Yenidoğan bebeklerin topuğundan alınan birkaç damla kanla yapılan tarama testleri, hayati önem taşıyor. Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Gündüz, bebeklerin canını yakmamak için topuktan kan alındığını anlatarak, "Doğumdan 48-72 saat içinde kurutma kağıdına 4 damla kan alınıyor. Kurutma kağıdına damlatılan kan, sıvı halde tüplerle taşınmıyor. Bu kağıtlar doğrudan Ankara ve İstanbul'daki merkez laboratuvarlara gidiyor" dedi. Topuk kanı taramasının amacının, bebekte henüz hiçbir hastalık belirtisi ortaya çıkmadan erken teşhis koymak olduğunu belirten Gündüz, "Eğer şüphe varsa ve doğrulamak açısından 7. günde tekrar alınıyor. Şüpheli sonuç çıkarsa ilgili çocuk beslenme ve metabolizma kliniklerine gönderiliyor. Hasta tedaviye alınıyor. Topuk kanı sayesinde vücutta zehir etkisi yaratabilecek, çocukta zeka geriliğine veya engelliliğe yol açabilecek toksik maddeleri daha bebeklik döneminde tespit ediyoruz. Çoğu zaman sadece basit bir diyetle veya ilaçla bu maddeleri vücuttan uzaklaştırıyoruz. Eğer bu testi yaptırmazsanız ve bebekte bu hastalık varsa, 6. aydan sonra ortaya çıkacak beyin hasarını, zeka geriliğini ya da işitme kaybını geri döndüremezsiniz. 4 damla bir çocuğun tüm hayatını kurtarıyor. Zamanında yapılmayan taramaların faturası ağır oluyor" ifadesini kullandı.

YILDA 5 BİN BEBEĞİ ETKİLEDİ
Gündüz, Türkiye'de Sağlık Bakanlığının yürüttüğü ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında konjenital hipotiroidi, biyotinidaz eksikliği, fenilketonüri, kistik fibrozis, konjenital adrenal hiperplazi ve SMA'nın tarandığını söyledi. Gündüz, "Taramalar sayesinde ülkemizde yılda yaklaşık 5 bin çocuğun hayatı kurtuluyor. Zamanında müdahale ettiğimizde bebekler tamamen normal, sağlıklı birey olarak büyüyor, üniversiteye gidiyor, evleniyor ve yuva kuruyor" diye konuştu.
ERKEN TANIYLA KURTULDU
Türkiye'de topuk kanı taramasıyla erken teşhis edilen kalıtsal metabolik hastalıklardan biri 'beyin gelişimini olumsuz etkileyebilecek amino asit metabolizması bozukluğu' olarak bilinen fenilketonüri hastalığı. Topuk kanı sayesinde bu hastalığı tespit edilen Meysa Aksu (12), sağlıklı şekilde yaşamını sürdürüyor. Anne Leyla Aksu, kızının diyetlerle, düşük proteinli beslenerek okul hayatını sürdürdüğünü anlattı.