Yeni bir
Ramazan ayının hilali göründü ve biz artık o mübarek zamanın içindeyiz. Sadece Müslümanlar mı? Bu ayın anlamını bilen, bu ayın gerektirdiği saygı ve sorumlulukla onu karşılayanlar Müslümanlar olduğuna göre, görünüşte sadece onlar. Fakat dünyanın yaratıldığı andan itibaren Ramazan'ın var olduğunu dikkate aldığımızda, aslında bütün dünya bu ayın bereketinden pay alıyor; bu ayın taşıdığı anlam bütün evreni baştan sona kuşatıyor. Bir Müslümanın idrak ettiği şey, her varlığın bilinçli ya da bilinçsiz şekilde iştirak ettiği hakikatin farkına varmaktan ibarettir. Ramazan evrenin ayıdır ve dünya bu ayla birlikte yeni bir iklime girmiştir. Biz Ramazan'a merhaba derken, o da bizi sonsuz rahmetiyle kuşatmış; kalplerimizi, evlerimizi ve şehirlerimizi sarmıştır. Oruç tutmamız Ramazan'ı bir karşılama, bu rahmete iştirak etme, hayatın yemek ve içmenin dışındaki lütufları düşünme imkanı olarak ortaya çıkar. Müminler oruç tutmakla bir iddia sahibi olurlar. Yaşamak insan için yemek ve içmekten daha büyük, daha gerçek ve daha derin anlam taşır. Oruç yemeği ve içmeği değersizleştirmek değil, yaşamanın gerçek anlamını fark edebilmek için bir durma ve istirahat ayıdır. Oruç yaşamayı yüceltmek, hayatın değerini, değer derinliğini ve kadrini anlamak demektir.
RAMAZAN KURAN-I KERİM AYIDIR
Ramazan ayının müminler için öncelikli anlamlarından birisi, bu ayın rahmet, mağfiret ayı olması kadar ilahi kelamın Hz. Peygamber'e indiği ay olmasıdır. Bir Müslüman için Ramazan Kuran ayıdır ve bu nedenle dikkatini ilahi kelamı okumaya, fakat daha çok da Allah ile insan arasındaki irtibata vererek Allah ile ilişkinin anlamını düşünür. Hz. Peygamber'e vahyin bu ayda gelmeye başlaması aynı zamanda bu ayı bir bilgi, ilham, marifet, hikmet ayı haline getirir. Allah kullarına en çok bu ayda bilgiler ihsan eder, idraklerini açar, fetihler nasip eder. Hz. Peygamber'in bir mağaraya çekildiğinde kendisine gelen vahiy, insanlık için evrensel ve nihai bilgileri getirdi. Fakat bu vahyin idrak edilmesi, bu vahyin kapsamında bilgilerin elde edilmesi Ramazan ayında daha çok olmak üzere devam edecektir. Bu nedenle bu ay Peygamber için vahye mazhar olmak, müminler için ise marifet ayıdır. İtikafın sünnet olarak müminlere öğretilmiş olmasının nedeni budur.
İNSAN ÖLÜMÜ DÜŞÜNÜR
İnsan zihni bedence meşgul edilmediğinde, bedenin ihtiyaçları daha çok da arzularıyla alı konmadığı sürece düşünebilir. Özellikle büyük düşünürler için açlık, bir riyazet yöntemi, zihni bedenden özgürleştirme vasıtası olmuştur. Müslümanlar bunu bir ibadet olarak yerine getirirler fakat neticede orucun hikmeti bu şekilde ortaya çıkar. Ramazan ile insan hayatı düşünür, ölümü düşünür, var olmanın anlamını fark ederek yaşamın derinliğini idrak eder.
ORUÇ EVRENSELDİR
Bütün toplumlarda orucun farklı türleri bilinir, ilahi kelamda oruçtan söz edilirken 'öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı' denilir. İnsanlık genellikle açlığı büyük bir sorun olarak görse bile, tokluk, özellikle yemek ve içmenin düzenlenmesi de başlı başına bir sorundur. Yemek içmek alışkanlığı kadar cinselliğin düzenlenmesi, bütün kültürlerde farklı perhiz kültürlerini doğurmuş, farklı ölçülerde perhizler ortaya çıkartmıştır. Artık günümüzde insanlar beslenmenin büyük kısmının bir ihtiyaçtan kaynaklanmadığını biliyor, özellikle tüketim toplumunda insanlar neden olduğunu bilmedikleri şekilde bir tüketim faaliyeti içinde beden sağlıklarını yitiriyorlar. Bilim adamları artık daha çok az yemekten söz ediyor, ihtiyaç ölçüsünce yemenin gerekliliğini belirtiyorlar. Günümüzde az yemek meselesi daha çok beden sağılığı cihetiyle ele alınmış olsa bile, kadim geleneklerde beden sağlığıyla ruh ve akıl sağlığı birlikte düşünülmüştür. 'Oruç tutun sağlık bulun', gerçekte beden ve ruh-akıl sağlığı ile açlık arasındaki ilişkiyi anlamak demektir.
