Gözün damardan zengin orta tabakasının iltihaplanması ile oluşan üveit hastalığı, gözün iç ve dış tabakalarını da etkiliyor. Dünyagöz Hastaneleri Üvea Bölüm Başkanı Prof. Dr. Merih Oray ile bir araya geldim. Prof. Dr. Oray, kalıcı görme kaybına bile neden olan sinsi bir hastalık olan üveit hastalığını anlattı. Göz içi iltihaplanması olan üveitin her yaşta görülebildiğini ve zaman zaman ataklar şeklinde tekrarlayabildiğini belirten Prof. Dr. Oray, hastalığın seyrinin kişiden kişiye değişebileceğini söyledi.
AİLE GİBİLER
Yıllardır baktığı yüzlerce hastanın yakın takibi nedeniyle hastalarıyla çocukluktan kurduğu bağın yetişkinlikte de sürdüğünü belirten Prof. Dr. Oray, "Kendimize 'üveit ailesi' diyebiliriz. Bu hastalıkta takip süreci çok önemli olduğu için hastalarımın her anına tanıklık ediyorum" dedi.

KIZARIKLIK VE IŞIK HASSASİYETİ
Üveitin, gözde kızarıklık, ağrı, ışık hassasiyeti, bulanık görme ve göz önünde uçuşan siyah noktalar gibi şikâyetlerle kendini gösterebildiğini söyleyen Prof. Dr. Oray, "Ancak özellikle gözün arka bölümünü etkileyen türlerinde belirgin kızarıklık veya ağrı görülmeden görme azalması ortaya çıkabiliyor" dedi.

BUNLARI ÖNEMSEYİN
Prof. Dr. Oray, üveit riskini yönetmek ve olası bir atağın neden olabileceği hasarı en aza indirmek için şu uyarılarda bulundu:
Göz kızarıklığında uzman bir göz hekimine başvurulmalı. Rastgele damla kullanmak teşhisi geciktirir ve hasarı artırır.
Romatizma, sedef veya iltihaplı bağırsak hastalığınız varsa mutlaka detaylı göz muayenesinden geçin. Bu hastalıklar üveitin en yakın dostudur.
Gıda hijyenine önem verin. İyi pişmemiş etlerden ve kirli meyvelerden bulaşan parazitler (toksoplazma) doğrudan göze yerleşebilir.
Göz çevresinde zona geçirdiyseniz, bu virüs gözde de benzer bir enfeksiyona yol açarak üveiti tetikleyebilir.
Aşırı stres, uykusuzluk ve kötü beslenme bağışıklık sistemini yorarak, pasif haldeki üveiti uyandırabilir.

ROMATİZMAL HASTALIKLAR ÖNEMLİ
Üveitin bazı hastalarda yalnızca gözle sınırlı kalabilirken; Behçet hastalığı, ankilozan spondilit, romatizmal hastalıklar, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı enfeksiyonlarla ilişkili olarak da gelişebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Oray, şöyle dedi: "Hastanın eklem ağrısı, ağız yarası, cilt bulguları, geçirdiği enfeksiyonlar ve kullandığı ilaçlar, hastalığın nedeninin araştırılmasında yol gösterici olabiliyor. Altta yatan hastalığın belirlenmesi hem uygulanacak yaklaşımın seçilmesi hem de yeni atakların önlenmesine yönelik planlama açısından önem taşıyor. Gerektiğinde farklı uzmanlık alanlarının birlikte değerlendirme yapması gerekebiliyor."
KONTROLLER ERTELENMEMELİ
Kontrol altına alınmayan üveitin; katarakt, göz tansiyonu, retina tabakasında sıvı birikimi ve kalıcı görme kaybı gibi komplikasyonlara yol açabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Oray, "Üveit tanısı koyarken, tüm bulguları bir dedektif gibi takip ediyoruz. Tüm ipuçlarını değerlendiriyoruz. Teşhis koyduktan sonra takip sıklığı ise üveitin türüne, önceki ataklara, uygulanan tedaviye ve gözde oluşan bulgulara göre değişebiliyor. Geç muayene kalıcı görme kayıplarına yol açabilir. Daha önce üveit tanısı alan kişilerin yeni başlayan görme azalması, ışık hassasiyeti, ağrı veya uçuşma şikâyetlerinde kontrollerini ertelememesi gerekir" dedi.
ÇOCUKLARIN DÜNYASINI KARARTABİLİYOR
Çocuklarda kalıcı görme kaybına neden olan sinsi bir hastalık olan üveit, en çok da çocukluk çağı eklem romatizması bulunanlarda ağır seyrediyor. Prof. Dr. Oray, "Eklem romatizması olan çocuklarda komplikasyon gelişmeden erken tanı konulması çok önemli. Bu nedenle sık göz taraması yptırmaları şart. Aksi halde dünyaları kararabilir. Fark edilmeden sinsice ilerleyen bu hastalığın tekrarlamasını önlemek için altında yatan sebeplerin de araştırılması şart" dedi.
GÖZ ANJİYOSU İLE DETAYLI MUAYENE
Hastaların yalnızca mevcut şikâyetlerine göre değil; göz muayenesinde saptanan iltihabi bulgulara ve gerekli durumlarda ileri görüntüleme sonuçlarına göre değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Oray, şöyle dedi: "Optik koherens tomografi, göz anjiyografisi, özel göz fotoğrafları ve laser flaremetre gibi ek görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır. Bu görüntüleme teknikleri hastalığın gözün hangi bölümünü etkilediğinin ve aktivitesinin belirlenmesine yardımcı olabiliyor. Özellikle moleküler testler ve gelişmiş görüntüleme cihazları sayesinde, eskiden gözden kaçan detayları anında saptıyoruz."
İLTİHABI YOK ETMEK GEREKİR
Tedavi için çok çeşitli güncel ilaçlar bulunduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Oray, şunları söyledi: "Kortizonlu damlalar, göz bebeğini büyüten damlalar kullanıyoruz ama bu damlalar gözün arkasını yeterince tedavi edemediği için gerekli hallerde enfeksiyon kaynaklı olmayan üveitlerde göz içine veya çevresine kortizon iğnesi, ağızdan veya damardan kortizon tedavisi, romatizma hastalıklarında da kullanılan bağışıklık sistemini baskılayıcı hap, iğne, serum tedavileri uyguluyoruz. Üveit tedavisinde hedef sadece o anki atağı baskılamak değil gözdeki iltihabı ve eşlik eden eklem romatizması hastalığını da beraberinde tedavi ederek iltihabın bir daha hiç tekrarlamamasını sağlamaktır."
HEDEFE ODAKLI BİYOLOJİK İLAÇ DEVRİMİ
KALICI görme kaybına bile neden olabilen üveitin, geçmişte ağır kortizonlu ilaçlarla tedavi edilirken, günümüzde hedefe odaklı biyolojik ilaçlarla tedavi edildiğinin altını çizen Prof. Dr. Oray, "Bağışıklık sistemini düzenleyen 'biyolojik ilaçlar' sayesinde vücudun kendi göz dokusuna saldırması engelleniyor. Ancak, tedavinin başarısı hastanın disiplinine de büyük ölçüde bağlı. 'İyileştim' diyerek, tedaviyi yarım bırakmak hastalığın çok daha şiddetli bir atakla geri dönmesine neden olabiliyor" diyerek, uyardı.