Dr. Özdemir, "Terör örgütlerinin nasıl sona erdiğine baktığımızda tek bir modelden söz etmek mümkün değildir. Genel olarak birkaç farklı senaryo karşımıza çıkmaktadır. Birincisi, örgütün askerî mücadele sonucunda etkisiz hale getirilmesidir.
İkincisi, örgütün kendiliğinden çözülmesi veya kendisini feshetmesidir.
Üçüncüsü, örgütün siyasi hedeflerine ulaşarak meşruiyet kazanmasıdır.
Dördüncüsü ise müzakere, anlaşma ve silahsızlanma yoluyla örgütsel varlığın sona ermesidir.
Bu nedenle bir terör örgütünün sona ermesini yalnızca 'devlet kazandı' veya 'örgüt kazandı' şeklindeki ikili bir denklem üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Terörizm kendisini yenileyebilen bir olgudur. Bir örgütün askeri olarak yenilmesi ile terörizmin siyasi, ekonomik, psikolojik ve sosyolojik kaynaklarının ortadan kaldırılması aynı şey değildir." dedi.

MÜCADELEDE SON AŞAMA
Türkiye'nin terörle mücadelede son merhaleye girdiğini kaydeden Özdemir, "Türkiye'nin PKK ile mücadelesinde bugün gelinen noktayı da bu perspektiften değerlendirmek gerekir. 42 yıllık mücadelede örgütün Türkiye içindeki silahlı kapasitesi büyük ölçüde etkisizleştirilmiş, sınır ötesi operasyonlarla hareket alanı daraltılmış ve diplomatik girişimlerle bölgesel imkanları sınırlandırılmıştır. Bu şartlar altında örgütün silah bırakması için yürütülen müzakereler, Türkiye'nin terörle mücadeleden vazgeçmesi olarak değil, terörle mücadelenin yeni bir aşamaya taşınması olarak okunmalıdır. Çünkü terörle mücadelenin nihai amacı sonsuza kadar teröristlerle savaşmak değildir. Nihai amaç, terörün ortadan kalktığı bir ortamı kalıcı hale getirmektir.
Çünkü devletler için asıl başarı, terör örgütleriyle sonsuza kadar savaşmak değil; terörizmi sona erdirecek şartları oluşturabilmektir" dedi.