Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, lazer göz tedavilerinde standart tek bir yöntemin tüm hastalara uygulanamayacağını vurgulayarak; hastanın yaşı, yaşam tarzı, göz numarası, kornea yapısı gibi birçok faktörün doğru tedavi planlanmasında belirleyici olduğunu söyledi. Op. Dr. Hacıağaoğlu, bakın neler anlattı...
LAZER TEKNOLOJİLERİNDE DEVRİM
Lazer tedavilerinin 30 yılı aşkın süredir güvenle uygulandığını belirten Op. Dr. Hacıağaoğlu, bu alanda gelişen yeni teknolojiler sayesinde kişiye özel planlamaların kolaylıkla yapılabildiğini, özellikle de 'SMILE Pro' gibi yeni nesil lazer teknolojileri ile göz sağlığı alanında devrim niteliğinde gelişmelerin yaşandığının altını çizdi.
9 SANİYEDE OPERASYON
"Her gözün parmak izimiz gibi eşsiz olduğu" prensibiyle, kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerinin günümüz göz sağlığı alanında hasta güveni açısından oldukça önemli olduğunu belirten Op. Dr. Hacıağaoğlu, şöyle dedi: "SMILE Pro, 9 ile 12 saniye içerisinde tamamlanan bir tedavidir. Hasta masaya yattıktan sonra işlemin tamamlanması 5–6 dakika arasında sürer."
İŞLEM SONRASI NET GÖRME
Sistemin robotik cerrahi olmasının, klostrofobik bir ortamın oluşmasının önüne geçtiğini söyleyen Op. Dr. Hacıağaoğlu, SMILE Pro ile yapılan işlemin faydalarını ise şöyle sıraladı: "İşlem sırasında görme hiç kaybolmaz ve ağrı olmaz. Tedavi bittikten sonra hastaların çoğu hiçbir huzursuzluk hissetmez. Aynı gece görme netleşmeye başlar. Ertesi gün hafif bir bulanıklık haricinde hastalar normal programına geri döner. Göz kuruluğu gibi yan etkiler en aza iner."
GÖZ YAPISI UYGUNSA YAPILIYOR
Tüm tıbbi uygulamalar gibi SMILE Pro için de refraktif cerrahi konusunda uzmanlaşmış bir göz hekiminin muayenesinin şart olduğunu söyleyen Op. Dr. Hacıağaoğlu, "Muayene sonrasında göz yapısı uygun kişilerde SMILE Pro ile tüm göz kusurları tedavi edilebilmektedir" dedi.
HEM UZAĞI HEM YAKINI DÜZELTEN YÖNTEM
40–45 yaş üzerindeki hastalarda aynı lazer sistemleri uygulanabilse de bu yaş grubunda yakın görme probleminin (presbiyopi) başladığını hatırlatan Op. Dr. Hacıağaoğlu, "Bu nedenle yalnızca uzağı değil hem uzağı hem yakını düzelten çözümler tercih edilmelidir. Bu grup için en ideal yöntem, göz içi lens değişimidir. Tedavinin aynı zamanda bir katarakt yöntemi olması sebebiyle tek seansta hastanın hem kataraktı tedavi edilir, hem de göz içine konulacak mercek ile uzak ve yakın görme problemi uygun adaylarda giderilir" dedi.
BU VAKALARDA İLK TEDAVİ SEÇENEĞİ LAZER
Op. Dr. Hacıağaoğlu, yaş aralığı ve göz numarasına göre tercih edilen bazı lazer tedavi yöntemlerini örneklerle vererek, şöyle anlattı:
"18–40 yaş arası, 8 dereceye kadar miyop, 6 dereceye kadar hipermetrop ve astigmat olan hasta grubunda lazer tedavisi ilk seçenek olarak kabul edilir. Güncel yaklaşıma göre bu dereceler için öncelikle SMILE Pro tercih edilir. SMILE Pro; korneal biyomekaniği daha iyi koruması, flep oluşturulmaması, daha az kuru göz riski ve hızlı görsel rehabilitasyon sağlaması nedeniyle ön plana çıkar. Hastanın göz yapısının uyguluğu ve konforu göz önünde bulundurulduğunda SMILE Pro ilk tercihtir. SMILE Pro yöntemine uygun olmayan göz yapısına iLASIK yöntemi uygulanabilir. Korneası daha ince olan hastalarda ise yüzeye uygulanan lazer yöntemleri (PRK, LASEK, Trans-PRK) tercih edilebilir."
HANGİ HASTALARA LAZER UYGUN DEĞİL?
Op. Dr. Hacıağaoğlu, 18–40 yaş arası, 8 derece üzeri miyop, 6 derece üzeri hipermetrop ve astigmat hastarında ise lazer tedavisinin uygun olmadığının altını çizerek, şöyle dedi: "Bu hastalarda lazer tedavisi uygun değildir. Kornea yapısı lazere uygun olmayan hastalarda ise göz içi lens (ICL) yöntemi son derece başarılı ve güvenli bir alternatiftir. Göz içi lens cerrahisi tek ve en etkili seçenektir. Göz yapısı uygunsa, ömür boyu kalıcı ve yüksek görme kalitesi sağlayan bir yöntemdir."
TEDAVİ KARARINDA EN ÖNEMLİ ETKENLER
Op. Dr. Hacıağaoğlu, lazer tedavi kararlarında hastanın gözünde ek bir hastalık olmamasının büyük önem taşıdığını belirterek, şunlara dikkat çekti: "Diyabete bağlı retina sorunları, sarı nokta hastalığı, glokom, gece körlüğü gibi durumlar, lazer ve cerrahi kararlarını doğrudan etkiler. Aynı şekilde romatizmal ve metabolik hastalıklar da mutlaka tedavi planlamasında dikkate alınmalıdır."