Ramazan ayı, İslam dünyasında ibadet, sabır ve paylaşımın zirveye çıktığı kutsal zaman dilimi. Af ve mağfiret kapılarının ardına kadar açıldığı bu mübarek ay dünyanın birçok coğrafyasında farklı şekilde idrak ediliyor. Ramazan yalnızca dini bir takvimden ibaret değil; yüzlerce yıllık kültürel mirasın da sahneye çıktığı özel bir dönem. Aynı hilal dünyanın dört bir yanında görülse de, Ramazan'ın yaşanış biçimi ülkeden ülkeye değişiyor. Sokakları süsleyen ışıklar, sahura kaldıran sesler, toplu iftar sofraları ve çocuklara özgü eğlenceler. Ramazan, her toplumda kendi tarihinin izlerini taşıyan bir kimlik kazanıyor.
FENERLERLE GELEN AYDINLIK
Mısır'da Ramazan denince ilk akla gelen sembol "fanus" adı verilen renkli fenerler. Özellikle
Kahire'de sokaklar, balkonlar ve dükkânlar bu ışıklı süslerle donatılıyor. Çocuklar akşam saatlerinde ellerinde fenerlerle şarkılar söyleyerek dolaşıyor. Yüzyıllardır süren bu gelenek, Ramazan'ın neşesini sokağa taşıyan en canlı unsurlardan biri olarak görülüyor.
SAHUR ÇAĞRISI
Fas'ta "nafar" adı verilen geleneksel görevliler, Ramazan boyunca sahur vakti sokaklarda dolaşıyor. Geleneksel kıyafetleri ve nefesli çalgılarıyla insanları uyandıran nafarlar, ay sonunda mahalle sakinlerinden bahşiş topluyor. Bu uygulama, Osmanlı'dan Kuzey Afrika'ya uzanan eski şehir kültürünün yaşayan bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Pakistan'da Ramazan'ın bitişi, "Chaand Raat" adı verilen hilal gecesiyle kutlanıyor. Kadınlar ve genç kızlar çarşılara akın ederek ellerine kına yakıyor, alışveriş yapıyor. Gece boyunca süren hareketlilik, bayramın habercisi kabul ediliyor. Körfez ülkelerinde iftar vakti geleneksel top atışıyla duyuruluyor. Özellikle Abu Dabi ve Dubai'de sürdürülen bu uygulama, geçmişte saat bulunmadığı dönemlerden kalan bir alışkanlık. Topun sesi, orucun açıldığını ilan eden sembolik bir işaret olarak kabul ediliyor.