Skolyozun, omurganın önden veya arkadan bakıldığında düz olması gerekirken yana doğru eğrilmesi olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Özkunt, "Bu durum yalnızca omurganın yana eğilmesinden ibaret değildir. Omurların kendi etrafında dönmesi de tabloya eşlik eder. Bu nedenle vücutta çeşitli asimetriler ortaya çıkar" diye konuştu.
YANLIŞ OTURMA OMURGAYA YÜK
LGS bitse de yılların yorgunluğu çocukların üzerinde kaldı. Prof. Dr. Özkunt, sınav hazırlığı nedeniyle uzun süre masa başında oturmanın doğrudan skolyoza yol açmadığını ancak yanlış oturma alışkanlıklarının omurga üzerinde ciddi yük oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Özkunt, "Uygunsuz pozisyonda oturmak omurgaya normalden çok daha fazla yük bindirebilir. Bu durum sırt ve bel ağrılarına neden olurken, mevcut bir skolyozun ilerlemesine ve belirgin duruş bozukluklarına yol açabilir. Öğrencilerin çalışma ergonomisine dikkat etmesi gerekir" dedi.

EN KRİTİK DÖNEM 11-14 YAŞ ARASI
Skolyozun ilerleyici bir hastalık olabileceğini vurgulayan Özkunt, hastalığın en sık ergenlik döneminde görüldüğünü ancak her yaş grubunda ortaya çıkabileceğini söyledi. Skolyozun en sık 10-16 yaş arasında başladığını ifade eden Prof. Dr. Özkunt, hızlı büyümenin yaşandığı 11-14 yaş döneminin kritik olduğuna dikkat çekti.

KIZLARDA RİSK FAZLA
Özellikle kız çocuklarında ilk adet döneminin başladığı yılların eğriliğin ilerlemesi açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkunt, günümüzde skolyoz görülme sıklığındaki artışın bir nedeninin de ailelerin ve çocukların konu hakkında daha bilinçli olması ve erken dönemde sağlık kuruluşlarına başvurması olduğunu söyledi.

TELEFON VE TABLET KULLANIMI RİSK OLUŞTURUYOR
ÇOCUKLARIN saatlerce telefon ve tablet karşısında vakit geçirdiğini belirten Prof. Dr. Özkunt, hareketin azalmasının omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, şöyle dedi: "Uzun süre aynı pozisyonda kalmak, boyun, sırt ve bel ağrılarını artırıyor. Duruş bozukluğu tek başına skolyoza dönüşmez ancak omurgaya yanlış yük binmesi mevcut eğriliğin ilerlemesine neden olabilir."
AİLELER BU BELİRTİLERE DİKKAT ETSİN!
PROF. Dr. Özkunt, skolyozun erken dönemde bazı fiziksel belirtilerle fark edilebileceğini belirterek, ebeveynlere şu uyarılarda bulundu:
■ Bir omuzun diğerinden yüksek olması.
■ Kürek kemiklerinde belirgin asimetri.
■ Bel kıvrımlarındaki eşitsizlik, gövdenin bir yana kayması.
■ Kıyafetlerin vücuda simetrik oturmaması.
■ Öne eğilince sırtın bir tarafında belirgin çıkıntı oluşması.
HER SKOLYOZ AMELİYAT GEREKTİRMİYOR
SKOLYOZ tedavisinin eğriliğin derecesine ve hastanın yaşına göre planlandığını belirten Prof. Dr. Özkunt, her skolyoz hastasının ameliyatlık olmadığını söyleyerek, şöyle dedi: "Eğrilik 40 derecenin üzerine çıkmışsa, hızlı ilerleme gösteriyorsa veya korse tedavisine rağmen artmaya devam ediyorsa cerrahi seçenek gündeme gelebilir. Erken teşhis cerrahi gereksinimini önemli ölçüde azaltabilir. Omurga sağlığını koruyan mucize bir ilaç ya da takviye yok. Düzenli egzersiz, en etkili koruyucu yöntem. Düzenli hareket etmek, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak ve omurgayı aşırı yüklenmelerden korumak büyük önem taşıyor."