Süper Lig'in ilk haftası... Yer Ankara Eryaman Stadı. Gençlerbirliği ile Fenerbahçe karşı karşıya. Babasıyla ev sahibi tribününde maçı izleyen dört yaşındaki Göktuğ Alımcı'nın üzerinde Fenerbahçe forması var. Ancak tribündeki bazı kendini bilmezlerin tepkisi ortamı geriyor. Küçücük bir çocuğun üzerindeki forma bile onlar için tahrik unsuru! Şenel Akdemir denen şahıs, çocuğun formasının çıkarılmasını istiyor. Hangi hakla, hangi yetkiyle bunu isteyebiliyor? Sonrasında kendini bilmez şahış değil masum çocuk tribünden uzaklaştırılıyor. Kameralara yansıyan adamın, dört yaşındaki çocuğa bakarkenki nefret dolu bakışları hafızalara kazınıyor! Olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hemen soruşturma başlattı. Akdemir gözaltına alındı ve kendisine Sporda Şiddet Kanunu gereği "konutu terk etmeme" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı. Umarım dava sonucu çıkacak cezası, ömür boyu spor müsabakalarından men olur!

'ABİLER KIZACAK MI?'
Gerginlik sırasında devreye giren isim Ankara Emniyet Müdürlüğü Yunuslar Motosikletli Polis Timler Amirliği'nde görevli Komiser Yardımcısı Uğur Yurduseven oldu. Kendisi de bir baba olan Yurduseven, babasından izin isteyip çocuğu kucağına alıp güvenli bölgeye götürdü. "Göktuğ korkmuştu. O küçük vücudundaki titreme gerçekten üzücüydü" diyen Yurduseven, bir baba olarak kendisinin de stres yaşadığını ancak bunu çocuğa belli etmemeye çalıştığını anlattı. O an polis kimliğini bir kenara bırakıp adeta bir pedagog gibi davranan Yurduseven, terleyen çocuk üşümesin diye bir başka polisin tişörtünü ona giydirdi ve onunla konuşmaya başladı. Göktuğ hâlâ tedirgindi: - Abiler kızacak mı? - Hayır, bak tişörtüne. Sen artık polis oldun, kimse sana bir şey yapamaz. - Ben güçlüyüm o zaman." Kimsenin bir çocuğa bunları hissettirmeye hakkı yok, peki çözüm ne?

PSİKOLOG TUĞÇE BETÜL ŞENEL: İNSANLAR STADA GELİNCE NEDEN DEĞİŞİYOR?
Sokakta karşılaşsanız bir çocuğun başını okşayacak, günlük hayatında son derece sakin insanlar... Peki tribüne girdiklerinde neden bazen tanınmayacak hale geliyorlar?
Psikolog Tuğçe Betül Şenel'e göre bunun önemli nedenlerinden biri grup psikolojisi... Kişi kendisini büyük bir grubun parçası olarak gördüğünde normal şartlarda göstermeyeceği davranışları daha kolay sergileyebiliyor. Kalabalık, rekabet duygusu, anonimlik hissi, karşı tarafı 'rakip' olarak görme ve grubun davranışlarının normalleşmesi saldırganlığı artırabiliyor.
Şenel, meseleyi yalnızca erkeklerin saldırganlaşması üzerinden açıklamanın doğru olmadığını söylüyor. Ancak bazı tribün kültürlerinde erkekliğin sertlik, güç gösterisi ve geri adım atmama üzerinden tanımlanması, saldırgan davranışları erkekler arasında daha görünür hale getirebiliyor. Asıl mesele ise öğrenilmiş davranışlar, grup normları ve saldırganlığın ne ölçüde tolere edildiği...
Şenel'e göre çocuğun önünde bağırılması, tehditkâr davranışların sergilenmesi veya yetişkinlerin kontrolünü kaybettiğini görmesi korku ve güvensizlik yaratabiliyor. Olay sonrasında sakin ve güven veren bir yetişkinin yanında olması, yaşananların yaşına uygun şekilde anlatılması ve korkusunun küçümsenmemesi ise çocuğu koruyan unsurlar. Çocuğa verilmesi gereken mesaj aslında çok basit: "Bizim takımımızı sevmek, diğer takımı sevmemeyi veya ona zarar vermeyi gerektirmez."

