Selçuklu Devleti'nde Ramazan ayı, toplumun akışını belirleyen, hayatın akışını değiştiren özel bir dönemdi. Oruç ibadetinin rahat geçirilebilmesi için Ramazan ayının geldiği döneme göre düzenlemeler yapılırdı. Göçebeliğin yaygın olduğu Selçuklu toplumunda Ramazan'ın hangi mevsime denk geldiği büyük önem taşırdı. Oruç ibadetinin daha rahat yerine getirilebilmesi için göç planları buna göre yapılır, daha elverişli iklim şartlarına sahip bölgelere gidilirdi. Ramazan kış aylarına rastladığında Horasan havzasından daha ılıman şehirlere geçilir; yaz sıcaklarına denk geldiğinde ise serin yaylalar tercih edilirdi. Ramazan ile özdeşleşen tatlılar da vardı. Özellikle helva, bu ayın simge tatlılarından biri olarak öne çıkardı. İftar sonrası yapılan helva ikramları zamanla gelenek halini almış, Ramazan gecelerinin vazgeçilmez lezzeti olmuştu. Selçuklu Devleti'nin kudretli hükûmdarı Sultan Alparslan döneminde Ramazan ayında 15 bin dinar sadaka dağıtıldığı kayıtlara geçmiş önemli örneklerden biri olarak gösteriliyor. Bu yardımlar toplumun farklı kesimlerine ulaştırılır, kimsenin mahzun kalmaması için özel hassasiyet gösterilirdi.