Yer, New York... Tarih 6 Eylül 2023... Tenisin en büyük sahnelerinden Arthur Ashe Kortu'nda US Open erkekler çeyrek finalindeyiz. Kortta Daniil Medvedev ile Andrey Rublev var. Hava sıcaklığı 34 dereceye ulaşmış, yüksek nem işi daha da zorlaştırmış. İki Rus da zorlanıyor.
Uzun rallilerin ardından eller dizlerde, nefes almaya çalışıyorlar. Medvedev iki kez sağlık görevlilerinden yardım alıyor. Üçüncü sette Medvedev artık dayanamıyor. Havlusunu almak için kortun kenarına gelirken kameraya dönüyor isyan ediyor: "Bir oyuncu ölecek, o zaman görecekler."
Hayır maç duramazdı. Çünkü bu bir Grand Slam çeyrek finali. Tribünler dolu, televizyonlar yayında, reklamlar dönüyor. Yıllardır televizyon endüstrisi sporu daha hızlı, daha kısa ve daha kesintisiz hale getirmenin yollarını arıyor. Değişen izleyici alışkanlıklarına ayak uydurmak için kurallar değişiyor, duraklamalar azaltılıyor, oyunun temposu yükseltiliyor. Medya kuruluşları sporcuların sırtından pek azını onlara koklattıkları gelirler elde ediyor. Ancak hesaba katılmayan bir oyuncu artık sahada: İklim! Ve iklim, oyunu hızlandırmak değil, gerektiğinde durdurmak istiyor.

HEDEF: İNSANI, EKRANA MAHKUM ETMEK
Yıllardır medya endüstrisinin, dev yayıncıların ve değişen izleyici alışkanlıklarının yönlendirdiği güçlü bir eğilim vardı: Spor müsabakalarını daha kısa, daha hızlı, daha az duraklamalı, ekran başındaki izleyici sıkılmamalı! Artık herkes telefon ekranındaki görüntüyü kaydırarak yaşadığı için, izleyiciyi ekranda tutmak giderek zorlaşıyor. İnsana düşünme 'an'ı bırakmadan sürekli onu meşgul etmek isteniyor!
Zamana karşı yarışan modern insanın spora olan ilgisini ekranda tutabilmek adına birçok branşta müsabaka sürelerini kısaltacak, oyundaki boşlukları azaltacak yeni formatlar ve kurallar gündeme geldi. Yayıncı kuruluşlar için zaman paradan da öte, doğrudan reyting ve reklam geliri demekti.
DURUN! BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK
Ancak bu hız ve tüketim denklemine, hayatın kaçınılmaz gerçeği olan iklim krizi, -Üstadın dizesiyle ifade edersek- "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!" dedirtiyor. Aşırı sıcaklar, kavurucu nem ve öngörülemeyen hava olayları; spor dünyasını tam tersi bir yöne sürüklüyor. Endüstri 'daha hızlı, daha kesintisiz' olsun diye baskı yaparken, doğa olayları; sporcu sağlığını korumak adına daha fazla mola vermeye, yarışları durdurmaya, başlangıç saatlerini değiştirmeye ve hatta parkurları kısaltmaya zorluyor. İklim krizinin yarattığı bu fizyolojik duvar, bugün sporun temel kurallarını yeniden şekillendiriyor.

