Bu hafta sanat dünyasının en çarpıcı isimlerinden biri 97 yaşında hayata gözlerini yumdu. Japon avangard sanatçı Yayoi Kusama; sanat dünyasının en çarpıcı, en dikkat çekici isimlerinden biriydi. Öldüğünde eserleri 10 milyon dolardan fazlaya satılan, Forbes tarafından 2022 yılında toplam serveti 1.2 milyar dolar olarak açıklanan bir isimdi. Sanat dünyasına adım attığı andan itibaren Japonya'dan çıkan en önemli sanatçılardan biri olarak kabul edildi. Öldüğünde eserleri dünyanın en çok satan kadın sanatçısıydı. Tasarımları cep telefonu kılıflarında, Lancome rujlarında ve Louis Vuitton tasarımlarında yer aldı. Bir sanatçı olarak, hayatta olduğu dönemde bu kadar tanınmak ve yaptığı sanat eserlerinden ciddi miktarda para kazanabilmek imkansıza yakın bir durumken Kusama bunu başardı. Ölümü sonrasında stüdyosundan yapılan açıklamada, "Son günlerine kadar resim yapmaya devam etti. Fırçasını asla elinden bırakmadı ve sonsuz aşkı ve ebedi ruhu keşfetmeye devam etti" denildi.

Tabii ki tahmin edeceğiniz üzere böyle büyük bir sanatçının hayatı yine de pek pürüssüz geçmedi. Kusama, Matsumoto'da büyüdü ve Kyoto Şehir Sanat Üniversitesi'nde bir yıl boyunca nihonga adı verilen geleneksel bir Japon resim tarzında eğitim aldı. Amerikan soyut empresyonizminden ilham aldı. 1958'de New York'a taşındı ve 1960'lar boyunca, özellikle pop-art hareketinde, New York avangart sahnesinin bir parçası oldu. 1960'larda yapılan gösterilerde, çıplak göstericilerin üzerine dev renkli puantiyeler yaparak ismini duyurdu. Sonrasında göz alıcı renklerdeki puantiyeli heykelleri ve parıldayan Sonsuzluk Odaları ile tanındı. Kusama, 2000'li yılların sonlarına kadar akıl hastanesinin karşısındaki bir stüdyoda sanat yapmaya devam etti. Akıl sağlığı sorunları konusunda açık sözlüydü ve 1970'lerden beri bir akıl sağlığı tesisinde kalıyordu.

HAYATI KLİNİKTE GEÇTİ
Çocukluğu II. Dünya Savaşı'nın gölgesinde geçti. 13 yaşına geldiğinde Japon askerleri için paraşüt dikiyordu ve Amerikan bombardıman uçaklarının tepeden uçtuğunu ve sürekli hava saldırısı sirenlerinin çaldığını fark ediyordu. Arigasaki Lisesi'ne gitti ve 1948'de Kyoto Belediye Sanat ve El Sanatları Okulu'nda Nihonga resim eğitimi aldı. Sanatın, zihinsel sorunlarını ifade etme biçimi haline geldiğini söyleyen ünlü sanatçı 2012'de bir röportajda, "Her gün acı, kaygı ve korkuyla mücadele ediyorum ve hastalığımı hafifleten tek yöntem olduğu için sanat yapmaya devam ettim" dedi. "Sanatın izini takip ettim. Sanat, bir şekilde yaşamama izin verecek bir yoldu" diye konuşan sanatçı küçük yaşlardan itibaren halüsinasyonlar görmeye başladı. Psikolojik durumu onun hayatını şekillendiren ana konu oldu tahmin edersiniz ki. Şizofreni teşhisi koyulan sanatçı çocukluğundan beri halüsinasyonlar görüyordu. 10 yaşına geldiğinde, halüsinasyonlarında gördüğü puantiyeli ve ağ motiflerini kullanarak suluboya, pastel ve yağlı boya resimler yapmaya başladı. Kendisine tam ne olduğunu bilmiyordu ama bu durumu onun duygusal olarak acılar çekmesine, korkmasına ve kaygılar içinde hayatı anlmaya çalışmasına neden oluyordu.

