Retina hücrelerinin zaman içerisinde işlevini kaybetmesine yol açabilen bazı kalıtsal ve dejeneratif göz hastalıklarında, kök hücre uygulamaları son yıllarda üzerinde çalışılan yaklaşımlar arasında yer alıyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan ile retina hastalıklarında kök hücre uygulamasını konuştum. Op. Dr. Akkan, uygulamanın her retina hastası için uygun olmayabileceğini ve hasta seçiminin ayrıntılı göz muayenesi sonucunda yapılması gerektiğine dikkat çekti.

DOKUYU DESTEKLİYORUZ
Op. Dr. Akkan, retinanın gözün arka bölümünde bulunan ve görmenin oluşmasında önemli rol oynayan hassas bir sinir tabakası olduğunu belirterek, "Retinadaki hücreler ışığı algılayarak, görüntünün oluşmasına yardımcı olur. Bazı kalıtsal veya dejeneratif retina hastalıklarında bu hücreler zamanla işlevlerini kaybedebilir. Kök hücre uygulamalarında amaç, uygun hastalarda mevcut retina dokusunun desteklenmesine ve görme fonksiyonlarının mümkün olduğunca korunmasına katkı sağlayabilecek bir ortam oluşturmak" dedi.

AYRINTILI MUAYENE ÖNEMLİ
Hasta seçiminin ayrıntılı muayene ile yapılması gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Akkan, "Kök hücre uygulaması değerlendirilirken, yalnızca hastalığın adı değil; hastalığın evresi, retinada meydana gelen hasarın yaygınlığı, görme sinirinin durumu ve hastanın mevcut görme kapasitesi önem taşıyor" dedi.
HER HASTADA FARKLI
Her hastanın aynı sonuçları alamayabileceğini belirten Op. Dr. Akkan, "Aynı retina hastalığına sahip iki kişide bile hücre kaybının düzeyi ve retinanın işlevsel durumu farklı olabilir. Hastalığın çok ileri evrede olduğu veya retina ve görme sinirindeki hasarın belirginleştiği durumlarda uygulamadan beklenen katkı sınırlı kalabilir. Bu nedenle karar, detaylı retina muayenesi ve ileri görüntüleme yöntemleri sonucunda kişiye özel olarak verilmelidir" diye konuştu.

SONUÇLAR KİŞİYE ÖZEL
Kök hücre uygulamasının her retina hastalığında kaybedilen görmeyi geri kazandıran kesin bir yöntem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurgulayan Op. Dr. Akkan, şöyle dedi: "Kök hücre uygulamasının ardından her hastada belirgin bir görme artışı beklemek doğru olmayabilir. Uygulamanın amacı ve elde edilebilecek sonuçlar; hastalığın türüne, evresine ve kalan sağlıklı retina hücrelerinin durumuna göre değişebilir. Bazı hastalarda mevcut görmenin desteklenmesi veya hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılmasına katkı sağlar. Bu nedenle hastalara uygulama öncesinde gerçekçi ve ayrıntılı bilgi verilmesi gerekir."

BİLİMSEL DEĞERLENDİRME VE DÜZENLİ TAKİP
Uygulama öncesinde retina tomografisi, göz dibi görüntülemeleri, görme alanı ve gerekli görülen elektrofizyolojik testlerle retinanın yapısal ve işlevsel durumunun değerlendirildiğini söyleyen Op. Dr. Akkan, şöyle dedi: "Uygulama sonrasında ise hastanın belirli aralıklarla takip edilmesi gerekebilir. Kök hücre alanı gelişmeye devam eder. Kök hücre adı altında sunulan her uygulama aynı bilimsel dayanağa ve güvenlik koşullarına sahip olmayabilir. Bu nedenle uygulamanın bilimsel kriterlere uygun, retina konusunda deneyimli hekimler ve gerekli teknolojik altyapıya sahip merkezler tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Hastaların, kesin sonuç vadeden açıklamalara karşı dikkatli olması gerekir."

HANGİ HASTALAR HEDEFLENİYOR?
Op. Dr. Akkan, nadir görülen halk arasında 'Tavuk karası' ya da 'Gece körlüğü' olarak bilinen Retinitis Pigmentosa (RP) hastalığında kök hücre uygulamasında hangi hastaların hedeflendiğini şöyle açıkladı: "Bu hastalığa, kök hücre uygulaması ile ilgili çalışmalar sürüyor ve görmesini tamamen kaybetmemiş, hâlen canlı fakat uyku hâlinde olan hücrelere sahip hastalar hedeflenmektedir. Uygulamanın temel mantığı; 'Growth faktör' yani büyüme faktörü salgılama kapasitesi olan hücrelerin retinaya yakın göz arkasına enjekte edilmesidir. Tanı ne kadar erken konursa, hücre kaybı artmadan canlı hücrelerin ölümü yavaşlatılabilir, hatta durdurulabilir ve uyku modundaki hücreler yeniden aktif hâle getirilebilir. Kök hücre uygulaması 6 ay ile 2 yılda bir tekrarlanabilir. Birincil amaç hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak veya durdurmak; ikincil amaç ise hastanın mevcut görme keskinliğini korumak ve bazı hastalarda iyileşme sağlayabilmektir."
KÖK HÜCRE
Op. Dr. Akkan, kök hücrelerin vücudumuzdaki en küçük yapı taşı hücreler olduğunu belirterek, şöyle dedi: "Kök hücreler; kemik iliği, diş pulpası, plasenta, amniyon sıvısı ve göbek kordonu gibi farklı dokularda bulunur. Bunlardan en güçlü olanlar göbek kordonundan elde edilen 'Mezenkimal' kök hücrelerdir. Kendi kendini yenileyebilme ve farklı hücrelere dönüşebilme özellikleri sayesinde tıbbi açıdan önemli bir potansiyele sahiptir."