Cesur ve muhalif tavrıyla Türkiye'de tiyatroya yepyeni bir soluk getiren Tiyatro DOT, 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali için, ilk kitabı
Kinyas ve Kayra'dan itibaren okuyucuyu etkisi altına alan, yeraltı edebiyatının güçlü isimlerinden Hakan Günday'ın
Malafa adlı kitabını sahneye taşımaya hazırlanıyor. Çok büyük bir kuyumcuda geçen, tezgâhtarların satış için çevirdiği her türlü oyunu gözler önüne seren kitabını oyunlaştıran Hakan Günday, yeni baştan yarattığını ifade ettiği
Malafa oyunu ile en başta kitabı okuyanları oldukça şaşırtacak. Oyunu yöneten ve birlikte birçok projeye imza atacaklarını belirten Murat Daltaban'a göre, DOT'un varlığı, Hakan Günday ile tamamlandı.
- Hakan Günday için Tiyatro DOT, Tiyatro DOT için Hakan Günday ne ifade ediyor?
-
H.G. Benim için DOT, öncelikli olarak yaratıcılığı, yaratıcılık adına hiçbir şeyden vazgeçmemeyi ve cesur olmayı temsil ediyor. Onlar için iyi gösteri o kadar önemli ki, yanında gelebilecek hiçbir sınırı kabul etmiyorlar. Dolayısıyla insanlara bazen korkutucu ve zor gelebiliyor. İşin güzeli de onlar bütün bunları, sadece bir kafatasının içinde değil, kalabalık biçimde sahnede yapıyorlar. Sahne düzenlerinden seyirci sayısına kadar her şey o kadar matematiksel olarak ayarlanmış ki, onların dünyasına girmeniz tek bir adımda oluyor. Ben bunu yaşadıktan sonra, nasıl bunun bir parçası olabilirim diye düşündüm. Çünkü ben aynısını kâğıt ve mürekkeple yapmaya çalışıyorum. Onlarla karşılaşmak, benim için büyük şanstır.
-
M.D. Hakan'ın edebiyatı o kadar güncel ve güçlü ki. 90'ları ve 2000'leri yaşamış biri için, Hakan bir hazine. 90'lar ve 2000'lerin kaosunu son derece naif bir estetikle patlatıyor. Sonra o ufak patlamalar üst üste gelip büyük bir coşkuya sebep oluyor. Kitap okurken, çok rastladığım bir şey değildi bu. Hakan'ın hikâyelerini okurken, benim tarif edemediğim bir şeyi çok şık biçimde tarif etmiş olduğunu görüyorum. Zor bir şey yapıyor. Türk Edebiyatı'nda açılmamış bir yolu açarak gidiyor. Bizim tiyatroda çabaladığımız şeyi, o edebiyatta yapıyor.
-
H.G. Evet. DOT da bunu yapıyor. Kendi yolunu açarak, çok yüksek bir ormanda ağaçları devirerek gidiyor.
-
Tam bir uyum yakalamışsınız...
-
M.D. Bir yazarla yönetmenin uyumlu olması genelde mümkün olmayabilir. Benim için arkadaşlık edebilmek de çok önemli. Sanat dışında da, beraber zaman geçirebiliyoruz. Bu bir şans.
-
Peki, nasıl bir araya geldiniz?
-
M.D. Zargana çok sevdiğim bir roman.
Zargana ile ilgili, Hakan'la tanışmayı arzu ettim. Yazar, tek başına çalışan biri olduğu için, onun dünyasına çabuk girilebilir mi tereddüdünü yaşıyordum. Hakan, beni ve DOT'u çok çabuk dünyasına dahil etti. Gerçekten onun enerjisiyle bir araya gelmek çok kolay oldu.
-
H.G. Ben DOT'un yaptıklarına hayran kaldım. Tek önemli şeyin bir hikâye anlatmak olduğu dünyada, herkes benim dostum. Murat'ı yıllardır tanıyormuş, yıllardır beraber çalışıyormuşuz gibi hissediyorum. O da anlattığı ne olursa olsun, belli bir estetikle anlatmak istiyor ve gerisini kesinlikle düşünmüyor, bu benim için çok önemli.
-
Hakan Günday'ın altı kitabı arasından, neden Malafa'yı seçtiniz?
-
M.D. Zargana'yı sinema projesi olarak sordum Hakan'a, çok mutlu oldu. Bunu konuşurken, başka bir roman için üzerine atlamak istemedim. Ama o teklif etti. Festival için oyun yapmayı düşünürken, Hakan '
Malafa'yı düşünür müsün?' dedi.
-
Hakan Bey, kitaplarınızda kullandığınız dil, okuyucuları oldukça etkileyen, şaşırtan ve bu yüzden tekrar tekrar okunmasını sağlayan farklı bir üsluba sahip. Kitabınızı, oyun metni hale getirirken, bu cümleleri çıkarmak sizin için zor olmadı mı?
-
H.G. Bir karar vermem gerekiyordu,
Malafa'nın öyküsünü nasıl anlatacağıma dair. Kitabın ağızda bıraktığı acı bir tat vardır. Aynı zamanda
Malafa, içinde bir karnavalı da barındırır. Seçtiğim taraf, biraz daha karnaval olan taraf. Ben elimden geldiğince acı bir karnaval yazmaya çalıştım. Hem esas büyüleyici olan hem de insana 'en nihayetinde sadece alışveriş, ne gerek var bu kadar şeye' dedirten taraftır. Ama hayatımızda bütün alışverişler için yapılan karnavallar, sokaklardaki reklam panolarının sayısı kadardır. O karnavalı vermeye çalıştım.
-
M.D. Hakan, mütevazı davranıyor. Romandan tiyatro metnine uyarlarken, başkası bu kadar rahat olamaz. Bu başka türlü bir deha. Çünkü en büyük problem, yazdığın şeye tapınmakta başlıyor. Romanda kurduğu yapıyı, biçim olarak teatral bir yapıya dönüştürürken romanına acımasızca yaklaşabilmiş biri Hakan. Tiyatro metni olarak gördüğümde çok şaşırdım. Romanı okuyanlar, oyunu seyrettiğinde çok farklı bir şeyle karşılaşacak.
-
Hakan Günday'ın ve DOT'un en büyük ortak özelliği, sunduğu eserlerde sansüre yer vermemesi.
-
H.G. İnsanlar, genelde bu sansürü kendi akıllarında hisseder. Kendilerini durdururlar. Bu normaldir. Ama bunu kırmak, okyanusa açılan yoldur. Bu, zaten çok uzun zaman önce Murat'ın zihninde kırıldığı için, ortaya böyle bir eser çıkmış. Çünkü DOT'un kendisi bir eser.
-
M.D. Aslında sanatın her dalında, otosansürle mücadeleye başlamak gerekiyor. Çünkü bu diret kendi yaşam biçimimizi etkiliyor. Sansür, kendi kıskaçlarımızdan başlıyor.