DÜNYANIN GELECEĞİ ONA BAĞLIDIR
Orucun amaçlarından birisi insan iradesini terbiye ederek basit ve iptidai arzulara karşı aklın ve iradenin yanında olmaktır. Bu bakımdan oruç insana "hayır" demenin ne büyük bir lütuf olduğunu gösterir. Galibe bütün zamanlar içinde yaşadığımız asır, hayır demek ile özgürlük arasındaki ilişkiyi en iyi fark eden asır olacaktır. Çünkü dünyanın geleceği hayır demeyi öğrenmeye bağlıdır, dünyayı ancak 'hayır' diyebilenler, dünyanın bitmez tükenmez arzularına karşı durabilen insanlar değiştirecektir. Hayır demek insanın kendi basit arzularına karşı daha büyük arzular, talepleri arasında bir karar vermesiyle ilgilidir. Üstelik bu kararı alırken insanın kendi aklından başka şahidi de yoktur. Oruç ancak birey olabilen bir insanın ibadeti olabilir.
ORUÇ BEDENİ DEĞİL İRADEYİ GÜÇLENDİRİR
Oruç ibadetinin süresi ne kadardır? Orucun süresi daha doğrusu oruçta aç kalınan süre meselesi yanlış bir şekilde söylenir, bunun neticesinde de ibadet zor kabul edilir, abartılır. Yabancı insanların ve gençlerin oruca aşina olamayışının nedenlerinden birisi budur. Orucun süresi fiilen imsak ile iftar arasındaki süredir. Fakat açlık süresi bu kadar değildir. Oruç hesabını yaparken imsak ile iftar arasındaki vakte dikkate almak yerine, ikinci öğün ile üçüncü öğün arasındaki zamanı hesap etmek gerekir. Mesela gün içinde ikinci öğünü saat 13'de yiyen bir insan için oruçtaki açlık süresi bu vakit ile akşam arasındaki süre kadar olacaktır. Öğlen vaktini doğal bir şekilde erteleyenler için de sürenin o saatten hesap edilmesi gerekir. Demek ki orucun süresi en çok altı veya yedi saat yaz günlerinde ise biraz daha fazladır. O zaman orucu meşakkatli ibadet kılan şey, ihtiyaçlardan daha çok, arzu ve isteklere karşı getirilen yasaklamadır. Zaten orucun amacı da budur: bedeni zayıflatmak yerine, iradeyi güçlendirmekle aklın düşünme vaktini çoğaltabilmek.
KALABALIKTA YALNIZ KALABİLMEK
İslam geleneğinde birey olmak, bunu fark edebilmek için de bireysel ibadetlere yönelmek, öteki dinlere göre daha önemlidir. Birçok ibadet yalnız yapılır, başkasıyla paylaşılmaz, kimsenin ibadete muttali olması istenilmez. Çünkü insan bir yandan insanlarla güçlü bir ilişki kurarken öte yandan iç dünyasında yalnızlığı anlamak, bir fert olabilmek, bireysel zenginliğini fark etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük haddi zatında insan olmanın gereğidir. Oruç bu imkanı insana sunar: Hiç kimse başkasının oruç tutup tutmadığını bilemez, kimse oruca muttali olamaz. Bu nedenle oruç istiğna ibadeti olarak kabul edilir. İnsan oruç sayesinde kendi adına ve kendisi için bir şey yapabilmenin yollarını öğrenir.
BİR GECEYE SIĞAN ÖMÜR
İnsan da tıpkı bir hilal gibi bir takvimde doğar, hayatının en güzel en hoş vakitlerini bir hilal zarafetinde ve sempatisiyle yaşar, çevresinin dikkatiyle büyür gelişir, serpilir. Bunun ardından ise hilal-insan dolunay haline gelir. Dolunay insan hayatının kemaline yürüdüğü evredir. Biz Ramazan ayının ortasında ayı gökyüzünde en mükemmel haliyle gördüğümüzde, iki duyguyu birden idrak ederiz: mutluluk ve keder! Kemaline varan her şey batmaya dönecek, bir gurbet olan bu yolculukta kimse yolda kalmayacak, insanın hayatı ölümle başka bir evreye geçecektir. Böylece Ramazan ayı insan ömrünün bir temsili olarak bize ayna tutar. Öyle ki bazen bir ömür bir geceye sığar, bir gece bir ömür olur, ona da kadir gecesi denilir. Allah bütün insanlığın Ramazan ayının rahmet, bereket ve mağfiret ikliminden nasiplenmeyi ihsan etsin.