Dünyagöz Hastaneler Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Başak Bostancı ile ramazanda artış gösterebilen kuru göz hastalığı hakkında konuştuk. Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku alışkanlıkları ile artan ekran süreleri gözyaşı kalitesi ve miktarını değiştirerek, göz kuruluğuna neden olabiliyor, bu kapsamda da göz sağlığı tehlikeye girebiliyor.
İFTAR İLE SAHUR ARASI DENGELİ SU İÇİN
Doç. Dr. Bostancı, ramazan ayında göz sağlığındaki hassasiyetin arttığını belirterek, "Uzun süreli susuzluk ve artan dijital mesai nedeniyle gözlerimiz daha fazla özen bekliyor. Kontrollü ekran kullanımı ve iftar ile sahur arasındaki dengeli sıvı alımı bu dönemdeki gözyaşı kalitemizi korumanın en önemli anahtarıdır" dedi.

BULANIK GÖRMEYİ ARTIRIYOR
Vücudun oruç ile birlikte uzun süre sıvıdan uzak kalmasının gözyaşı üretimini azaltabileceğini belirten Doç. Dr. Bostancı, bu durumun sadece basit bir yanma hissiyle sınırlı kalmadığını belirterek, göz sağlığındaki şu tehlikelere dikkat çekti: "Gözyaşının yağ, su ve müsin tabakalarından oluşan dengesi bozulduğunda; kızarıklık, batma ve kaşıntı gibi şikayetlerin yanı sıra 'görme flüktuasyonu' dediğimiz görme bulanıklıkları meydana gelebilir."

DİYABET ÖYKÜSÜ OLANLAR DİKKAT!
Doç. Dr. Bostancı, özellikle ailesinde diyabet yani şeker hastalığı öyküsü olanların daha da dikkatli olması gerektiğinin altını çizerek, "40 yaş üstü bireyler ve yüksek miyopisi bulunanlar, ramazan öncesi kapsamlı göz taramasını yaptırmadılarsa bile mutlaka ramazan ayı içeresinde göz taramalarını yaptırmaları hayati önem taşır" diye konuştu.

GÖZYAŞI MİKTARI MI YOKSA KALİTESİ Mİ SORUNLU?
GÖZ kuruluğunun tedavisinde tek bir mucizevi ilacın olmadığını, 'Basamaklı tedavi' yönteminin esas alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Bostancı, tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri verdi: "Tedaviye her zaman risk analiziyle başlıyoruz. Hastanın sistemik hastalıklarını (hipotiroidi, diyabet, hipertansiyon), kullandığı ilaçları (antihistaminikler, antidepresanlar, doğum kontrol hapları) ve çalışma ortamını titizlikle inceliyoruz. İhtiyaca göre klinik ortamda uyguladığımız testlerle gözyaşının miktarının mı yoksa kalitesinin mi (buharlaşma süresi) sorunlu olduğunu saptıyoruz. Tedavide eksik olan bileşene göre seçilen suni gözyaşı damlalarının yanı sıra daha ciddi vakalarda antiinflamatuar ilaçlar, kirpik hijyeni için özel şampuanlar ve sıcak kompresler kullanabiliyoruz."
KİRPİK DİPLERİNE 'IŞIK TEDAVİSİ'
Geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda teknolojik çözümlerin devreye girdiğini söyleyen Doç. Dr. Bostancı, bu süreçte nasıl bir tedavi uyguladıklarını ise şöyle anlattı: "Özellikle kirpik diplerindeki yağ bezlerini hedef alan IPL yani 'Yoğun Atımlı Işık' ve maske tedavilerini uyguluyoruz. Bu işlemlerin, elbette ki deneyimli hekimler tarafından uygulanması gerekir. Deneyimli hekimler tarafından yapılan tedaviler, oldukça olumlu sonuçlar veriyor."
'DİJİTAL EKRAN SENDROMU'NA 20-20-20 KURALI
RAMAZANDA vakit geçirmek amacıyla artan dijital ekran kullanımının 'Dijital Ekran Sendromu'nu tetiklediğini hatırlatan Doç. Dr. Bostancı, şu önerilerde bulundu: "Ekran başında daha az göz kırpma, kuruluğu şiddetlendiriyor. Bu noktada basit ama etkili bir göz koruma yöntemi olan 20-20-20 kuralını uygulayabilirsiniz. Her 20 dakikada bir, en az 20 saniye boyunca, yaklaşık 6 metre (20 fit) uzağa bakmak, göz kaslarını dinlendirir ve göz kuruluğunu önlemeye yardımcı olur."