ANNE-ÇOCUK TRİBÜNÜ ÇÖZÜM OLABİLİR
Psikolog Şenel de çocukları tribün kültürüne dahil etmenin çözümün bir parçası olabileceğini düşünüyor. Farklı takım taraftarı ebeveynlerin çocuklarıyla güvenli ve denetimli bir ortamda yan yana maç izlemesi, çocukların rekabeti şiddetten ayırarak öğrenmesine katkı sağlayabilir. Çünkü çocuğa "Şiddet kötüdür" demekten daha etkili olan, ona şiddetsiz rekabeti göstermektir.
Peki ne yapacağız? Çocukları stadyumlardan uzaklaştırmak yerine tribünü çocuklara uygun hale getirelim. Süper Lig'deki her statta bir bölüm "Anne-Çocuk Tribünü" olarak ayrılsın. Burada ev sahibi-deplasman ayrımı yapılmasın. Fenerbahçeli çocuk Kasımpaşalı, Trabzonsporlu çocuk Çorumsporlu'nun yanında kendi formasıyla oturabilsin. Çocuklara anneleri eşlik etsin. Biletler ailelerin çocuklarıyla maça gelmesini teşvik edecek şekilde indirimli olsun. Belirli bir kontenjan anne adaylarına ayrılsın. Bu tribünde ve girişlerinde sadece kadın polisler ile kadın özel güvenlik görevlileri bulunsun. Bu bölüme yakın noktalardaki küfürlü, tehditkâr ve saldırgan tezahüratlara ayrıca caydırıcı yaptırım uygulansın. Polis o kişileri hemen dışarı Sporda Şiddet yasası kapsamında işlem yapsın.

ŞİMDİLİK EV HAPSİNDE AMA BEDELİ AĞIR OLABİLİR
Dört yaşındaki bir çocuğun üzerindeki formayı baskıyla çıkarttırmanın hukukta karşılığı ne? Bu sorunun cevabını Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren'in spor hukuku üzerine kaleme aldığı kitaplarda aradık. Ekren'in Spor Suçları, Seyirden Yasaklanma; Özer Alişan Ekren ile birlikte hazırladığı Futbol Taraftarına Cevaplar ve Spor Yasası, Kulüp, Şirket, Federasyon adlı eserleri, spor alanlarında gerçekleşen eylemlerin ceza hukuku açısından sonuçlarını ele alıyor.
Ekren'in çalışmalarında dikkat çektiği temel noktalardan biri şu: Stadyumda gerçekleşen bir olay yalnızca 6222 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmiyor. Eylem Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen başka bir suçu oluşturuyorsa TCK hükümleri de devreye giriyor. Somut bir kişiyi hedef alan tehdit ve hakarette TCK'dan işlem yapılırken 6222 kapsamında seyirden yasaklama tedbiri uygulanabiliyor. Bu olayda da TCK'nın 109/3-f maddesindeki suçun "çocuğa karşı" işlenmesine ilişkin nitelikli hal soruşturmanın kapsamına girdi. 6222'de dikkat çekici başka bir hüküm daha var. Taraftar derneklerinin, taraftarların spor ahlakı ve ilkelerine uygun biçimde müsabakaları izlemelerini sağlamaya yönelik eğitici faaliyetler düzenlemeleri öngörülüyor.
Ancak Ekren'in çalışmasında belirtildiği üzere bunun yerine getirilmemesi herhangi bir yaptırıma bağlanmış değil. Yasa cezayı düşünüyor. Peki tribün kültürünü değiştirmek için büyük futbol ailesi ne yapıyor?

HÂLÂ HER DOĞUMDA HEYECANDAN TİTRERİM
Anne-çocuk önerimizin öncülüğünü kim yapabilir? TFF yönetiminde dikkat çekici bir isim var: Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak... TFF Başkan Vekili, FIFA ve UEFA İlişkileri, Dış İlişkiler ve Sağlık İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi. Ayrıca FIFA Sağlık Komitesi'nde görev yapıyor.
Kavak bugüne kadar binlerce çocuğun dünyaya gelişine tanıklık etmiş bir hekim. Dört yaşındaki Göktuğ bir futbol tribününde korkudan titredi. Hayatını çocukların dünyaya gelişine adamış, her doğumda hâlâ heyecandan titrediğini söyleyen bir kadın doğum profesörü ise bugün Türk futbolunun yönetiminde söz sahibi. Çocukların tribünde korkudan değil, maçın heyecanından titrediği bir futbol ortamı için neden ilk adımı Prof. Dr. Neşe Kavak atmasın?