"Yakın arkadaşlarımızdan biri düştü. Sakatlandığı için bu geziye gidemeyeceğini söylediler. Hemen geçmiş olsun telefonu açtım. Konuşmamız boyunca üzüntüden ağladım. Telefonu kapatınca namazımı kıldım. Selamımı verdim ve aklıma bir anda 'O gidemiyorsa ben niye onun yerine gidemiyorum' sorusu geldi. Hemen geri aradım. Ama bu kez gülerek konuşmaya başladım. 'Senin durumuna çok üzüldüm, kendi adıma sevindim' dedim daha o ne olduğunu anlamadan 'Senin yerine Norveç'e ben gitsem olur mu?' diye ekledim. O da sağ olsun gülerek cevap verdi: Git tabii ki de..." Geçtiğimiz hafta ailemle birlikte bir Norveç turuna katıldık. Büyük bir yolcu gemisiyle 10 günlük fiyort gezisiydi. Bizim de dahil olduğumuz Türk kafilesi Bursa merkezliydi. Yaklaşık 40 kişilik bir kadından oluşuyordu. İşte yukarıdaki sözler kafileden olan Fatma Alyu'ya ait. Haberimde sizlere Norveç'in doğal güzelliklerinden veya ortalıkta hiç insanın olmayışından bahsetmeyeceğim. Onun yerine "süper babaanneler" ismini verdiğim kafileyi anlatacağım, çünkü hem güzel kişilikleri hem de yaptıkları aktarılmaya değer...

GİDİLECEK YERLERİ BİZ SEÇİYORUZ
Biz ailecek geziye Ayşe teyzemizin sayesinde dahil olduk. Ayşe Yalnızcan yakın bir arkadaşımızın teyzesi ve turları o düzenliyor. Yolculuğa başlamadan önce kafilenin sadece yakın dostlardan oluştuğunu bilmiyordum. 40 yıllık yakın arkadaşlar. Seyahatimiz boyunca bol bol sohbet ettik ve en sonunda dayanamayıp "İzin verirseniz sizin haberinizi yapacağım" dedim. Sağ olsunlar kabul ettiler. Ardından tüm güler yüzlü halleriyle masanın etrafında toplandık ve tek tek neden dünyayı gezmeye başladıkları anlattılar. Ortak noktaları şu diyebilirim: "Çocuklarımızı büyüttük, torunlarımıza baktık, sıra kendimize geldi..." Ayşe teyze şöyle devam etti: "Filistin, Özbekistan, Fas, Mısır birçok yere gittik. Avrupa'da da onlarca ülke gördük. Singapur ve Malezya'ya da favori rotalarımızdan. Sırada Japonya ile Güney Kore, ardından Güney Afrika ile Zimbabve var. Rotaları kendimiz belirliyoruz. Araştırıp buluyoruz. Sadece yurt dışı değil, Türkiye'de de doğudan batıya, güneyden kuzeye her yere gidiyoruz. Yakın bir tanıdığımızın turizm şirketi tüm işlemlerimizi hallediyor. Yani beğendiğimiz yerlere gidiyoruz..."

SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRİYORUZ
"Eşleriniz, çocuklarınız ya da gelin veya damatlarınız bu duruma ne diyor şeklindeki soruma da Ülkü Çapanoğlu cevap veriyor, "Kafilemizdekilerin çok şükür maddi durumu iyi. Ama hem seçtiğimiz rotalarda hem de yolculuğumuz esnasında maddi ve manevi açıdan dikkatli davranıyoruz. Hepimiz aile düzenimizle ilgili ve işlerimizle alakalı sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Dolayısıyla çok şükür ailelerimizden sadece destek görüyoruz..." Ülkü teyzenin dediklerine gerçekten ben de seyahatimiz boyunca şahit oldum. Ekip hiç lüksün peşinde değil. Girilen her dükkanda indirim reyonlarının etrafındalar. Herkes birbirine iyi bir fiyata bulduğu ürünü tavsiye ediyor. Hatta kafamı ne zaman bir kasaya çevirsem kesin bizden birini pazarlık yaparken gördüm diyebilirim. Bu arada dil konusunu da çözmüşler. İçlerinde çok iyi İngilizce konuşanlar da var, kendine yetecek kadar kelime öğrenerek ihtiyaçlarını karşılayan da.

ARTIK BİR GEZGİN GİBİLER
Kafileye dair diğer bir izlenimim de birbirlerine olan destekleri diyebilirim. Herhangi birinin en ufak bir sorunu, anında herkesin problemi haline dönüyor. Dağda bayırda hep kol kola halindeler. Sabahları gemide yapılan kahvaltı sırasında hazırlanan sandviçleri gün boyu birbirleriyle paylaşıyorlar. Dahası var otobüs yolculuklarında sürekli birileri ellerinde kuruyemiş torbalarıyla koltuk koltuk geziyor. Hatta bu ikramlar sırasında "Ölen kocamın ruhuna bir Fatiha okursanız sevinirim" diyeni de duydum. Birbirlerine bu denli destek olma halleri aslında tam bir gezgine döndüklerini de gösteriyor. Seyahat konusunda tecrübeli bir ekip. Herkes buluşma ya da hareket saatlerine tam olarak riayet ediyor, kimse bir kuralı çiğnemiyor yani aslında ülkemizi de gittikleri yerlerde güzel bir şekilde temsil ediyorlar. Öyle ki gemideki yemekler malum dünya mutfağı; ama bizim ekip şeflere ve garsonlara anında helal yemek konusunda kırmızı çizgiyi çekti. Kâh verilen bahşişler kâh da güler yüzlerle Bursalı arkadaş grubu, yemeklerini de güzel şekilde halletti.

CAMDAN GÖRÜP ÖZENİYORDUM
Dönelim kafiledeki diğer bazı isimlere. Ayşe Bölükbaşı bu turlara başlama hikayesine dair şunları söyledi: "Bu ekibin Bursa'dan ilk toplanıp hareket ettiği yer evimin tam karşısı. Yaz kış demeden toplanıp toplanıp bir yerlere gittiklerini görüyordum ve 'Bunlar nereye gidiyorlar, keşke ben de aralarında olsam' diyorum. Sonunda bu dileğim kabul oldu ve bir şekilde ekiple tanışıp ben de o otobüse binmeye başladım..." Kadın gezginlerden Naciye Örnekal da "Ben aslında tek de geziyorum. Ama tabi ki böyle kafile ile gezmek çok daha keyifli oluyor. Çocuklarım sağ olsun çok destekliyor" diyor... Son olarak şu anekdotla haberi tamamlayalım: Yolculuğumuz sırasında bir kişiye tansiyon ilacı lazım oldu. Hemen teyzelerden biri çantasındaki ilaç paketini verdi. Karşı taraf "Hepsine gerek yok" deyince o da "Hepsi sende kalsın benim de ihtiyacım yok. Hem benim tansiyonum sadece görümcemi görünce çıkıyor, o da burada yok" şeklinde cevap verdi. Yani kafileyi şöyle özetleyebilirim: Tatlı dilli, güler yüzlü, sorumluluklarını bilen güçlü kadınlar...