TENİSTE DEVRİM: BİRİNCİ ÖNCELİK REYTİNG DEĞİL, SAĞLIK
Profesyonel Erkek Tenisçiler Birliği (ATP), 2026 yılı itibarıyla oyuncu sağlığını doğrudan korumaya yönelik yeni "Aşırı Sıcaklık Kuralı"nı (Heat Rule) yürürlüğe koydu. Sıcaklık, nem, rüzgar ve güneş ışınımı gibi unsurları birlikte değerlendirerek insan vücudunun maruz kaldığı ısı stresini gösteren WBGT (Wet Bulb Globe Temperature) endeksi esas alınıyor.
30.1 DERECE EŞİĞİ VE SOĞUMA MOLASI: Maç sırasında WBGT endeksi 30.1°C ve üzerine çıktığında, üç setlik tekler maçlarında ikinci setin ardından oyunculardan birinin talebiyle 10 dakikalık resmi bir serinleme molası veriliyor.
MOLADA DUŞ ALMAK SERBEST: Bu 10 dakikalık süre boyunca oyuncuların duş almasına, kıyafet değiştirmesine, sıvı almasına ve çeşitli soğutma yöntemlerinden yararlanmasına izin veriliyor.
ANTRENÖRDEN TAKTİK DESTEĞİ DE VAR: Oyuncuların 10 dakikalık soğuma molası sırasında antrenörlerinden taktik desteği almasına da izin veriliyor.
SICAKLIK 32.2 DERECEYİ AŞINCA OYUN DURACAK: WBGT endeksi 32,2°C'yi aştığında oyun durduruluyor. Böylece aşırı sıcak koşullarında karşılaşmanın devam edip etmemesi yalnızca oyuncuların dayanıklılığına bırakılmıyor.

4 FARKLI BRANŞ DA MERCEK ALTINDA
FUTBOLDA SU MOLALARI SIKLAŞTI
Futbol artan sıcaklıklar karşısında oyunun kesintisiz akışından taviz vermek zorunda kalan branşlardan biri. 2026 Dünya Kupası'nda da FIFA, oyuncuların sıcak ve nemle başa çıkabilmesi için üç dakikalık su molaları uyguladı. Oyunun ritmini ve yayın akışını bölen bu duraksamalar, futbolun giderek yükselen sıcaklıklara uyum sağlamak zorunda kaldığının en görünür örneklerinden biri oldu.

FORMULA 1'DE ARAÇLARA SOĞUTMA SİSTEMİ GELDİ
Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), aşırı sıcak yarışlarda pilotları korumak amacıyla sürücü soğutma sistemlerini teknik düzenlemelere dahil etti. Saniyenin binde birinin hesabının yapıldığı bir sporda, iklim koşulları nedeniyle araç tasarımına sürücü sağlığını koruyacak yeni unsurların eklenmesi, performans-sağlık dengesinin nasıl değiştiğini gösteriyor.

BİSİKLETTE SICAKLIK ETAPLARI KISALTIYOR
İklimin spora müdahalesinin en çarpıcı örneklerinden biri bu yıl Tour de France'da yaşandı. Temmuzdaki 9. etap, Fransa'nın Corrèze bölgesindeki kırmızı sıcak hava alarmı nedeniyle 30 kilometre kısaltıldı. Dünyanın en prestijli bisiklet yarışlarından birinde sporcuları aşırı sıcaktan korumaya çalıştı. Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) de sporcuların daha kolay sıvı ve besin alabilmesi amacıyla normal yarış kurallarındaki bazı kısıtlamaları gevşetti.

DENİZDE BİLE ÖNLEM VAR!
Gelelim su sporlarına... Şu an kapalı salonlarda yapılan yarışmalarda bir değişiklik yok ama açık suda sıcaklık artık doğrudan yarışın yapılıp yapılamayacağını belirleyen unsurlardan biri. World Aquatics (Dünya Su Sporları Federasyonu), açık su yarışlarında su sıcaklığı için alt ve üst sınırlar belirledi. Kurallara göre su sıcaklığı minimum 16°C, maksimum 31°C olabiliyor. Suyun 31°C sınırını aşması halinde sporcuların hipertermi, yani aşırı vücut ısısı riski yaşamaması için yarışın ertelenmesi, durdurulması veya iptal edilmesi gündeme gelebiliyor.
SON SÖZÜ KİM SÖYLEYECEK?
Televizyon yayıncılığı ve son yıllarda giderek daha etkili hale gelen dijital platformlar, sporun temposunu artıran, 'boş zamanları' azaltan ve izleyiciye sürekli aksiyon sunan bir model istiyor. Ancak iklim değişikliği, "Patron sen değilsin" dedi medya devlerine...
Bugün tribündeki ve ekran başındaki milyonlarca seyirci; duraklayan maçlara, 10 dakikalık soğuma molalarına, uzayan yayın sürelerine ve sıcaklık nedeniyle değiştirilen yarış programlarına alışmak zorunda. Spor endüstrisi bir tarafta hız, kesintisiz yayın ve reyting; diğer tarafta sporcu sağlığı arasında yeni bir denge kurmaya çalışıyor. Ekran başındaki izleyici için hızlandırılmaya çalışılan spor, doğanın dayattığı gerçeklerle şimdi kendi kurallarını yeniden yazıyor. Çözüm daha yavaş ve hissederek yaşamak...