Psikolojik durumunun yanı sıra doğduğu ev de kolay bir ev değildi. Çocukluğunu travmatik olarak tanımlayan sanatçı, fiziksel şiddet uygulayan bir anne ve çapkın bir babanın yanında büyüdüğünü sık sık röportajlarında anlattı. Çiftçilikle uğraşan ailesi onun sanat ile ilgili bir şey yapmaya çalışmasını da anlamıyor ve bu yoldan uzaklaşmasını istiyordu. Oysa sanat onun için bir sığınaktı ve aslında tek yapmaya çalıştığı şey hayatta kalmaya çalışmaktı. Tüm bunların yanı sıra çocukluğu İkinci Dünya Savaşı'na denk geldi. Otobiyografisinde, küçük bir kızken tüm bu olayların şok ve korkusunu hafifletmek için eskiz defterlerine aralıksız resimler yaptığını anlatıyordu. Kusama, ikinci el bir kitapçıda Georgia O'Keeffe'nin resimlerinden oluşan bir kitap keşfettikten sonra, ünlü sanatçıya tavsiye istemek için bir mektup yazdı. Bu iletişim sayesinde Kusama 1950'lerin sonlarında New York'a taşındı ve şehrin avangard sanat ortamında başarılı oldu.

COUNTRY MÜZİĞİN YARDIMSEVER KRALiÇESi
Dolly Parton, 80 yaşında dünyaya gözlerini yumdu. 12 çocuklu eğitimsiz ve fakir bir ailede dünyaya gelen Parton, müzik sayesinde hayata tutunduğunu ve eşiyle yardım çalışmalarının ona büyük mutluluk verdiğini söylüyor
Bu hafta sanat dünyasında bir yaprak dökümü hakimdi. Şarkılarıyla milyonlara hitap eden Dolly Parton 80 yaşında hayatını kaybetti. Amerikalı country ve country pop şarkıcısı ve müzik yazarı Parton'ın öldüğünde toplam servetinin yaklaşık 650 milyon dolar olduğu tahmin ediliyordu.

Time dergisi tarafından geçtiğimiz yıl Dünyanın En Etkili 100 Yardımseveri listesinde de yer alan Parton; eğitim, sağlık, afet yardımı ve çocuk okuryazarlığı alanlarında yaptığı devasa bağışlar ve hayırseverlik çalışmalarıyla tanınan öncü bir hayırseverdi. ABD basınında Parton'ın servetine yakın bir miktarı yani yaklaşık 500 milyon doları yardım çalışmalarında kullandığı ifade ediliyor. 1978 yılından beri yedi kez Grammy ödülü alan Parton; Academy, Tony ve Emmy müzik ödüllerine de aday gösterildi.

12 ÇOCUKLU BİR AİLEDE DOĞDU
PARTON, 12 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Nehir kenarında küçük bir kulübede doğdu. Babası çiftçiydi ancak ailesini geçindirebilmek için işçi olarak da çalışıyordu. İlk halka açık gösterileri altı yaşındayken kilisede yapıldı. Yedi yaşında ev yapımı bir gitar çalmaya başladı. Sekiz yaşındayken amcası ilk gerçek gitarını satın aldı. Doğu Tennessee bölgesinde yerel radyo ve TV programlarında şarkı söyledi. On yaşındayken, çeşitli şovlarda rol almaya başladı. 13 yaşında bir plak şirketiyle anlaşma yaptı. Ancak ilk başarısı, bir şarkı yazarı olarak geldi. Döneminin ünlü isimleri için şarkılar yazdı, besteledi. 1965'te 19 yaşındayken bir şarkıcı olarak ilk albüm anlaşmasını yaptı. 1978 yılında da ilk Grammy'sini aldı. Yaklaşık 60 yıllık kariyerinde 49 stüdyo albümü yayınladı ve 3 binden fazla şarkı yazdı. Parton verdiği röportajlarda sık sık müzik yeteneğini annesinin etkisine borçlu olduğunu söyleyip, "Çok fakir ve kalabalık bir aileydik. Babam okuma-yazma bile bilmiyordu. Annem sürekli sağlık sorunları yaşıyordu. 35 yaşına geldiğinde 12 çocuğu vardı. Folklor ve eski baladlarla ev işlerini yürütmeye çalışıyor, biz çocukları eğlendiriyordu" diye konuştu.