Bengisu Avcı / Açık su yüzücüsü
OKYANUSTAKİ BELİRSİZLİK ARTIYOR
İklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkileri, en çok doğada spor yapan bizler hissediyoruz. Ocean's 7'nin en zorlu parkuru Tsugaru'da iklim değişikliğinden kaynaklanan akıntıların hızı, her yıl daha da artıyor. Artık Honshu ile Hokkaido arasındaki 19 kilometrelik yerden, zaman zaman ve yer yer 12 knotu bulan akıntılar nedeniyle kimse suya giremiyor. Başlangıç noktası 10-12 kilometre güney doğu tarafına çekildi. 4 Ağustos 2025 tarihindeki geçişim, sürüklenmeler nedeniyle 15 saati ve 57 kilometreyi bulmuştu. Sadece 2-3 yıl önce bu geçişler, 7-8 saatte bitiyordu. Böyle giderse belki de Tsugaru Kanalı'nı yüzerek geçebilen son sporcular bizler olacağız.
Geçen yıl benimle beraber start almasına rağmen yarıda bırakan iki erkek sporcu, bu yıl çok rahat biçimde parkuru tamamladılar. Okyanusta hiçbir şey öngörülemez ve iklim değişikliği bu belirsizliği daha da artırıyor. Yine iklim değişikliği nedeniyle su sıcaklıkları ciddi değişime uğradı.
Şubat ayında Cook Boğazı'nda olmaması gereken denizanaları veya mayısta Molokai'de olmaması gereken deniz canlıları, görünmeye başladı. Birçok sporcu, ani değişen hava olayları nedeniyle, günlerce kanal geçmeyi bekleyip eve döndü.

Deniz Kayadelen / Açık su yüzücüsü
YÜZECEK SOĞUK DENİZ BULAMAYABİLİRİZ
Şu anda 5°C'nin altındaki sularda yapılan buz yüzmenin gelecekte Kış Olimpiyatları'na dahil edilmesi için çalışmalar yürütülüyor. Fakat buz yüzme olimpik spor olduğunda, yarışa uygun 5°C'nin altında doğal su bulmak giderek zorlaşabilir. Bunu son olarak Kuzey Kutup bölgesindeki Svalbard'da yaşadım.
Açık alandaki su 5°C'nin üzerindeydi ve uygun sıcaklığı bulabilmek için buzulların yakınına gitmek zorunda kaldık. Ben yüzerken eriyen buzuldan büyük bir parça koptu ve çığ gibi suya düştü. Yeni bir güvenlik riskiyle karşılaştık.
Bu deneyim gösterdi ki, iklim değişikliği yalnızca yarışlara daha fazla mola eklemeyecek; bazı sporların nerede ve hangi şartlarda yapılabileceğini de değiştirecek. Belki de buz yüzme Kış Olimpiyatları'na girdiğinde "Kim daha hızlı yüzecek?" değil, "5°C'nin altındaki güvenli suyu nerede bulacağız?" diyeceğiz. Reyting peşinde koşarken insanlar gerçekliği unutuyor. Gerçekten ne amaçla yasayıp hareket ediyoruz acaba?